Medineweb Forum/Huzur Adresi

Medineweb Forum/Huzur Adresi (https://www.forum.medineweb.net/)
-   Namaz-Abdest-Teyemmüm (https://www.forum.medineweb.net/210-namaz-abdest-teyemmum)
-   -   Sabır ve Namaz (https://www.forum.medineweb.net/namaz-abdest-teyemmum/14592-sabir-ve-namaz.html)

FECR 28 Mayıs 2009 14:34

RE: Sabır Aktif Bir Direniştir
 
Yokluğa sabır kolaydır. Ama varlığa sabır zordur.

Belgin 24 Eylül 2009 09:00

Iztırap karşısında sabır imandandır!
 
“Bir yakınımızın, anne, baba veya evlâdımızın âhirete intikalinde üzüntümüz ne derece olmalı? Veya nasıl olmalı ki, imanımıza zarar gelmesin?”

Kur’ân’da peş peşe gelen üç âyet var ki, sıkıntıya düşenlerin, musîbete uğrayanların, ayrılık, acı ve ölüm yaşayanların hiçbir zaman unutmayacağı mesaj, müjde ve tesellileri taşıyor. Kur’ân diyor ki:

“And olsun ki, Biz sizi bir takım korkularla ve açlıklarla ve mal, can ve mahsul eksikliğiyle imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele. O sabredenler ki, başlarına bir musîbet geldiğinde, ‘Biz Allah’ın kullarıyız, Allah için yaşıyoruz ve muhakkak Allah’a döneceğiz’ derler. İşte Rablerinin mağfiret ve rahmeti onların üzerinedir. Hidayet (doğru yol) üzere hareket edenler de onlardır.” 1

Allah’a inanıyoruz, Elhamdülillah. Kur’ân’a inanıyoruz. Resûlullah Efendimize (asm) inanıyoruz. O halde bize Allah tarafından gelen dertleri de, devaları da, acıları da, müjdeleri de baş tâcı yapacağız. Allah acı vermesin. Ama acıyı sadece biz çekmiyoruz. Peygamber Efendimiz (asm), bir beşerin çekebileceği acıların tamamını çekti. Meselâ; babasız doğdu. Altı yaşında annesi vefât etti. On iki yaşında dedesi vefat etti. Peygamberlik süreci başladığında o vahşî kavmin içinde yapayalnızdı. Bir amcasına dayanıyordu. O da kendisine iman etmemişti. Her türlü cefâya katlandı. Yollarına diken serptiler, mübarek vücuduna saygısızca ve sevgisizce taşlar attılar, kanattılar, yaraladılar, üzerine işkembeler koydular, hakâret ettiler, sövüp saydılar. Defalarca öldürmeye teşebbüs ettiler. Nihayet, tek dayanağı olan amcasını kaybetti. Çok sevdiği eşi Hazret-i Hatice validemizi (ra) âhirete gönderdi. Hazret-i Hatice’den (ra) dünyaya gelen üç oğlu Kasım, Abdullah ve Tahir’in henüz bebek iken vefâtlarını yaşadı. Uhud’da çok sevdiği ve kendisini çok seven amcasının parçalanmış cesedini gördü. Oğlu İbrâhîm’in (ra) vefâtını gördü.

İbrâhim henüz on altı aylıktı. Hastalanmıştı. Peygamber Efendimiz (asm) onun hastalandığı haberini aldı. İbrâhîm’in yanına gitti. İbrâhîm sessiz ve sâkindi. Ebedî âleme yolcu olduğunu âdetâ haykırmak istiyordu. Peygamber Efendimiz (asm) sevgili oğlunu kucağına aldı, bağrına bastı. O’nun kucağında iken yavaş yavaş kayan gözlerini görünce, “Allah’ın takdirine karşı elden ne gelir ey İbrâhîm!” demekten kendini alamadı. Az sonra İbrâhîm vefat ettiğinde ise, Peygamber Efendimiz’in (asm) mübârek gözlerinden sessizce ve sicim gibi yaşlar akmaya başladı.

Yanında Abdurrahman bin Avf (ra) bulunuyordu. Abdurrahman bin Avf (ra):

“Yâ Resûlallah! Siz de mi ağlıyorsunuz? Böyle ağlamaktan halkı men etmiş değil miydiniz?” diye sordu.

Peygamber Efendimiz (asm):

“Ey Avf oğlu! Ben günah ve isyanın ifâdesi olan şu iki halden sizi men ettim: Nimete kavuşulduğu sıradaki şükürsüz şımarıklıktan. Musîbet ve felâket sırasında yüz göz tırmalayarak, üst baş yırtarak isyan bağırışından. Benim sessizce gözyaşı dökmem ise şefkatin eseridir. Merhametten kaynaklanır. Merhamet etmeyene merhamet edilmez.”

Mübârek gözleri tekrar yaşla dolunca da, Peygamber Efendimiz (asm):

“Göz yaşarır, kalp mahzun olur. Fakat biz Yüce Rabb’imizin râzı olacağı sözden başkasını söylemeyiz. Ey İbrâhîm! Senin ayrılığın bizi hüzne boğdu” buyurdu.

Ardından iki cihan güneşi Efendimiz (asm) karşıdaki dağa baktı. Buyurdu ki:

“Ey dağ! Eğer bendeki üzüntü sende olsaydı, muhakkak yıkılıp gitmiştin! Fakat biz, Allah’a teslim oluruz, Allah’a dayanırız ve Allah’ın bize emrettiğini söyleriz: ‘İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn’ (Biz, Allah için yaşıyoruz ve muhakkak Allah’a döneceğiz)” 2

Anlaşılıyor ki, Cenâb-ı Hak’tan acı ve musîbet, ayrılık ve ölüm istenmez. Ancak verildiğinde sabredilir. Sabır sırasında isyan veya sitem içermeden gözyaşı dökmenin, gizlice ve sessizce ağlamanın, mahzun olmanın, üzülmenin bir sakıncası yoktur. Hattâ merhametin gereğidir. Sevap olan da budur.

Ölçümüz şu olacaktır: Üzülmek, ama isyan etmemek! Mahzun olmak, ama Allah’ın işine sitem etmemek! Ağlamak, ama feryat etmemek, Allah’a küsmemek ve insanların kalplerini rikkate getirecek ve Allah’a küsmelerini netice verecek şekilde bağırıp çağırmamak, saçı başı yolmamak!

Eğer bu ölçüyü korumaya güç yetirirsek, Cenâb-ı Hakk’ın müjdelediği şekilde—İnşaallah–“sabreden kimselerden” oluruz ve “Rabb’imizin mağfiret ve merhametini” yanımızda buluruz.

Nitekim Üstad Bedîüzzaman Hazretleri'nin, Kur'ân'dan ilhamen kaleme aldığı şu satırlar da, ölüm karşısında insana teselli bahşetmeye kâfîdir:

"Sizlere müjde! Mevt (ölüm) idam değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî (sonsuz ayrılık) değil, adem (yokluk) değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in'idam (yok edilme) değil. Belki, bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır. Saadet-i ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır. Yüzde doksan dokuz ahbabın mecmaı olan âlem-i berzaha bir visal (kavuşma) kapısıdır."3



Dipnotlar:

1- Bakara Sûresi: 155, 156, 157.

2- Müslim, 4/1808; Tabakat: 1/138; Belâzurî, Ensab, 1/452.

3- Mektubat, s. 221

Süleyman Kösmene

Yitiksevda 24 Eylül 2009 13:16

RE: Iztırap karşısında sabır imandandır!
 
Ölçümüz şu olacaktır: Üzülmek, ama isyan etmemek! Mahzun olmak, ama Allah’ın işine sitem etmemek! Ağlamak, ama feryat etmemek, Allah’a küsmemek ve insanların kalplerini rikkate getirecek ve Allah’a küsmelerini netice verecek şekilde bağırıp çağırmamak, saçı başı yolmamak!

Belgin kardeşim İnşaallah ölçüyü koruyanlardan oluruz güzel bir paylaşım teşekkürler.

Esma_Nur 14 Mart 2011 18:06

Cevap: Sabır Aktif Bir Direniştir
 
Sabrın Sonu SeLâmet, Sabır Hayra Alâmet... Belâ Sana Kahretsin; Sen Belâya Selâm Et..."

Esma_Nur 06Haziran 2011 21:59

Cevap: Sabır Aktif Bir Direniştir
 
GünümüZde sabıra çok ihtiyacımız var. ****netli olunmalı, güçlü olunmalı. Kalleşlerin kışkırtmalarına gelinmemeli. Şu dünyada hoş kalan hoş bir sada ise güzel şeyler söylemeli. Sabırlı olunmalı . Her şeye rağmen ama her şeye rağmen sabır diyoruz.Kanımız çekilse de, dilimiz tutulsa da... Sabır,sabır,sabır... Hep gereklilik kipinde yaşıyoruz. Evet, biz hastaya değil hastalığa karşıyız. Şiddet sarmalında kendini kaybedenler devekuşu misali kafanızı kuma gömmeyin. Zira her tarafınız açıkta. Allah (c.c.) yâr ve yadımcımız olsun. Hayırlı geceler arkadaşlar. SELAMETLE

YaŞuHa 06Haziran 2011 22:08

Sabır, teslimiyet değil mücadeledir.”
 
Sabır, teslimiyet değil mücadeledir.”
Sabır, öfkenin ertelenmesidir.

Sabır, öfke yangınının söndürülmesidir.

Sabır, isyan ve tuğyana karşı verilen sözlü ve sessiz direniş mücadelesidir.

Sabır, umudu, ümit etmeyi isteme duasıdır.

Sabır, acılara karşı tahammül enerjisi, kuvvet ve güç potansiyelidir.

“Sabır, tükenişi değil direnişi ifade eden bir şifredir.”

Sabır, esenliktir.

Sabır, tükenmek değil kuvvet almaktır.

Sabır, ****nettir.

Sabır, istikrardır.

Sabır, azimkar bir iradedir.

Sabır, hayata tutunma ve hayatta var olabilme mücadelesidir.

Sabır, musibet ve belanın şifahanesidir.

Sabır, bütün olumsuzluklara karşı verilen bir savaştır.

Sabır, güçlüklere karşı bir direniş azmidir.

Sabır, bilenmiş bir iradedir.

Sabır, boyun eğmeden dik durabilmeyi bilmektir.

Sabır, merhametin yüreğidir.

Sabır, akl-ı selimin kararlılığıdır.

Sabır, beklemek değil, hareket edebilme dinamizmidir.

Sabır, belaya ve ifrata karşı bir eylem seferidir.

Sabır, suskunluk değildir.

Sabır, zora karşı bir duruş kararlılığıdır.

Sabır, aktif bir tahammüldür.

Sabır, himmetin ve inayetin anahtarıdır.

Sabır, kendine mukayyet olmadır.

Sabır, kendi olma... kendini sahiplenmedir.

Sabır, yaşanan zorlukları kritik ederek çare bulma tefekkürüdür.

Sabır, insan fıtratını sağ duyuya yönlendiren bir güç kaynağıdır.

Sabır, mutluluk adımlarının ilkidir.

Sabır, insan sağlığının şifası ve hazinesidir.

Sabır, hayatın olmazsa olmaz yaşama reçetesidir.

Sabır, kavganın freni barışın ödülüdür.

Sabır, kasvetle savaşır, umutla kucaklaşır.

Sabır, tehlike karşısında erken bir uyarıcıdır.

Sabır, insanın yaşama azminin nirengi noktasıdır.

Sabır, niteliğin egemenlik umudu ve utkusudur.

Sabır, niteliğin balansı, niceliğin ümididir.

Sabır, zoru aşabilmenin ilk sermayesidir.

Sabır, tehlike ve tehdit dolu karanlık yolların aydınlatan ışığıdır.

Sabır, engelleri aşabilme azmi ve gayretidir.

Sabır, bir mücadele enerjisi ve bir sonuç alma girişimidir.

Sabır, hayatı okumak ve tanımaktır.

Sabır, hayatı öğrenmek ve anlamak ilmidir.

Sabır, umut ve ümidi şiar edinmiş bir çare bulma arayışıdır.

Sabır, çaresizliğin çaresidir.

Sabır, örselenmiş yüreklerin acıdan umuda ulaşabilme teennisidir.

Sabır, bir durulma ve duraklama sükünündan sonra mobilize olma aktifliğidir.

Sabır, zor karşısında yeise kapılma değil, bilakis umutla ümitvar olabilmektir.

Sabır, meşakkatler karşısında vakurlu duruş

Sabır, acılar karşısında ****netle dayanabilme takatidir.

Sabır, hayatı yaşatan gücün yaradılış mayasıdır.

Sabır, hayatı hayat yapan değerlerin çekici gücüdür.

Sabır, hayatın asli dinamiği.

Sabır, hayata tutunabilmenin müjdesi ve kurtuluşudur.

Sabır, sade, sessiz bir direniş ve var oluştur.

Sabır, bir çözümsüzlük değil bir çözümdür.

Sabır, çaresizlik değil, bir çare arayışıdır.

Sabır, insanın yaradılışının özündeki en önemli kemal noktasıdır.

Sabır, insan-ı kamil olabilme erdemliliği,

insani asaleti yakalayabilme soyluluğudur.

Sabır, uyumak değil uyanmaktır.

Sabır, yan gelip yatmak, beklemek değil; bilakis hareket edip koşmak, ümitle aramak ve

bulmaktır.

Sabır, iyiliğin güzellikle buluşma noktasıdır.

Sabır,” her zorluktan sonra bir kolaylıktır.”

Sabır, aşkın güce dosdoğru inançla verilen bir dayanabilme emeğidir.

Sabır, aşkın güçten ilham alarak yürümektir

Sabır, özü hakikati bulmak olan kutlu bir arayıştır.

Sabır, sonu selamet olan sebatlı bir eylemliliktir.

Sabır, Allah ile birlikte olmaktır.

Allah’a tevekkül etmektir.

O’na teslim olmaktır.

Sabır, oruçtur; “sabırla/ oruçla ve namazla

Allah’tan yardım dilemektir.”

Sabır,” namazdır;” ehline namazı emretmek

Ve onda sebat etmektir.

Sabır, infaktır; nefsin cimriliğine direnmek, onu alt etmektir.

Sabır, haccdır; tavaftır, sa’ydır

Arafat deryasında katre olmaktır.

Sabır, Allah yolunda başa gelenlere katlanmak

ama gevşememektir.

“Allah’ın hükmü gelinceye kadar sabret” emrine

amade olmaktır.

“Allah sabredenlerle beraberdir.”vahyi gerçeğiyle yaşamaktır.

Sabır, insanın kendi çabalarının karşılığını kendinden beklemek değil;

bilakis dilediği kadar verenden

dilediği kadar vermesinden beklenmelidir.

Sabır, bir mücadele ile umudu arama ve bu umutta buluşabilmedir.

Sabır, sürekli susmak ve atalet içinde beklemek değil…

Sabır, konuşmaktır, araştırmaktır ve efor vermektir.

Sabır, emek vermektir.

Sabır, bir özür dileme suskunluğu değil; bir çare ve çözüm çabasıdır.

Sabır, özü hakikat olanı bir arama keyfiyetidir .

Sabır, kendini davaya vakf etmektir.

Sabır, musibet anında kendini tutmak

işkence, baskı ve hakaretlere tahammül etmektir.

Sabır, her güçlükten sonra kurtuluşu bulmaktır.



Sabır, hastalıkta EYYÜB

. hasrette YAKUB

zindanda YUSUF

ateşte İBRAHİM olmaktır.

Sabır, müjdedir..

Sabır, kötüyü def etme, iyiyi arama istidadıdır

Sabır, musibetlere karşı akl-ı selimin aldığı bir tedbir kararıdır.

Sabır, hakikatte sadakat ile salah bulmadır.

Sabır, kendine vefadır.

Sabır, imtihandır… bir arınma çabasıdır.

Sabır, bir otokritik yapma eylemidir.

Sabır, tedbirdir.

Sabır, vefadır… sadakattir…

Sabır, vicdanla bütünleşen bir haslettir.

Sabır, yaratan, yaşatan, yöneten, yok edip diriltene şartsız bağlılıktır.

Sabır, zafere giden yolun başıdır.

Sabır, ahlakın, ilmin ve salih amelin başıdır.

Sabır, acının, hüznün tedavülde olmayan tek ilacıdır.

Sabır, hakikate sadakatin karşılığı olarak verilen ganimetidir.

Sabır, vicdan adaletinin şefkat elidir.

Sabır, yaşanan bütün duygular trafiğinin kontrol merkezidir.

Sabır, bütün kötü duyguları elemine kabiliyeti olan bir ayrıştırma yeteneğidir.

Sabır, öfke çığlığının yatıştırıcı yaradılış düzeneğidir..

Sabır, çığlığın vicdanıdır.

Sabır, uyanış, feraset ve basiretin karar keyfiyetidir.

Sabır, sahih bir inancın moral enerjisidir.

Sabır, ciddi bir durum muhasebesidir.

Sabır, zulme karşı tek başına baş kaldırma gücüdür.

Sabır, dağları delmiş, müşkülü yenmiş bir zafer coşkusudur.

Sabır, edeb-i TAKVA dır.

Sabır, HAKKA ve verdiklerine RAZI olmaktır.

Sabır, açlığa karşı bereketi

susuzluğa karşı suyu

yoksulluğa karşı varsıllığı

kötülüğe karşı iyiliği

hastalığa karşı ifakatı

acıya karşı şifayı

çirkinliklere karşı güzellikleri sunan ve depolayan hesap edilemeyecek nimetleri varlığında taşıyan bir duygu ambarıdır. Velhasıl.

İSTİFADE EDENE… EDENLERE…

MECCANEN ARZ OLUNMUŞ BİR HAKİKAT MENBAIDIR.

NE MUTLU” SABRI BİRBİRLERİNE TAVSİYE EDENLERE”

NE MUTLU SABIRLA ZENGİN OLANLARA…

YaŞuHa 18 Ağustos 2011 22:54

sabır acı meyvesi tatlı
 
sabır acı meyvesi tatlı
Sabır acı, meyvesi tatlı

İslâm büyükleri sabrı çeşitli şekilde tarif
etmişlerdir: "Sabır, acı
şeyi
yüzünü ekşitmeden içmektir. Yâni, şikâyet ve feryatta
bulunmadan,
hoşnutsuzluk göstermeden, gelen belâya katlanmaktır."

"Sabır, muhalefetten sakınmak, belâların acılığını
yudum yudum
tadarken,
sâkin olmak, geçimde fakirlik başgösterince zengin
görünmektir."

"Sabır, belâ gelince güzel edeple durmak, şikâyetsiz
olmak, belâda,
fâni,
yok olmaktır."

"Sabır, âfiyet gibi belâ ile de arkadaş ve ahbab
olmak, onunla
bulunmaktır."

Belâlara sabretmek, kurtuluşa sebep olan güzel
huylardandır. Sabır,
Peygamberlerin hasletlerindendir. Allahü teâlâ,
habîbine sabrı
buyuruyor ve
Ahkâf sûresi onbeşinci âyetinde (O halde "Ey Resûlüm,
kâfirlerin
eziyetlerine karşı," ulûl'azm peygamberlerin
sabrettikleri gibi sabret
ve
onlar hakkında azâb için acele etme!) buyuruyor.

Bir farzı yapmak veya bir günâhtan kaçınmak sabırsız
ele geçmez. Çünkü,
Peygamber aleyhisselâma (îmân nedir?) diye
sorulduğunda (Sabırdır)
buyurdu.

Sabrın büyüklüğü ve fazîleti sebebiyle Kur'ân-ı
kerîmde yetmişten fazla
yerde sabır ve sabredenlerin sevaplarının hesapsız
verileceği
bildiriliyor.
Allahü teâlâ buyuruyor ki:

(Elbette sabredenlerle beraberim.)

(Muhakkak biz, sabredenlerin mükâfatını, yapmakta
olduklarının daha
güzeliyle vereceğiz.)

(Fakr ve meşakkat külfetlerine ve kâfirlerin
eziyetlerine sabredenlerin
elbette ecir ve mükâfatını, amellerinden güzel ve çok
ederiz.)


Sabrın fazileti büyüktür

(Ey habîbim, dâima sabredici ol! Senin sabrın ancak
Allahü teâlânın
tevfik
ve yardımı iledir.)

Sabrın fazîleti o kadar büyüktür ki, Allahü teâlâ,
sabrı çok aziz
eyledi.
Herkes sabır ni'metine kavuşamaz. Hadîs-i şerîflerde
buyuruldu ki:

(Size verilen en az şey, yakîn ve sabırdır. Bu
ikisinin kendisine
verildiği
kimse, çok nâfile namaz kılmasa da, oruç tutmasa da
korkmasın! Bugünkü
hâlinize sabredin, değişmeyin! Bu sabırlı hâlinizi,
bir kimsenin, bütün
insanların iyi amellerini yapmasından daha çok
severim. Sabreden tam
sevâb
alır.)

(Sabır, Cennet hazinelerinden bir hazinedir.)

(Eğer sabır insan olsaydı, çok kerîm ve cömert
olurdu.)

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

(Allahü teâlâ buyurdu ki: Belâ gönderdiğim kimseler
sabredip insanlara
şikâyet etmezse, onlara îmânla ölmeyi nasîb ederim.)

(Malı gitmeyen, parası bitmeyen ve hasta olmayan
kimsede hayır yoktur.
Zîrâ
Allahü teâlâ bir kulunu severse, onu belâya müptelâ
kılar. Ona belâ
verdiğinde, ona sabır ihsân eder.)

Kul, her anda nefsinin hoşuna giden veya gitmiyen bir
işten ayrı
değildir.
Her iki halde de sabra muhtaçtır. Mal, ni'met, makam,
sıhhat ve buna
benzer
şeylerde kendini tutmayıp, bu ni'metlere dalar ve
kalbini bunlara
bağlarsa
ve bu halde durursa, onda ni'metlere aşırı derecede
dalmak ve haddi
aşmak
meydana gelir. (Herkes mihnete katlanır, ama sıddîklar
hariç, âfiyette
sabreden pek azdır.) demişlerdir. Eshâb-ı kiram,
"Mihnet ve sıkıntı
içerisinde bulunduğumuz zamanlar sabretmek, bugün
içerisinde
bulunduğumuz
nimet ve zenginliklere sabretmekten kolay idi."
dediler. Bunun için
Allahü
teâlâ (Mal ve çocuklarınız ancak imtihan içindir.)
buyurdu. Ni'mete
sabır,
kalbi ona bağlamamak, ona sevinmemektir.

İyi ameller işlemek gibi kendi isteği ile olan
şeylerde de sabra
ihtiyâç
vardır. Çünkü ibâdetlerin namaz gibi, bir kısmı
tembellikten, zekât
gibi,
bazısı cimrilikten, hac gibi bazısı da her ikisinden
dolayı zor gelir
ve
sabırsız yapılamaz. Her iyi amelin başında, ortasında
ve sonunda sabra
ihtiyâç vardır. Başında olan, niyyeti ihlâsla yapmak,
riyâyı kalbinden
çıkarmaktır. Bunlar ise zordur. Tâ'at esnâsında
sabretmek ise, şart ve
edeplerini hiçbir şeyle karıştırmamaktır. Meselâ
namazda ise, hiçbir
tarafına bakmamalı, hiçbir şey düşünmemelidir.
İbâdetten sonraki sabır
da,
yaptığını izhâr etmekten, söylemekten kaçınmak ve
bununla ucuptan
sabreylemektir.


Sabır günahları engeller

Günâhlara gelince, sabretmeksizin el çekmek
imkânsızdır. Şehvet ne
kadar
kuvvetli ve günâh işlemek ne kadar kolay olursa, o
günâhı işlememeye
sabretmek o kadar zor olur. Bunun için dil ile işlenen
günâhlara
sabretmek
daha zordur. Çünkü dilin hareketi kolaydır. Hele çok
konuşursa, âdet
hâline
gelir. Dil ucuna gelip, kendisini başkalarına
beğendirecek bir kelimeye
sabretmek büyük eziyet olur.

Hadîs-i Kudsîde buyuruyor ki:

(Kazâ ve kaderime râzı olmıyan, beğenmiyen ve
gönderdiğim belâlara
sabretmiyen, benden başka Rab arasın. Yeryüzünde kulum
olarak
bulunmasın!)

Dünya ve âhıret hayatını kazanmak istiyenin geçim
sıkıntısına,
insanların
kötülemesine ve çeşitli musîbetlere sabretmesi
lâzımdır. Kim Allah'tan
korkarak sabrederse sıkıntılardan kurtulur. Sabreden
murâdına erer.
Eyyüb
aleyhisselâmın sabrı, dillere destan olmuş ve Allahü
teâlâ onu
sabrından
dolayı övmüştür. Allahü teâlâ sabredenleri sevdiğini
ve ecirlerinin
hesapsız
ödeneceğini bildirmiştir. Sabır, erişmek istenen
şeylerin anahtarıdır.
Her
hayra sabırla ulaşılır. Ne mutlu sabredenlere...

Esma_Nur 13 Ekim 2011 22:01

Cevap: Sabır Aktif Bir Direniştir
 
[Linkler Ziyaretçilere Kapalıdır.Giriş Yap Veya Üye Olmak için TIKLAYIN...]




Çektiğimiz Yanımıza Kâr Kalıyor

Allah Tealâ insanoğluna yaratılıştan bazı erdemler vermiştir. Yaşadığımız imtihan dünyasında bu erdemler sürekli olarak sığınacağımız güvenli kıyılardır. Sabır işte bu dingin kıyılardan biridir.Türkçemizde “Çektiğim yanıma kâr kalıyor” diye bir söz vardır. Verilen emeğin boşa gittiğini, yok yere sıkıntıya girildiğini ima etmek için kullanılır. Sabır da sıkıntılı bir iştir. Ama sabrettiğimiz zaman çektiklerimiz yanımıza gerçekten kâr kalır. Bize sayısız faydası dokunur. Tabii ki en büyük faydası ahirettedir ama ahlâkımızı güzelleştirdiği için dünyadaki kıymeti de azımsanamaz. Çünkü kanaat, tevekkül, hilm, tevazu gibi güzel ahlâka dair pek çok haslet sabırla kazanılır.

Sabır hakkında söylenmiş sözler, onun kapsamı ve kısımları hakkında da bilgi vermektedir. Mesela sahabenin büyüklerinden İbn Abbas r.anhüma hazretleri şöyle buyurmuştur:

“Kur’an-ı Kerim’de zikredilen sabır üç kısımdır:

• Emirleri yerine getirmekteki sabır,
• Yasakları terk etmekteki sabır,
• Musibetlere karşı sabır.”

Meşhur alim ve mutasavvıflarımızdan Ebu Talib Mekkî rh.a. de şunları söylemiştir:

“Sabır kısım kısımdır: Bunların en önemlileri nefsin isteklerine karşı direnmek ve Mevlâ’nın isteklerine hizmete devam etmektir. İnsanın var gücüyle çabalaması, kalbini nefsanî duygulardan, şeytanî arzu ve isteklerden, dünyevî süs ve gösterişten arındırması da sabır çeşitlerindendir. Afetlere feryat etmemek de sabırdandır.”

Günahlara kefaret
Başımıza gelen sıkıntıların da aslında birer ilâhi rahmet olduğuna dair pek çok hadis-i şerif vardır. Bunlardan birkaçını zikredelim:

“Malına zarar gelmeyen ve hiç hasta olmayan bir kulda hayır yoktur. Allah bir kulunu sevdiği zaman ona bazı sıkıntı ve musibetler verir. Sıkıntı ve musibet verdiğinde de sabır ihsan eder.” (Münâvî)

“Allah bir kulunun iyiliğini isterse (yaptığı kötülüklerin) cezasını dünyada verir.” (Ahmed b. Hanbel)

“Bir müminin başına bir sıkıntı gelse hatta diken batsa bu vesileyle günahları silinir.” (Buharî)

Halka Hak için sabır
Sabrın bazı şartları vardır. Sadece doğrudan Allah’tan gelene değil, halktan gelen eziyetlere de katlanmak bu şartlardan biridir. İnsanların yaptıklarına da Allah rızası için katlanılır. Hadis-i şerifte, “İnsanlar arasına karışıp onların sıkıntılarına katlanmak, insanlardan uzak durup uzlete çekilmekten daha hayırlıdır.” buyrulmuştur. (Tirmizî)

Tabiîn’in büyüklerinden Hasan Basrî k.s. şöyle demiştir:

“İyi komşuluk sadece komşuya eziyet etmemek değildir. Komşunun yaptığı eziyetlere sabretmek de gerekir.”

Musibet geldiğinde
Başa gelen sıkıntıya tahammül etmek ve söylenmemek de önemli bir şarttır.

Bir gün Allah Rasulü s.a.v., oğlu öldüğü için feryat eden yaşlı bir kadına rastlar ve ona:

– Allah’tan kork ve sabret, der.

Bunun üzerine kadın:

– Sen benim derdimi anlayamazsın, diye cevap verir.

Peygamber Efendimiz s.a.v. oradan uzaklaşır. Kadına o kişinin kim olduğu söylenince pişmanlık duyar ve özür dilemek üzere Rasulullah s.a.v.’in yanına gelir. Özrünü iletir. Rahmet Peygamberi s.a.v. şöyle cevap verir:

– “Sabır ancak bela ilk başa geldiği andaki tavırdır.” (Müslim)

Nimete de sabır
Allah dostları yalnız sıkıntılara değil nimetlere de sabredilmesi gerektiğini, hatta bu sabrın daha zor olduğunu belirtmişlerdir. Bu konuda yine Ebu Talip Mekkî rh.a. şunları söylemiştir:

“Sabrın bir çeşidi de afiyet ve sıhhat haline sabretmektir. Nefsin arzu ve isteklerine rağmen zenginlik halinde gereksiz harcama yapmamaya ve nimeti kötü yollarda kullanmamaya tahammül de sabırdır. Bir müminin bu hususlara katlanması ve Allah’tan kendisine güç vermesini istemesi gerekir. Bunlar da bela ve musibetler gibidir. Denilmiştir ki, bela ve musibetlere mümin sabreder, afiyet ve nimeteyse ancak sıddıklar sabreder.”

“Bize yollarımızı göstermişken neden biz Allah’a dayanıp güvenmeyelim? Elbette bize yaptığınız eziyetlere katlanacağız. Tevekkül edenler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.”(İbrahim suresi 12.ayet)

Mükerrem Mete

su damlası 10 Ocak 2012 17:31

Cevap: Sabır Yokuşu..
 
Gözlerin hayata kapandığı son demde sabır yokuşunu aşmış olan insan, mutlu sona ulaşmış insandır…

RABBİM (c.c.) cümlemizi sabır yokuşunu aşıp, mutlu sona ulaşan müminlerden eylesin..Amin..
RAHMAN Razı olsun...

MusabBinumeyr 17 Ocak 2012 21:53

Sabır Çağrısı
 
[Linkler Ziyaretçilere Kapalıdır.Giriş Yap Veya Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Sabır, müminin eskimeyecek, pörsümeyecek elbisesidir. Çünkü o şükür ve rıza desenleriyle süslüdür. Bu elbiseyi giyen mümini hiçbir bela ve mihnet rüzgârı savuramaz. Çünkü o müteessir değildir. Gönlü daima şad olmuştur. Sürekli bir huzur içindedir.

Sabır tezgâhında dokunan kumaş eskimezmiş, derdi büyük annem. Bu sözü çokça söylerdi. Dokuz yaşında ölen hafız-ı kelam oğluyla beraber on bir çocuğunu kaybetmiş, evlat ve torun acısıyla imtihan edilmiş bir Anadolu kadını… Sabır tezgâhında dokunan elbiseyi giymiş ve ömrünün sonuna kadar da çıkarmamış. Sabır elbisesi sayesinde Rabbine hep şükür makamında olmuş.
Çok sonraları anladım ki sabır tezgâhında dokunan elbise gerçekten eskimezmiş. Meyveler sabırla olgunlaşır, tohum çatlar, bahar olur gül kokarmış. Maksada sabırla erişilir, her gamı sabır giderir, sabırla Allah’ın rahmetine ulaşılırmış. Sabır ferahlığın anahtarıymış.
Şikayetten öfkeden nefsini, kötü sözden dilini uzak tutmaktır sabır. Musibetler karşısında: “Senden gelen her şey sevgilidir. Çünkü sen sevgilisin.” diyebilmektir sabır. Her türlü cefa ve mihnet anında Kitap ve Sünnet çizgisinden taşmamaktır sabır. Sabır ilaca benzer, başı acıdır fakat nihayetinde selamete ulaştırır. Yeter ki insan bela şimşeğinin çaktığı ilk anda “Ya Sabûr” sıfat-ı celilesini diline vird eylesin.


SAAT: 00:11

vBulletin® Copyright ©2000 - 2024, Jelsoft Enterprises Ltd.

User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.2.6 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2024 DragonByte Technologies Ltd.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306