Medineweb Forum/Huzur Adresi

Medineweb Forum/Huzur Adresi (https://www.forum.medineweb.net/)
-   Psikoloji (https://www.forum.medineweb.net/861-psikoloji)
-   -   Minnet: Psikolojik Sağlığın Sessiz Ölçütü (https://www.forum.medineweb.net/psikoloji/39264-minnet-psikolojik-sagligin-sessiz-olcutu.html)

Hâdimul İslam 13 Şubat 2026 11:22

Minnet: Psikolojik Sağlığın Sessiz Ölçütü
 
İyilik duygusu gerçekten içsel bir huzura dönüşebilir mi? Minnet, psikolojik sağlığın ölçütü olabilir mi? Peki, sevgiyi bile gölgeleyen nankörlük, insanı mutsuzluğa mahkûm eder mi?
Prof. Dr. Erol Göka yazdı.

Yaşlandıkça, insan olarak ömrümüz boyunca yapabileceğimiz iyilikler kadar sağlam ve güvenli bir mutluluk yolu olmadığına ilişkin fikrim pekişiyor. Dinî ve ahiret inancı olanlar, şöyle ya da böyle zaten öte-dünya hayatımızı bu şekilde biçimlendireceğimizi düşünüyorlardır. Ben fazladan olarak yaşantılarımdan edindiğim bilgi ve tecrübeye dayanarak, yapılan iyiliğin, ölüm sonrasına kalmayıp bu dünyada da, hiç değilse, iç-dünyamızda mutlaka karşılığını bulacağını düşünüyorum. Size biraz naif gelebilir, ama ekonomiden dış politikaya siyasetimizi ve kendi hayat felsefemizi esasen “iyilik” üzerine oturtursak işlerin hepimiz için daha yolunda gideceğine inanıyorum. Bu fikirlerim şurada dursun.

Söz iyilikten açıldığında, özellikle bizim alanımız olan psikolojik bilimlerde birçok sorunun ardı ardınca sökün edeceğinin farkındayım. Yapılan iyiliğin karşıdaki insanda uyandırdığı hissiyat olan minnet, herkeste aynı şekilde mi ortaya çıkıyor? Kimi insanlar, varoluşlarının debelendiği haset anaforunda minnet duymakta, kadir kıymet bilmekte zorluk çekmiyorlar mı? İyiliğin sahiden bir gücü varsa bunu, insanın doğumundan itibaren gelişimi içinde, psikoloji teorilerinin ışığında nasıl delillendirmek gerekir? Böyle birçok soru… Ama madem sohbet kıvamında başladık, öylece sürdürmeye gayret edeyim.

Psikolojik sağlığın iki ölçütü

Bana göre psikolojik sağlığın, daha doğrusu karşımızdaki insanın sağlıklı bir kişilik yapısına sahip olup olmadığını anlamanın iki ölçütü var. İkincisinden başlayalım. Görünüşte aklı başında olan, belirgin bir ruhsal rahatsızlığa düçar olmuş izlenimi vermeyen bir kimsenin psikolojik bakımdan durumunu kestirmeden test etmek istiyorsanız, onun, çocuklara ve gençlere karşı hislerine ve duygu ve düşüncelerine bakmalısınız. Psikolojik bakımdan sağlıklı insan, şu dünya hayatındaki ikametimizin geçici olduğunu bilir, faniliğin künhüne vakıftır. Bu bilgi ve vukufiyetini, dünyanın acemi mukimleri çocukları ve gençleri samimiyetle sevgisinde dışa vurur. Hayat hakkındaki bilip öğrendiklerini onlara sevgi ve şefkatle öğretmek, kendi yaşadığı zorlukları onların çekmemesini ister. Aynı şekilde neleri kaçırdığını onlardan öğrenmek için çabalar. O yüzden kim ki, çocukları ve gençleri hiç sevmiyor, onların varlıklarına bile tahammül gösteremiyorsa o kimseye bir mim koyun. Bu kişi, faniliğini yeterince idrak edemediği için, kendisinde menzile bir adım daha yaklaştığı hissi uyandıran çocuklardan ve gençlerden hazzetmiyordur büyük ihtimalle.

Bilerek ikincisinden başladım zira psikolojik sağlığın birinci ölçütü o kadar net ve kapsayıcı ki, bir başka ölçüte lüzum bile yok. Haddi zatında sözünü ettiğim ikinci ölçüt de birinciyle yakından bağlantılı. Birinci ölçütümüz hasetle, daha doğrusu onun tam zıddı minnet hissiyle ilgili. Minnet hissinin gelişimini, psikolojik sağlığın temel ölçütü olarak görüyorum. Bir kimsenin kendisine yapılan iyiliğe verdiği cevap, onun psikolojik olgunluğu hakkında en sağlam kaynaklarımızdan. Mesleki bilgi ve tecrübem, bir kimsenin psikolojisine normal, kişiliğine sağlıklı diyebilmemiz için onda, belli ölçülerde şükran duygusunun, minnet hissinin gelişmiş olmasını şart koşuyor. Kendisine bahşedilen hayat nedeniyle Yaratıcısına samimiyetle şükreden, başka insanlardan, diğer canlılardan gördüğü iyilikler karşısında içtenlikle teşekkür edebilen kimse hakkında içiniz büyük ölçüde rahat olabilir.

Bir kimsede minnet hissi, ne kadar eksikse o eksikliğin yerini haset ve tamahkarlık, açgözlülük doldurur. Hasislik kadar apaçık görülebilen bir psikolojik hal daha yoktur. Hasis insan, minnet duygusu iyi gelişmediğinden içtenlikle teşekkür etmeyi beceremez. Dünyadan, hayattan, herkesten alacaklı gibidir. İstekleri karşılandığında teşekkür edeceğine anında yeni bir istekle karşınıza dikilir. Arada teşekkür benzeri beyanları olsa bile bunun yapmacık olduğunu, içine sinerek söylenmediğini hemen anlarsınız.

Minnet: Hem erdem hem haz

“Minnet” diyor André Comte-Sponville, “erdemlerin en hoşudur ama en kolayı değildir.” Bu etkileyici cümleden, bizim hep psikolojik bir kavram olarak ele aldığımız “minnet”in aynı zamanda bir erdem olduğunu, hoş olmakla birlikte pek de kolay olmadığını öğreniyoruz. Comte-Sponville, devamında minnetin bir “haz” olduğunu da söyleyerek psikolojik bakışa yaklaşıyor. Ona göre minnet, “hissedilen sevincin yankısı olan bir sevinç gibidir, fazla bir mutluluğa eklenen bir mutluluk daha gibidir.” Ve minnet hakkında güzel bir başka güzel cümlesi: “Erdemlerin en hoşu ve hazların en erdemlisidir.”

Minnet hem ahlaki hem psikolojik niteliklere sahipse, psikolojik boyutundan önce ahlaki olanı ele almak daha elzem. Minnet bir erdem zira bir insani davranışa verilen bir karşılık o. Minnetle karşılık veririz ama bizden bir şey alıp götüren bir verme değildir tam tersine yaşantının doyumsuz bir usaresi geriye bizde kalır.

Minnettarlığı, iyiliğe iyilikle karşılık vermekle karıştırmamalıyız. İyiliğe iyilikle mukabelede bulunmak, şüphesiz insan ilişkilerinin devamlılık kazanmasında, bağların güçlenmesinde çok önemli bir pekiştirici ama minnet hissetmek onunla birebir aynı değil. Minnet hisseden, bir karşılık verir ama ölçülebilir, maddi bir karşılık, somut bir beklenti değildir o. Öylece yapılan, iç-dünyamızda kendiliğinden ortaya çıkan, oluverendir.

Sadece samimiyetle sevinçli bir karşılık vermekle de sınırlı değil minnet. Minnet duyduğumuzda, şükran hissettiğimizde ya da içten bir teşekkür ettiğimizde, böyle bir yaşantıya vesile olan kimseyle paylaşıyoruzdur mutluluğumuzu. O bizim iyi hissetmemize neden olmuştur biz de “ona madem öyle sen de benim bu vesileyle yaşadığım şu hoşluktan buyur” der, paylaşırız iyi hissedişimizi. “Sevgi”nin bu alışverişten, sevinç yankılanmasından daha net gözüktüğü bir başka insani hal var mıdır? Sanmıyorum. Başka türlü olsaydı, bizim için yapılanı görmezden geldiğimiz, yaşantı vadisinde bir iyiliği sevinçle yankılamadığımız halleri, “nankörlük” gibi sevginin tam karşısında yer alan bir sözle adlandırmazdık.

Minnet eksikliği: Nankörlük, hasislik

Nankör, almış, almayı becermiş ama vermeyi bir türlü başaramayandır. “Nankör!”, “Nankörlük etme!”… Bir insana sevgiden, sağlıklı insan iletişiminden bihaber olduğunu, sadece kendisini ve sadece geleceği düşündüğünü bunlardan daha berrak ifade edebilen başka kelime yoktur. Bunları söylediğimizde, söz de bitmiştir zaten, dahası gerekmez. Bencilin de bencilidir nankör; bencillikte nankörlükten daha öteye gidilemez. Minnet edebilen insan, sevgiyi yaşayabilmesinin yanında mütevazılığı de başarabildiğini gösterir. Onun sayesinde her sevginin aynı zamanda bir mütevazılık içerdiğini de idrak ederiz.

Peki, hep kendini ve geleceğini düşünür, kimseyi, kendisine yapılan iyilikleri görmeden, sürekli alacaklıymış gibi yaşayıp giden, nankörlüğü hayat stratejisi olarak benimsemiş insan, mutlu mudur?

Belki bazıları öyleymiş gibi görünebilir ama nankörlerin asla başaramayacakları bir şey varsa o da mutlu ve huzurlu olabilmektir. Minneti, sevgiyi, mütevazılığı becerebilmiş, bu sayede mutluluğu, sükûnu yakalayabilmiş insanlardan farklı olarak nankörler, hep tedirgin ve endişe içindedir. Her an yeni bir hesabın, yeni bir alacak peşine düşmenin tatmin olmaz şeytanı dolaşır zihinlerinde. Hayattan da insanlardan da alacakları hiç bitmez; yaşamayı alacaklarını tahsil ettikleri asla gelmeyecek bir yarına erteler dururlar. O kadar gelecekle ilgilidirler ki ne şimdiyi ne geçmişi akıllarının ucundan bile geçirmezler, hasislikleri dinmez, tamahkârlıkları yatışmaz. İyilik etmek amacıyla yaşayan, gördüğü iyiliklerin karşısında minnet hissedebilen insanların yaşama sevincinin zerresi nankörlerin semtine bile uğramaz. Hayatları hayat değildir.

Oysa minnet
Minnet duyabilen, hiçbir karşılıksız beklemeksizin iyilik için çabalamanın hayattaki en güçlü neşe kaynaklarından olduğunu idrak etmiş insan, nankör gibi hayatı borç olarak yaşamaz. Kendisine yapılan iyiliklerin kıymetini bildiği içindir ki, en büyük lütfun hayat olduğunu derinden kavramıştır. Hep şükür kapısının eşiğindedir, hep huzurdadır. Böyle olduğu için daha kolay baş eder hayatın derdiyle, mihnetiyle. Daha kolay bastırır, sol yanındaki endişenin her an vesvese veren tıpırtısını. Kalp atışlarını duymadan, nefes alışlarını fark etmeden, sağlık ve huzur içinde yaşar gider.

Ama dalkavuklukla minneti de karıştırmamalı, kula kulluğu minnet sanmamalıyız. Dalkavukluk, minnet değil, ahlaksızlıktır. Hakiki minnet, her zaman adalet ve iyi niyet ile birlikte olur, ancak hepsi birlikte sevince sevinç, sevgiye sevgi ekleyebilir.


SAAT: 15:28

vBulletin® Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.2.6 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2026 DragonByte Technologies Ltd.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327