Medineweb Forum/Huzur Adresi

Medineweb Forum/Huzur Adresi (https://www.forum.medineweb.net/)
-   Ölüm-Ahiret-Sırat-Mizan-Kader (https://www.forum.medineweb.net/656-olum-ahiret-sirat-mizan-kader)
-   -   Öldüğün An... (https://www.forum.medineweb.net/olum-ahiret-sirat-mizan-kader/39240-oldugun.html)

su damlası 14 Ocak 2026 17:14

Öldüğün An...
 

Mutlaka bir cenazeye gitmişsinizdir. Ve o cenazede tabut ve tabutun üstünde bir yeşil örtü görmüşsünüzdür. O yeşil örtünün üzerinde sırma ile yazılı bir ayet vardır. O ayette şöyle der;”Her nefis ölümü tadacaktır”. İnceliğe dikkat edelim. Kuran kesinlikle “öleceksiniz” demez, ölümü “tadacaksınız” der. Tadacaksınız. İnsan ölmez ölümü tadar. Kuranın hükmüne göre, Peygamberin bildirisine göre, Peygamber de ölüm olayını şöyle anlatır; kişi ölümü tattığı anda ölmüş olduğunu farketmez.

Kişi kendi bedenini yıkayanı ve çevresindekileri görür, bilir, tanır. Kendi cenaze namazını kılanları, tabutun içinde ve üstü örtülü olmasına rağmen görür, bilir ve tanır. Mezardan uzaklaşanların ayak seslerini işitir. Sonra kabirin içindeyken iki melek gelir. Münkir, Nekir adlarıyla, maruf. Ve ona bazı sualler sorar. O suallerinde cevabını verir. Niye?

Ölümü tatma anındaki olayların bazı ana noktalarını vurgular. Öyleyse ölüm denen olayın ne olduğunu bir an için hatırlayalım. Şöyle anlatayım size ölümü;

Bir yerde bir koltukta oturuyorsunuz, çevrenizde de insanlar var. O anda elinizi kaldırmak istiyorsunuz, kaldıramıyorsunuz. Bir şey söylemek istiyorsunuz sesiniz çıkmıyor, bir anda paniğe düşüyorsunuz. Felç mi oldum diyorsunuz? Sizde felç oldum düşüncesi, duygusu hakim oluyor o anda. Halbuki sizin durumunuzdan şüpheleniyorlar, dışardan bakıyorlar hareket yok, gelip dokunuyorlar yığılıp kalıyorsunuz. Aaa...! Öldü!, diyorlar. Siz onların öldü deyişinden öldüğünüzü anlıyorsunuz.

Felç geçirmediğinizi anlıyorsunuz. Dikkat edin. Aklınız, şuurunuz, idrakiniz, bütün duyularınız yerinde, dışarıda olup bitenleri görüyorsunuz. Fakat beden bir anda yığılıp kalmış. Deyin ki siz buna kalp krizi. İşte o anda çevrenizdekiler bağırıp, çağırmaya, haykırmaya başlıyor. Ağlıyorlar, vaveylalar kopuyor. Siz “ Ölmedim, yaşıyorum!” demek istiyorsunuz, sesiniz çıkmıyor.

Çünkü; beyin durmuş, sinir sistemi felç olmuş, hiçbir hareket yok bedende. Ve onların bu haykırışları, bağırışları sizi daha büyük bir sıkıntıya, azaba, paniğe sokuyor. Peygamberin sözünü hatırlayalım;”Ölülerinizin yanında haykırıp, bağırıp, çağırmayın onlara eziyet edersiniz” Çünkü; o zaten ölü değil!!! Yaşıyor! Yaşıyor, fakat beden durmuş, bitmiş. Bedenden dışarı iletişim sağlanamıyor.

Derken alıyorlar bedeni koltuğun üstüne uzatıyorlar, törelerine göre getirip üstüne bir bıçak, bir çatal bir şeyler koyuyorlar. Siz orda çevrenizde ağlaşanları seyredip duruyorsunuz.

Sonra alıyorlar sizi, götürüyorlar bir hamama sıcak bir yere, üstünüze suları döküyorlar, sizi evirip çeviriyorlar, siz ne kadar uğraşırsanız uğraşın, dışarıyla iletişim kurmaya “Ben yaşıyorum!” demeye diyemiyorsunuz. Ama sizi yıkıyanları görüyorsunuz, biliyorsunuz, tanıyorsunuz. Tanıyorsunuz ama maddi dünyasıyla bağınız kopmuş.

Param diyorsunuz, işim diyorsunuz, koltuğum diyorsunuz, anam, karım, çocuğum diyorsunuz hiç! Bunların hiç biri size ulaşamıyor. Ve bunlara dokunamıyorsunuz.

Daha sonra sizi alıyorlar beyaz bir kefene sarıyorlar, tahta bir sandığın içine koyuyorlar, üstünüzü kapatıyorlar ama sizin görüşünüze mani olmuyor o tahta, o örtü... Dışarıda olanları seyrediyorsunuz. Gözleri yaşlı, hüzünlü insanlar...

Sonra götürüyorlar bir musalla taşına koyuyorlar. Hüzünlü an, çevrenizde ağlıyorlar, haykırıyorlar. Gözü yaşlı karınız, kocanız, çocuğunuz, ananız, babanız, arkadaşlarınız, sevdikleriniz... Ve siz bunları da seyrediyorsunuz...

Sonra sizi alıyorlar bir mezarın yanına getiriyorlar. Koyuyorlar toprağın üzerine, mezar kazılıyor çevrenizde hüzünlü insanlar...

İşte o anda hayatınızın en büyük paniği başlıyor. Yaşamınızın en büyük paniğini o anda yaşıyorsunuz. Çünkü; aklınız, şuurunuz, idrakiniz, bütün duygularınız sizinle beraber, yani siz o anda yaşıyorsunuz, fakat bedeni içinde bir örtüde ve o mezarın içine konacağınızı, üstünüze toprağın atılacağını, ve orada hapis kalacağınızı, görüp hissediyorsunuz. Hz. Ömer(r.a) soruyor;

- Ya ResulAllah! Ben mezara konduğum zaman şu andaki aklım, idrakim, duygularım, şuurum, aynen muhafaza olacak mı?
-Evet Ya Ömer! Aynen şu andaki aklın, idrakin, duygularınla varolacaksın.

Evet. Kişi o mezara gömülme anında hayatının en büyük paniğini yaşıyor. Diri diri toprağa gömülmek...
Ve sizi en sevdiklerinizin elleriyle toprağa alıp o mezarın içine koyuyorlar, üstünüze toprağı atmaya başlıyorlar. Tahtalar konuluyor veya beton taşlar konuluyor, dışarıyla ilginiz kesiliyor.

Ama dışardaki sesleri duyuyorsunuz, toprağın içinde canlı canlı hapis kaldığınızı hissediyorsunuz. Evet bedende bir olay yok o ana kadar ama, siz o toprağın içinde canlı canlı hapissiniz. Bağırmak, haykırmak istiyorsunuz; Beni buraya bırakmayın!,beni buraya koymayın!, ben yaşıyorum!, canlıyım!, diriyim! Ben de sizin kadar şuurluyum! AMA İLETİŞİM YOK !

Bunlara ulaşamıyorsunuz, ve sizi oraya bırakıyorlar, üstünüze toprağı kapatıyorlar, ışık kayboluyor, kapkaranlık bir mezarın içinde tek başınasınız...

Peygamberimiz(s.a.s) şöyle diyor:” Kişi kabre konduğu zaman o panik içinde öyle bir haykırışla haykırır ki; feryadı arşa kadar yükselir. Fakat ne yazık ki insan kulağı o haykırışı işitemez.” İşte o panik anında düşünüyorsunuz ki, size dünyada iken söylenen; ölmek yok!, hayat devam ediyor!, öbür hayata kendini hazırlamazsan pişman olursun! ikazları gelmişti, ulaşmıştı fakat bunları kaa’le almamıştın.

Artık mezardan geri dönüş yok. Bitiyor,herşey son buluyor. Ve orada gerçekten iki melek geliyor, size bazı sualler soruyor. Siz o panik halinizle ne derece cevap verebiliyorsunuz, size ait olan bir olay...

Sonra aradan zaman geçiyor, mezarın içinde yılan, çıyan, köstebek, fare kenarlardan çıkıyor geliyor sizin kaşınızı, gözünüzü, yanağınızı, ağzınızı, burnunuzu, karnınızı, barsaklarınızı yemeye başlıyor. Ve siz mezarda kendi yenişinizi, bu hayvanlar tarafından parçalanışınızı seyrediyorsunuz, hissediyorsunuz.

Evet fiziki bedeninize olan fiziksel bir azap size ulaşmıyor ama, kendinizi kabus görür şekilde düşünün, rüyada, yatakta...Rüyanızda size gelen baskıları, birtakım hayvanların size verdiği zararı, veya bir uçurumdan düşüşünüzü, bir bıçağın sizi kesişini, boğulmanızı, göğsünüze birinin oturup boğazınızı sıkmasını düşünün...O anda fiziksel bir olay yok ama, sizin yaşadığınız kabus...

İşte mezarda öyle bir kabusun içine düşüyorsunuz ki, uyanma, geri dönme yolu yok. Ve böylesine başlayan bir ÖLÜM ÖTESİ YAŞAM

Yani siz ölümün ne olduğunu tadıyorsunuz. Tadış sizde bir şey değiştirmiyor. Herhangi bir şeyi tattığınız zaman nasıl şuurunuzda, idrakinizde bir değişme olmuyorsa, sadece o şeyin ne olduğunu anlıyorsanız, “ölümü tatmak” demek bu bedene kumanda edemez hale gelmeniz demek. Bu bedene kumanda edemez hele geliyorsunuz, işte bu “ölümü tatmak” denen olay. Ama yaşamınız devam ede gidiyor o kabirde...

Size sorsam, bir aynaya baktığınız zaman ne görüyorsunuz? desem, hemen vereceğiniz cevap şu olur. Aynaya baktığım zaman kendimi görürüm. İşte “aynaya baktığım zaman kendimi görürüm” cevabınız Peygamberi, Kuran’ı, ve ölüm ötesi yaşamı inkardan başka bir şey değildir!

Eğer gördüğünüz aynada, sizin ben dediğiniz, kendim dediğiniz yapı ise bu beden belli bir seneler sonra toprak altında çürüyüp yokolacak ve bu hesaba göre sizinde yokolmanız gerekecektir. Ama siz toprak altında Peygamberin bildirdiği bir şekilde yaşayacaksınız. Bu beden çürüyüp yokolmasına rağmen demek ki aynada ben dediğiniz, kendim dediğiniz şeyi görmüyorsunuz. Siz bir beden görüyorsunuz.

Sokakta bir araba görüyorsunuz, yaklaşıyorsunuz cama tıklıyorsunuz, cam açılıyor içerde bir adam, direksiyona yapışmış”Kimsin sen?” diyorsun. “Ben 1956 modeli Chevrolet’im “diyor. Adama bakarsınız gülersiniz,kafayı üşütmüş zavallı dersiniz. “Sen Chevrolet değilsin kardeşim, sen insansın, arabanın direksiyonunda oturuyorsun, bir süre sonra da direksiyondan kalkıp arabadan çıkarsın! “ dersiniz.

Adam size”Hayır öyle şey yok, herkes bana böyle dedi, herkes de bana böyle diyor, ben otomobilim” cevabını veriyorsa artık siz ona daha fazla bir şey söylemezsiniz. “Zavallı, Allah selamet versin” der geçersiniz.

İşte bugün birtakım insanlar, ben 56 doğumlu bilmem kimim, ben 48 doğumlu bilmem kimim, ben 38 doğumlu bilmem kimim diyorsa o 56 model Chevrolet’im diyen şoförden farkı yoktur.
Siz belli bir süre için bu bedenle birlikte varolan, fakat bir süre sonra bu bedeni terkedip, bedensiz olarak yaşamına devam edecek bir varlıksınız.

İşte din dediğimiz olgu burdan ileri geliyor, şu anda her ne kadar bu nedenle bu madde dünyasında yer alıyorsanız da, belli bir süre sonra , bu madde dünyasıyla tüm ilişkiniz kesilecek, paranız, koltuğunuz, karınız, kocanız,çoluğunuz-çocuğunuz,ananız, babanız v.s tümü geride kalacak, tek başınıza yepyeni bir hayata geçeceksiniz.

Eğer o hayatın şartlarına göre kendinizi hazırlayamadıysanız, hazırlama gereği duymadıysanız, siz ne olursa olsun o ortamda çok büyük bir sıkıntıya , azaba düşeceksiniz. Ergeç denize düşecek olan insan yüzme öğrenmek mecburiyetindedir. Yüzmeyi öğrenmediyse, o denizin içinde boğulur. Bunun başka yolu yoktur.Ben dünyada böyle bir insandım, şöyle bir insandım, şunu yaptım, bunu yaptım.

Sen dünyada nasıl bir insan olursan ol, eğer yüzmeyi öğrenmediysen, denize düşünce boğulursun. Sen eğer gideceğin ölüm ötesi aleme gereken bir biçimde hazırlanmadıysan, o alemde yer alacak olan ruh bedenini gerektiği bir biçimde, gereken enerjiyle güçlenmediysen, ne olursan ol o alemin batağında B-O-Ğ-U-L-U-R-S-U-N....

E canım ben Peygambere inanıyorum, Allah’a inanıyorum ama gerektiği gibi hazırlanamıyorum. Aldatma kendini, mantığını çalıştır, beynini çalıştır gerçekçi düşün. Senin halin o adama benziyor. Vapur yolculuğuna çıkmış, kaptanla da çak samimi, kaptanın sofrasında yemek yiyor, kaptanla da çok iyi sevişiyor. Ama birgün güvertede güneşlenirken, kaptandan şu seslenişi işitiyor;”

Gemi su alıyor, batmak üzere,herkes acele yüzme öğrensin, veya can simidi edinsin” Sen diyorsun ki;”Canım, ben burda keyfime bakayım, ben kaptanı seviyorum, nasıl olsa kaptan beni kurtarır” Gemide 1000 yolcu nerde sen nerde kaptan. Bir süre sonra gemi batıyor. Sen suların içinde gulu gulu yapıyorsun.

Bu arada diyorsun ki;”Deniz, deniz! Beni boğma, ben kaptanı çok seviyordum, ben kaptana yanıyordum” Deniz sana lisanı halle der ki; burda kaptanı sevmen, kaptana yanman, sana fayda etmez. Ya can simidi edinseydin veya yüzme öğrenseydin. Sen istediğin kadar kaptana inanıyordum de, boğulursun. Çünkü; kaptanın senin inanmana ihtiyacı yok, yani Peygamberin senin ona inanmana ihtiyacı yok. Allahın da senin ona inanmana ihtiyacı yok.

Peygamber sana diyor ki;”Eğer benim dediklerimi anlayıp idrak edemiyorsan, bana hiç olmazsa inan, ölüm ötesinde böyle bir yaşam var, o yaşamın şartlarına göre tedbir alarak kendini kurtar. Sen diyorsun ki;”Ben sana inanıyorum” Sonra bildiğin gibi yaşıyorsun. Saçmalama. Peygambere inanmaktan gaye, Peygamberin dediğini anlayıp idrak etmek, ve o bildirdiği tehlikeye karşı gereken tedbirleri almaktır.

Sen ona gerektiği gibi kulak vermiyor, dediklerini anlamıyor, gereken tedbirleri almıyorsan, ne kadar “inanıyorum,onu çok seviyorum” dersen de, o gittiğin ortamda içine düşeceğin azaptan kendini kurtaramazsın. Ona inanmaktan murat, onun önerdiği bir biçimde gereken tedbirleri almaktır. Peygamberin senin inanmana ihtiyacı yok ki...

Sen ya geleceği idrak edip, gereken tedbiri alarak kendini kurtaracaksın veyahutta es geçeceksin. Gittiğin ortama gereken bir biçimde hazırlanmadığın içinde mahvolacaksın!
Diri diri kabire gömülüp, orada canlı canlı o azabı çekeceksin seneler ve seneler boyu. Bu daha işin başlangıcı, devamını söylemeyeceğim şu anda....

Bir İsviçre’ye gitmeye kalkıyorsun, bir Amerika’ya gitmeye kalkıyorsun 6 ay evvelinden hazırlık yapıyorsun, oranın şartlarını öğreniyorsun, ne götüreyim, ne getireyim, yanıma ne alayım, orda ne kalayım diye onu araştırıyorsun.

Ömür boyu, sonsuz yaşayacağın bir ortama gideceksin bir daha geri dönüş yok, oranın şartlarını araştırma gereği duymuyorsun. Ondan sonra akıllım diye geçiniyorsun. Bu mu aklın...
Hazırlanma kabul ama, evvela oranın ne olduğunu öğren ondan sonra hazırlanma, bilmediğin birşeye nasıl tedbir alırsın veye nasıl tedbir almama gereğini duyarsın. Senin garanti senedin mi var? Şu kadar sene yaşayacağına dair.

Bir damarındaki tıkanma, bir kalp krizi, bir beyin kanaması senin bir anda kaç yaşında olursan ol hayatının sonudur. O andan itibaren sana ne karın,ne paran,ne kocan,ne anan,ne baban, ne bir başkası fayda edecek. Peki o ölüm denen olayla birlikte başlayacak olan ölüm ötesi yaşama hazırlanmadıysan seni kim kurtaracak, ne kurtaracak. Allah kerim canım, yukarıda Allah var canım nasıl olsa kurtarır. Bırak bu ağızları, iyice aklını başını topla ona göre hareket et. Yoksa vay haline....
Alıntı..


SAAT: 05:15

vBulletin® Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.2.6 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2026 DragonByte Technologies Ltd.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327