Medineweb Forum/Huzur Adresi

Medineweb Forum/Huzur Adresi (https://www.forum.medineweb.net/)
-   Tevhid Ve Şirk Konuları (https://www.forum.medineweb.net/652-tevhid-ve-sirk-konulari)
-   -   Onlar Allah'ı Bilmeyen Kimseler Değillerdi (https://www.forum.medineweb.net/tevhid-ve-sirk-konulari/36961-onlar-allahi-bilmeyen-kimseler-degillerdi.html)

Hâdimul İslam 20 Ocak 2021 23:42

Onlar Allah'ı Bilmeyen Kimseler Değillerdi
 
Bedir günü "Allah'ım akrabalık bağlarımizı kopardı, bilinmeyen birşey getirdi bize. Yarın onu mahvet. " diye dua edip Allah'tan zafer isteyen; hatta savaştan vazgeçirmek için gelen Utbe b. Rebia 'nın gönderdiği Hakim b. Hazzam'a: "Asla!...Allah'a andolsun ki, Allah bizimle Muhammed arasında hükmünü belitene kadar geri dönmeyiz." diyen azılı müşrik cehaletin, cahiliyenin babası Ebû Cehildi.

Müşrik olan Zühreoğullari'na, "Ey Zühreogulları Allah mallarınızı korudu ve arkadaşımız Muhrika b. Nevfel'i kurtardı." Diyen Ahnes b. Şüreyk müşrikti.

Bedir' de oğluyla birlikte Kureyşlilere kesimlik develer gönderen Ebû Eyma b. Ruhsa el Gifari'nin "şayet isterseniz size silah ve adam yardımında bulunabilirim" teklifine : "Sen akrabalık görevini yerine getirdin, üzerine düşeni yaptın. Andolsunki eğer biz insanlarla savaşacaksak, onlardan geri kalır tarafımız yok (güçlüyüz). Yok eğer Muhammed'in ileri sürdüğü gibi, Allah'a karşı savaşacaksak, hiç kimsenin gücü Allah'a yetmez" diyen Kureyşli müşriklerdi.

Arapların şirki Allah'ı inkar etmek, O'nun hakkında gerçek ve yeterli bilgiye sahip olmama şeklinde değildi. Onlar bu gerçegi biliyorlardı. İlahlık gerçeğine dair düşünceleri ve her münasebette bu gerçegi ifade etmeleri böyleydi işte.
Onlar Allah'ı bilmeyen kişiler değillerdi.

Hiçbir gücün Allah'a yetmeyeceğinden de habersiz değillerdi. Onların gerçek şirkleri òncelikle; hayat sistemlerini, toplumsal yasalarını, tanıdıkları, bildikleri yüce Allah'tan başkasından edinmekle somutlaştırmaktı. Ve onlarda ataları İbrahim'in dinine mensup doğru yolda kimseler olduklarını ileri sürüyorlardı.

İbadet ettikleri bilinen putlara ise kesinlikle yüce Allah'ın ilahlığına benzer bir ilahlık isnat etmiyorlardı. Kuran şöyle der:" Allah'ın dışında dostlar edinenler, bunlar bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz derler."Zümer,3 Putlara ilişkin düşüncelerinin düzeyi buydu.Onlara sadece Allah katından birtakım aracılar gözüyle bakıyorlardı.

Onların gerçek şirkleri buradan kaynaklanmıyordu. Onların esas şirkleri hakimiyette ortaya çıkıyordu. İnançta değil.
Yüce Allah'ın hakimiyetini birlemedikçe, sadece inanç ve ibadet insanı müslüman etmeye yetmiyor. Arap müşrikelrle farkını ortaya koyup "Allah'tan başka ilah olmadığına Muhammed O'nun kulu ve Rasulü" olduğuna şahitlik etmenin anlamını kavramak gerekmektedir.

Hâdimul İslam 17 Temmuz 2025 08:41

Kur'ân nazil olduğu sırada, Araplar genel olarak “Allah” adı ile tanıdıkları bir yüce Tanrı'yı kabul ediyorlardı. Bu son derece açık bir husustur. [204]Ancak burada sorulması gereken bir soru var: Onların, Allah adıyla tanıdıkları bu yüce Tanrının, kendilerinin tapınma hayatlarında işgal ettiği yer ne idi? Gerek dinler tarihi kaynakları ve gerekse Kur'ân-ı Kerim'in verdiği bilgilere bakınca onların, sıkıştırıldıkları sırada, varlığını teorik planda itirafa mecbur kaldıkları Allah, fiili yaşayışlarında aktif olmayan, pasif bir varlıktı. Dolayısıyla Mekke müşriğinin zihin dünyasındaki “Allah” lafz-ı bî medlul (içi boşaltılmış bir kavram) idi. Onlar sıkıştırma halinde, akıl ve fıtratlarının gereği olarak ikrara mecbur kaldıklarında veya sadece denizde boğulma gibi bir ölüm kalım durumunda O'nu hatırlıyorlardı. Fakat bunların dışında, fiilen “Allahsız” yaşıyorlardı.

Allah, çok uzakta olan bir yaratıcı idi. Onu unutmuşlardı. Tapınmalarını değişik isimlerle yâd ettikleri “yarı tanrılar” vasıtasıyla yerine getiriyorlardı.

Arap yarımadasında bulunan Yahudilerde, Hristiyanlarda ve cahiliye Araplarında ortak bir özellik olarak, gözü kör edercesine atalara ve ataların yaşayan temsilcisi olarak kabilelerin efendilerine itaat anlayışı esastı. Bu durumun tam bu noktada mutlaka ifade edilmesi gerekir. Bu itaat; kitlenin dini, sosyal ve hatta ekonomik hayatının yegâne belirleyici unsurudur. Yasak-serbest, doğru-yanlış, haram-helal sınırlarını belirleme yetkisi tartışmasız bir biçimde bu efendilere aittir. Bu efendiler kendilerine teslim olmuş kitlelerden öylesine güç almışlardır ki, bundan böyle onları sınırlayacak hiçbir gücün olmadığına inanmışlar ve buna göre davranır hale gelmişlerdir, işte Kur'ân’ın bu çerçevede onlar için uygun bulduğu nitelik; kendilerine gösterilen itaat ve güvenden hareketle, hakka ve hakikate başkaldırmaya sevk eden lider anlamında [207] “tağuttur”. [208]
Tağut durumunda olan efendiler, kendilerine güvenen ve itaat eden kitleyi peşlerine takarak, her türlü azgınlığa sevk edebilmektedirler. Hatta insanlar arasında hadis olarak meşhur olmuş, “İnsanlar meliklerinin dini üzerindedir” sözü, Arapların bu anlayışlarını yansıtan atasözlerinden birisidir. [209] Ancak ölüm ve statü değişimi sonucu oluşan yeni şartlar, yeni lider, yeni ilah ve yeni ibadet tarzı oluşturabilmektedir.

Bu durum, birçok ilahın ve farklı ibadet tarzlarının doğmasına sebep olmuştur. Dolayısıyla nüzul dönemi Arap yarımadasında görülen ve Kur'ân tarafından şirk olarak değerlendirilen birçok davranış tarzının ilk örneklerini, geçmiş atalarının davranış ve anlayışlarında bulmak mümkündür.

Nitekim Mekke putperestliğinin atalar geleneğinde yer alan bir anlayış ve davranış tarzı olduğu, Kur'ân-ı Kerim'in, Arapların ataları olan Hz. İbrahim'in Allah'a dua ederken, çocuklarının putperest olmamaları için yakarmasından anlaşılmaktadır:
“Hani, İbrahim: “Ey Rabbim” demişti, “Bu beldeyi emin kıl; beni ve çocuklarımı putlara (asnâm) tapmaktan ebediyen uzak tut!” [210]
“Hani, o babasına ve kavmine ''Nelere kulluk ediyorsunuz?” diye sormuştu. Onlar da: “Putlara kulluk ediyoruz“ (asnâm) diye karşılık verdiler “ve her zaman kendini onlara adamış kimseler olarak kalacağız.” [211]

Burada üzerinde durulması gereken bir başka husus da şudur: Taştan, odundan, madenden yapılmış timsallere veya yerine göre hayvanlara tapınmanın, gök cisimlerini ilah edinmenin mantığı nedir? Dönemin insanları bu varlıklara doğrudan, bizatihi maddi varlıkları için mi ibadet ediyorlardı, yoksa bunlar birer sembol değer olarak mı kabul ediliyordu? Bu konu üzerinde araştırma yapan hemen herkesin ulaştığı sonuç, hiçbir varlığa, sırf kendisi için tapılmadığı gerçeğidir. Her put kendi içinde belirli anlamlar taşıyan bir semboldür. Taştan veya tahtadan yapılan bir puta el sürmek veya ona boyun eğmek, gerçekte bizzat onun kendisine değil ama ona yüklenen anlama göre, ulaşılmak istenen maksada yakınlaşmak demektir.[212] Bunu zaten Mekke müşrikleri de, “Biz putlara ibadet ediyoruz, çünkü onlar Allah katında makbul olan şahısların sembolleridir, bundan dolayı biz onların şefaatlerini umuyoruz,” sözleriyle ifade etmektedirler.[213]

Bu anlayışın etkili bir örneği Nûh (71) suresi 23. âyetinde konu edinilmiştir. “Çünkü onlar (kendilerine uyanlara): “Tanrılarınızı hiçbir zaman terk etmeyin. Ne Vedd, ne Suvâ', ne Yeğûs, ne Ye'ûk ve ne de Nesr'i terk etmeyin!” demişlerdi.” Burada tanrı (âlihe) olarak bahsi geçen bu beş isim, îbn Abbas'ın naklettiğine göre, geçmişte salih olduğuna inanılan bazı insanların, mesajlarını kendilerine hatırlatacak sembolleri olarak yapılmış, fakat daha sonra medlulleri unutularak, kendilerine tapınılmıştır. Ancak bu tapınma olayında maksat, putların yüceliğine ve üstünlüğüne karşı bir boyun eğiş değil, yaşamış olan salih kimseleri tazimdir. Böylece onlar, Allah katında kendilerine şefaatçi olurlar düşüncesiyle putlara tapıyorlardı. Bu konuyla ilgili olan; “Biz onlara ancak, onlar bizi Allah'a iyice yaklaştırsınlar diye tapıyoruz” [214]âyetinde kastedilen hususun da bu olduğu müfessirler tarafından söylenmiştir.[215]

Üslup ve semantik açıdan şefaat/Yaşar Düzenli


SAAT: 00:50

vBulletin® Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.

User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.2.6 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2025 DragonByte Technologies Ltd.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320