Gürültülü Bir Çağın İçinde Nezaket
Nezaket, hiç karşılık beklemeden iyilik yapmak, bir başkasının ihtiyacını o an için kendi ihtiyacının önüne koymak veya bir başkası için o an cömert olabilmektir.
Kendi benliğini aradan çıkarabilmek, kendi benliğini o an için silebilmektir. Kibarlığın nezaketin illa da kendinden çok fazla büyük bir şey vermek olması gerekmiyor.
Çoğu zaman, bir başkasını düşünmeyi içeren diğerkâm bir davranış, bir tebessüm de nezakettir, hal hatır sormak nezakettir. O anda yanından geçerken yorulduğunu düşündüğünüz bir işçiye bir emekçiye “kolay gelsin, hayırlı işler” demek bir nezakettir.
Nezaket göstermek zaman zaman bir zayıflık olarak algılanıyor, bilhassa sosyal medyada buna fazlasıyla vurgu yapılıyor. Oysa insanlara incelik göstermekle neyi kaybediyoruz ki? Nezaket göstermekle muhatabımızda bir değişim yaratamasak dahi, nazik insan her daim kazanır.
Yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir saygı yoktur.
Nezaket büyük şeyler yapmak değil, başkasını düşünmek ve küçük incelikler göstermekle ilgilidir.
Bir tebessüm, bir selam ya da ‘kolay gelsin’ demek bile insanın dünyasını değiştirebilir. Gerçek içtenlik ve saygı asla boşa gitmez; er ya da geç karşılığını bulur.
Nezaket, insana kaybettirmeyen tek inceliktir.
Gürültülü bir çağın içinde “önce sen” diyebilme cesaretidir.
Bazen bir tebessüm, bazen bir “kolay gelsin” kadar sade ama o kadar da dönüştürücüdür.
İnsan inceldikçe eksilmez;
bilakis ruhu genişler, kalbi derinleşir.✨
Enaniyetin en yüksek seviyede yaşandığı şu devirde böylesi güzel vasıflara sahip olmak ancak eşrefi mahlukat olan insanın yapabileceği incelik ve zarafettir.
Dünyamızı güzelleştirmek de nezaketten geçer.Bu yüksek değere sahip insanların yanında yamacında oluvermek elzemdir.
"
Dönünce bütün gövdesiyle dönen peygamberimizin müsafaha yaparken karşısındaki elini çekmeden elini çekmeyişini anımsayın nezaket deyince..