Erik Bahçesi ve Ortadoğu’nun Kaderi
Bir ermeni, bir kürt ve bir türk, bir erik bahçesine erik araklamaya girerler. Ama pat diye bahçenin sahibi gelir.
Bahçe sahibi önce ermeni’ye döner:
“Türk ve Kürt benim din kardeşim, sen ne hakla eriklerimi yersin?”
Ve onu cezalandırır.
Sonra kürt’e döner:
“Bu adamla ben aynı millettenim, sen ne hakla eriklerimi yersin?”
Ona da bir güzel ceza verir.
En sonunda türk’e döner:
“Bahçe benim, toprağı ben işledim. Sen ne hakla eriklerimi yersin?”
Ve onu da cezalandırır.
Üçü de dayak yemiştir. Otururken türk’ün kafası dank eder:
“Biz başta ermeni’yi dövdürmeyecektik.”
Bu fıkra sadece kimlik üzerinden kurulan bir mizah değildir.
Bu, parçalayarak yönetmenin hikâyesidir.
Ortadoğu’na bakın: Libya, Yemen, Afganistan, Filistin, Suriye, Irak… ve sıra İran’a, son nokta Türkiye.
Sözde İslam ülkelerinin nüfusu binlerce, ama İsrail mikro boyutuyla başladı; Konya kadar toprakla… nihai hedefi Arz-ı Mevud.
İran’a, Irak’a, Suriye’ye ve Türkiye’nin iki bölgesine yayılan bir işgal hayali… ve bu hayal birer birer gerçekleşiyor.
Sondan ikinci adım İran, sonuncu Türkiye. Türkiye bunu adı gibi bilir.
ABD eşkiyası Ortadoğu’da mafyavari, finansal destekçisi İsrail ile adım adım ilerliyor.
ABD ve İsrail nereye el attıysa, o ülkenin yer üstü ve yer altı tüm kaynaklarına el koydu.
Hangi ülkeye girdiyse, biz Müslüman ülkeler bir kulp bulduk:
“Bu Şii, bu Vahhabi, bu anti-Osmanlı, bu terör destekçisi…”
“Gebersinler.”
Birazcık Gazze’ye kulp bulamadıklarından, sloganlarla geçiştirdiler.
Arka planda Gazze’ye inen kurşunların parasını da ödediler.
İsrail, terör devleti olarak görünürken, arka planda halkın gazını aldı.
Ticaret, istihbarat ve ekonomi ortaklığı devam etti.
“Mitinglerde küfür edeceğim, idare edin; aslında biz kankayız” siyaseti yürüdü.
Irak savaşında ABD askerlerine fahişeleri yollayıp şirinlik yapan ABD’nin finoları, İtilaf Arap emirlikleri değil miydi?
Türkiye lideri, İsrail’in çıkarlarına negatif herhangi bir girişimde bulunursa karşısındayız diyerek icazet almadı mı?
ABD bizim samimi müttefikimiz değil miydi?
İsrail’in ticaretinin yüzde 20’sini bizzat Türkiye karşılamıyor muydu? Hani terör devleti idi?
Saddam Halepçe’yi ve Kürt katliamını yaparken, onlar “PKK’lardır, teröristtir, gebersinler” demedik mi?
Esad Hama’da Kürt katliamı yaparken de öyle değil mi?
Kaddafi linç edilirken seyredip geviş getirmedik mi?
Yıllarca İran-Irak kardeş savaşını izlemedik mi, ambargolara alkış tutmadık mı?
Kürtler, PKK ve uzantılarından korkup kırk yıldır süren zulümlere bir an ara verdiler mi?
PKK ile işbirliği yapmadık mı, hem de ülkücü-faşist dil ile?
Ahlak, iman, merhamet, kardeşlik, strateji tamamen çıkarlar mıydı?
Allah’a hesap unutuldu mu?
Namaz kadar farz olan İslam kardeşliği nerede kaldı?
Kimi kandırıyorsunuz: Allah’ı mı, kendinizi mi, kitlenizi mi?
İran’a da kılıf bulduk:
“Onlar Şii, gebersinler.”
Elin siyonisti süper başarılı ilerliyor.
Parçalayarak ihtilaf sokuyor, tek tek…
Mezhep ne zaman din oldu?
Bazı Şii fırkaları mürteddir kabul ediliyor, ama İran Caferileri ile birkaç noktada ihtilafımız varsa kafir mi sayacağız?
Caferiler ile Sünniler arasındaki ihtilaflar, Şafiiler ile Hanefiler arasındakilerden daha çok değil mi?
Şafi Hanefiyi, Hanefi Maliki’yi mürted mi ilan edecek?
Siyaset yok, strateji yok, ahlak yok, ilim yok, irfan hiç yok.
Binmişiz İsrail mikrobuna, saldır looo, kıyamete gidiyoruz.
Ey Müslümanlar, gönlümüz sizden yana, ama ekmeğimiz İsrail ekonomisine bağlı; ezikliğinden ne zaman kurtulacağız?
İhtilafları köşeye bırakmak gerekmez mi?
Karşımızda Yahudi var, Siyonist var, tek tek yok ediliyoruz.
Uyanmayacak mıyız?
İhtilaf zamanı mı, ittifak zamanı mı?
Elin gavuru Rusya, Çin, Kore kadar da mı İran’a sahip çıkmayacak Müslümanlar?
Hz. Musa’nın ayetleşen duası:
“Allah’ım, içimdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme.”
Ve işte burada, Erik bahçesi fıkrasının mesajı devreye giriyor:
Birini “bizden değil” diye yalnız bırakırsanız,
Sonra diğerini “bizim kadar değil” diye ayırırsanız,
En sonunda kapı size de çalınır.
Bu, sadece Ortadoğu’da değil, her kriz noktasında geçerli.
Zaman kaybediyoruz.
Her gecikme, sıranın bize gelmesini hızlandırıyor.
Eğer bugün harekete geçmezsek, tarih bizi sadece izleyen değil, kaybeden taraf olarak yazacak.
Durup düşünmek yetmez.
İttifak kurmak, aklı işletmek, iç meseleleri çözmek zorundayız.
Çünkü Erik bahçesinde olduğu gibi, herkesin günü gelecektir — ve o gün geldiğinde hazırlıksız olan kaybeder.
Muhsin Arslan
4 nisan 2026
[Linkler Ziyaretçilere Kapalıdır.Giriş Yap Veya Üye Olmak için TIKLAYIN...]