Medineweb Forum/Huzur Adresi

Medineweb Forum/Huzur Adresi (https://www.forum.medineweb.net/)
-   İslami Kavramlar (https://www.forum.medineweb.net/838-islami-kavramlar)
-   -   Al,Alu Muhammed (https://www.forum.medineweb.net/islami-kavramlar/3077-alalu-muhammed.html)

MERVE DEMİR 02 Mayıs 2008 23:04

Al,Alu Muhammed
 
ÂL, ÂLU MUHAMMED
Hz. Peygamber (s.a.s.)'in ailesi, ehl-i Beyt. Âl, ehil kelimesinden dönüşmüş olup, sözlükte; serap, âile, hısım, tabi ve taraf anlamlarına gelir. Ehlin çoğulu ehâlî'dir. Bir erkeğin evinde oturanlara "ehl-i beyt", bir mezhebi benimseyenlere "ehl-i mezheb", bir kimsenin hanımına "erkeğin ehli" denir. Âl ve ehil eş anlamlıdır. Ehlü'n-Nebî (s.a.s.) tabiri, Hz. Peygamber'in hanımları, kızları ve damadı Hz. Ali'yi yahut Resulullah'ın hanımları ile "ÂL" denilen erkeklerden ibaret olup torunlar ve zürriyetler buna dahildir. "Ehlü'l-Enbiyâ", her peygamberin ümmeti, demektir. Ehil, genel anlamlı bir isim olup, bir neseb, bir din, bir san'at, bir ev veya bir belde bağı ile meydana gelen insan topluluğu demektir (İbn Manzûr, Lisanü'l-Arab; Şemseddin Sami, Kâmus Tercemesi "âl" maddeleri).
Âlu Muhammed onun aile fertleri, hanımları veya hısım olsun olmasın dînine tabi olan kimseler demektir. Kur'an-ı Kerim'de bu anlamda kullanılmıştır.
"Nuh'a; her hayvan türünden birer çift, daha önce helâkine hükmettiğimiz hariç, aile fertlerini ve îman edenleri gemiye yükle, demiştik" (Hûd, 11/40).
"Nuh (a.s.) dedi: Ey Rabbim şüphesiz ki oğlum âilemdendir" (Hûd, II/45). Yüce Allah şöyle buyurdu: "Ey Nuh, o senin ailenden değildir. Çünkü o, iyi olmayan bir amelin sahibidir"(Hûd, II/46). Burada, "senin ailenden değildir" sözünün anlamı "senin dînine tabi olanlardan değildir" demektir.
Bütün namazlarda okunması sünnet olan "Allahümme salli ve bârik" duâlarında "Ey Allah'ım, Muhammed (s.a.s.)'e ve Muhammed'in aile fertleri (âli)'ne iyilik ver..." (Buhârî, Tefsîru Sure, 33/10, Enbiyâ, 10, Deavât, 31,32; Müslim, Salat, 65, 66, 69, Tefsîru Sure 33/23, Vitr, 20; Ebû Dâvud, Salât, 179) şeklinde Âlu Muhammed'e dua edilmektedir.
Ebû Hüreyre'den rivayete göre, Allah Resulü torunu Hz. Hasan'ın toplanan zekât hurmalarından bir tanesini ağzına götürdüğünü görünce; "Sen Muhammed'in aile fertleri (âl)'nin zekât malı yemediklerini bilmiyor musun?" buyurdu ve ağzından hurmayı çıkardı (Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, V, 292, Hadis no: 739).
Hz. Peygamber çeşitli vesîlelerle kendisine ve aile fertleri (âl)'ne zekâtın helâl olmadığını bildirmiştir (Müslim, Zekât, 161, 168; Nesâî, Zekât, 95, 97, 98, Mâlik, Muvatta', Sadaka, 13; İbn Hanbel, I, 200). İbnü'l-Esîr (ö. 630/1232) bu konuda şöyle demiştir: "Âlü'n-Nebî (Hz. Peygamber'in aile fertleri) hakkında görüş ayrılığı vardır. Bunlar, kendilerine zekât almanın helâl olmadığı kimseler olup, çoğunluğun görüşüne göre "ehl-i beyt" sayılan kimselerdir (İbn Manzûr, a.g.e., 11, 38).
Ebû Hanîfe ile İmam Mâlik, "Âlu Muhammed" kaps----- özellikle Hâşimoğulları'nın girdiği görüşündedir. Hâşimoğulları da; Alî, Abbâs, Câ'fer, Akil, Hâris b. Abdülmuttalib ve çocuklarıdır. Ancak Mâlikî mezhebinde daha sonra bu sınır genişletilmiş, "En yakın kavim ve hısımlarını azap ile korkut" (eş-Şuarâ, 26/214) ayeti nazil olunca Allah Resulü'nün İslâm'a çağırdığı kimseler "Âlu Muhammed" sayılmıştır. Hatta bazı âlimler bütün Kureyş'i bu kapsama almışlardır .
Hz. Peygamber'in hanımları da ehli beytten sayılmıştır. Çünkü ayette onlara "Ey peygamberin ev halkı. Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip, sizi tertemiz yapmak ister " (el-Ahzâb, 33/33) diye hitap edilmiştir. Ayrıca onlar, bütün müminlerin anneleri sayılmıştır (el-Ahzâb, 33/6).
Diğer yandan Hz. Peygamber, Humme denilen su başında, ümmetine iki ağırlık (önemli şey) bıraktığını, bunlardan birisinin Allah'ın kitâbı olduğunu belirttikten sonra şöyle buyurmuştur: "İkincisi ehl-i beytimdir. Size ehl-i beytim hakkında Allah'ı hatırlatırım (bu sözü üç defa tekrarlamıştır)" (Müslim, Fedâilü's-sahâbe, 4; İbn Hanbel, Müsned, II, 114, IV, 367; Dârimi, Fezâilü'l-Kur'an, 1).
Şia âlimleri Hz. Peygamber (s.a.s.) in ehl-i beytini, Hz. Fâtıma'ya onun kocası Hz. Alî'ye, oğulları Hasan'la Hüseyin'e ve Hz. Hüseyin'in neslinden gelen dokuz kişiye bağlama eğilimindedirler. Hz. Hüseyin (ö. 61/680), Hz. Ömer (ö. 23/643) devrinde Pers İmparatoru Yezdecird'in kızı Şahbânî ile evlenmişti. Onlar ehl-i beyte* kapsamlı veras-i velâyet, masumluk ve gaybı bilme gibi birtakım sıfatlar isnat ederler. Halbuki bu sıfatların bir kısmını Allah'u Teâlâ bazı peygamberlere bile vermemiştir.
Hanefîlere göre Hâşimoğulları'ndan olan Hz. Alî, Abbâs, Câ'fer Akîl ve Hâris b. Abdülmuttalib ailelerine zekât olsun, sadaka olsun vermek caiz değildir. Yalnız atiyye kâbilinden yapılacak nafile yardımı caiz görenler vardır.
Hz. Peygamber, zekâtı malın kirden arınması saymış olup, ileride kendi hısım ve akrabasının bu mallardan yemesini önlemek istemiştir. Çünkü bu durum, onları tufeylî bir yaşayışa itebilir, halk nezdinde küçük düşürebilirdi. Çünkü o biliyordu ki, yaktığı hidayet meşâlesi insanlığı aydınlattıkça, bunun tabiî ve pek büyük minnettarlığından evlâd ve ahfâdı istifâde derdine düşebilirdi. Konulan mâlî yükümlülüklerden, önce kendileri yararlanmak isteyebilirlerdi. Halbuki o, İslâm'ı tebliğ ve yayma hizmeti karşılığında ne kendisinin ve ne de aile fertlerinin dünyada maddî mükâfat görmelerini istemiyordu. Bu konudaki rehberi şu ayetti: "Ey Muhammed, sen onlara şöyle de: "Ben Allah'ın dinini tebliğe karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ben sizden ancak salih amellerle Allah'a yaklaşmayı sevmenizi istiyorum." (eş-Şûrâ, 42/23).
Hamdi DÖNDÜREN

Emekdar Üye 02 Mayıs 2008 23:04

Al,Alu Muhammed
 
ÂL, ÂLU MUHAMMED
Hz. Peygamber (s.a.s.)'in ailesi, ehl-i Beyt. Âl, ehil kelimesinden dönüşmüş olup, sözlükte; serap, âile, hısım, tabi ve taraf anlamlarına gelir. Ehlin çoğulu ehâlî'dir. Bir erkeğin evinde oturanlara "ehl-i beyt", bir mezhebi benimseyenlere "ehl-i mezheb", bir kimsenin hanımına "erkeğin ehli" denir. Âl ve ehil eş anlamlıdır. Ehlü'n-Nebî (s.a.s.) tabiri, Hz. Peygamber'in hanımları, kızları ve damadı Hz. Ali'yi yahut Resulullah'ın hanımları ile "ÂL" denilen erkeklerden ibaret olup torunlar ve zürriyetler buna dahildir. "Ehlü'l-Enbiyâ", her peygamberin ümmeti, demektir. Ehil, genel anlamlı bir isim olup, bir neseb, bir din, bir san'at, bir ev veya bir belde bağı ile meydana gelen insan topluluğu demektir (İbn Manzûr, Lisanü'l-Arab; Şemseddin Sami, Kâmus Tercemesi "âl" maddeleri).
Âlu Muhammed onun aile fertleri, hanımları veya hısım olsun olmasın dînine tabi olan kimseler demektir. Kur'an-ı Kerim'de bu anlamda kullanılmıştır.
"Nuh'a; her hayvan türünden birer çift, daha önce helâkine hükmettiğimiz hariç, aile fertlerini ve îman edenleri gemiye yükle, demiştik" (Hûd, 11/40).
"Nuh (a.s.) dedi: Ey Rabbim şüphesiz ki oğlum âilemdendir" (Hûd, II/45). Yüce Allah şöyle buyurdu: "Ey Nuh, o senin ailenden değildir. Çünkü o, iyi olmayan bir amelin sahibidir"(Hûd, II/46). Burada, "senin ailenden değildir" sözünün anlamı "senin dînine tabi olanlardan değildir" demektir.
Bütün namazlarda okunması sünnet olan "Allahümme salli ve bârik" duâlarında "Ey Allah'ım, Muhammed (s.a.s.)'e ve Muhammed'in aile fertleri (âli)'ne iyilik ver..." (Buhârî, Tefsîru Sure, 33/10, Enbiyâ, 10, Deavât, 31,32; Müslim, Salat, 65, 66, 69, Tefsîru Sure 33/23, Vitr, 20; Ebû Dâvud, Salât, 179) şeklinde Âlu Muhammed'e dua edilmektedir.
Ebû Hüreyre'den rivayete göre, Allah Resulü torunu Hz. Hasan'ın toplanan zekât hurmalarından bir tanesini ağzına götürdüğünü görünce; "Sen Muhammed'in aile fertleri (âl)'nin zekât malı yemediklerini bilmiyor musun?" buyurdu ve ağzından hurmayı çıkardı (Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, V, 292, Hadis no: 739).
Hz. Peygamber çeşitli vesîlelerle kendisine ve aile fertleri (âl)'ne zekâtın helâl olmadığını bildirmiştir (Müslim, Zekât, 161, 168; Nesâî, Zekât, 95, 97, 98, Mâlik, Muvatta', Sadaka, 13; İbn Hanbel, I, 200). İbnü'l-Esîr (ö. 630/1232) bu konuda şöyle demiştir: "Âlü'n-Nebî (Hz. Peygamber'in aile fertleri) hakkında görüş ayrılığı vardır. Bunlar, kendilerine zekât almanın helâl olmadığı kimseler olup, çoğunluğun görüşüne göre "ehl-i beyt" sayılan kimselerdir (İbn Manzûr, a.g.e., 11, 38).
Ebû Hanîfe ile İmam Mâlik, "Âlu Muhammed" kaps----- özellikle Hâşimoğulları'nın girdiği görüşündedir. Hâşimoğulları da; Alî, Abbâs, Câ'fer, Akil, Hâris b. Abdülmuttalib ve çocuklarıdır. Ancak Mâlikî mezhebinde daha sonra bu sınır genişletilmiş, "En yakın kavim ve hısımlarını azap ile korkut" (eş-Şuarâ, 26/214) ayeti nazil olunca Allah Resulü'nün İslâm'a çağırdığı kimseler "Âlu Muhammed" sayılmıştır. Hatta bazı âlimler bütün Kureyş'i bu kapsama almışlardır .
Hz. Peygamber'in hanımları da ehli beytten sayılmıştır. Çünkü ayette onlara "Ey peygamberin ev halkı. Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip, sizi tertemiz yapmak ister " (el-Ahzâb, 33/33) diye hitap edilmiştir. Ayrıca onlar, bütün müminlerin anneleri sayılmıştır (el-Ahzâb, 33/6).
Diğer yandan Hz. Peygamber, Humme denilen su başında, ümmetine iki ağırlık (önemli şey) bıraktığını, bunlardan birisinin Allah'ın kitâbı olduğunu belirttikten sonra şöyle buyurmuştur: "İkincisi ehl-i beytimdir. Size ehl-i beytim hakkında Allah'ı hatırlatırım (bu sözü üç defa tekrarlamıştır)" (Müslim, Fedâilü's-sahâbe, 4; İbn Hanbel, Müsned, II, 114, IV, 367; Dârimi, Fezâilü'l-Kur'an, 1).
Şia âlimleri Hz. Peygamber (s.a.s.) in ehl-i beytini, Hz. Fâtıma'ya onun kocası Hz. Alî'ye, oğulları Hasan'la Hüseyin'e ve Hz. Hüseyin'in neslinden gelen dokuz kişiye bağlama eğilimindedirler. Hz. Hüseyin (ö. 61/680), Hz. Ömer (ö. 23/643) devrinde Pers İmparatoru Yezdecird'in kızı Şahbânî ile evlenmişti. Onlar ehl-i beyte* kapsamlı veras-i velâyet, masumluk ve gaybı bilme gibi birtakım sıfatlar isnat ederler. Halbuki bu sıfatların bir kısmını Allah'u Teâlâ bazı peygamberlere bile vermemiştir.
Hanefîlere göre Hâşimoğulları'ndan olan Hz. Alî, Abbâs, Câ'fer Akîl ve Hâris b. Abdülmuttalib ailelerine zekât olsun, sadaka olsun vermek caiz değildir. Yalnız atiyye kâbilinden yapılacak nafile yardımı caiz görenler vardır.
Hz. Peygamber, zekâtı malın kirden arınması saymış olup, ileride kendi hısım ve akrabasının bu mallardan yemesini önlemek istemiştir. Çünkü bu durum, onları tufeylî bir yaşayışa itebilir, halk nezdinde küçük düşürebilirdi. Çünkü o biliyordu ki, yaktığı hidayet meşâlesi insanlığı aydınlattıkça, bunun tabiî ve pek büyük minnettarlığından evlâd ve ahfâdı istifâde derdine düşebilirdi. Konulan mâlî yükümlülüklerden, önce kendileri yararlanmak isteyebilirlerdi. Halbuki o, İslâm'ı tebliğ ve yayma hizmeti karşılığında ne kendisinin ve ne de aile fertlerinin dünyada maddî mükâfat görmelerini istemiyordu. Bu konudaki rehberi şu ayetti: "Ey Muhammed, sen onlara şöyle de: "Ben Allah'ın dinini tebliğe karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ben sizden ancak salih amellerle Allah'a yaklaşmayı sevmenizi istiyorum." (eş-Şûrâ, 42/23).
Hamdi DÖNDÜREN

Elem* 12 Mayıs 2009 00:05

RE: Al,Alu Muhammed
 
Nuh'a; her hayvan türünden birer çift, daha önce helâkine hükmettiğimiz hariç, aile fertlerini ve îman edenleri gemiye yükle, demiştik" (Hûd, 11/40).


SAAT: 02:49

vBulletin® Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.

User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.2.6 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2025 DragonByte Technologies Ltd.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320