| | |||||||
| Konu Kimliği: Konu Sahibi hakaşığı,Açılış Tarihi: 23 Aralık 2014 (23:25), Konuya Son Cevap : 15 Şubat 2015 (12:44). Konuya 30 Mesaj yazıldı |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Değerlendirme |
| | Mesaj No:11 |
| Durumu: Medine No : 45760 Üyelik T.:
27 Ekim 2014 | Misyoner, Papaz Samuel Zwemer’in arkadşlarına nasihati! Bir müslüman’a dinini bırak desek, onların islam’ı bırakması asla mümkün degildir. Nitekim 25 yılda ancak 25 Müslüman’ı Hristiyan yapabildik. Onlar buna karşılık her gün en az 25 Hristiyan’ı Müslüman yapıyorlar. Biz Müslümanlara: Sizin dininiz olan İslamiyet, mücevher yüklü çok kıymetli bir gemiye benziyor. Ama bu geminin yükü taşınamıyacak kadar çok fazla, çok agır. Gemi bu yükü taşıyamıyor. Geminin ve yolcuların karşı kıyıya batmadan ve sag salim geçebilmesi için, bu yüklerin bir bölümünü denize atmamız gerekir demeliyiz. Böylece mubahlardan, müstehaplardan,sünnetlerden başlayarak, vaciplere, farzlara gelinceye kadar onlara geminin bütün yüklerini boşalttırmalıyız. Böylece gemi karşıya geçse de boş geçmeli. İbret alınacak bir vesika, günümüzde maalesef bazı Müslümanlar mubahlardan, müstehaplardan,sünnetlerden vazgeçmişler, vaciplere ve farzları inkara kadar gitmişler Müslümanların kafalarını karıştırmayı az da olsa başarmışlardır. Allah cc bütün Müslümanlara uyanıklık ıhsan eylesin.
__________________ HAKKA İNAN,SA'YE SARIL ,HİKMETE RAM OL! |
|
| | Mesaj No:12 |
| Durumu: Medine No : 45760 Üyelik T.:
27 Ekim 2014 |
AAllah kelimesi öyle bir kelimedir ki, hangi harfi silersen sil; anlamı hep, “Allah” olarak kalacaktır. Arapça Allah kelimesi, Elif, Lâm ve He harflerinden oluşur. -Baştaki Elif’i sil, geriye Lillâh kalır; bu, Allah demektir. -Sonra, Lâm’ı sil, geriye Lehû kalır; bu da, Allah demektir. -Sonra diğer Lâm’ı da sil, geriye Hû kalır ki; bu da, Allah demektir
__________________ HAKKA İNAN,SA'YE SARIL ,HİKMETE RAM OL! |
|
| | Mesaj No:13 |
| Durumu: Medine No : 45760 Üyelik T.:
27 Ekim 2014 | Fatma (r.a.) son anlarındaydı.. Yaşı yirminin biraz üzerindeydi.. Çileli bir hayatın sonuna doğru gelmişti.. Özlüyordu 6 ay önce gidiveren Babasını, özlemişti aşkın bir muhabbeti vardı.. Onulmaz bir yaraydı sanki içi yakan, yıkan, tarumar eden.. Hz Ali (r.a.)'ın yanında son nefesini veriyordu.. Yıkadılar Fatıma'yı, kefenlediler sonra... Hz. Ali’ye (r.a.) diyorlardı ki: Fatımanın cenazesi hazırdır. ... Bütün Medine yollarda Medine Baki mezarlığında... - Sevgililer Sevgilisinin Kızını defnedecekler.. - Mezara giriyor, mezara oturuyor Hz. Ali (r.a.) ve 'Uzatır mısınız bana Fatımayı' diyordu, uzatıyorlardı.. - . Fatıma’yı (r.a.)... Zaten nahifti, zaten inceydi, zaten zayıftı Fatıma (r.a.)... Ve O’nu mezara doğru uzatırken Hz. Ali (r.a.) öyle ağlıyordu ki gözlerinden akan sicim gibi yaşlar Fatıma (r.a.)'nın yeni kefenini ıslatıyordu.. Hz. Ali (r.a.) şöyle söyleniyordu; "Habibun leyse ya’diluhu habibun.. Vema lisivahu fikalbi nasibun.. Habîbun rabâ ayni ayni vecismî vean kalbi la yağibu" "Sevgilim" diyordu Fatma’sına.. 'Sevgilim..! Senin sevgini karşılayacak bir sevgi daha yoktur.. Doğrusu Senden gayrısı için şu yürekte bir nasip de olmayacaktır, her ne kadar gözlerimden ve vücudumdan uzaklaşsan da kalbimdesin sürekli ve her dem…… Sonra toprağı atacaklardı Fatma’nın üstüne.. Toprağa bulaşmış ellerini çırparken Hz. Ali (r.a.) şöyle diyecekti "Doğrusu dünyada tek bir isteğim kaldı Fatıma... Babana ve Sana ulaşacağım günü bekliyorum ...
__________________ HAKKA İNAN,SA'YE SARIL ,HİKMETE RAM OL! |
|
| | Mesaj No:14 |
| Durumu: Medine No : 45760 Üyelik T.:
27 Ekim 2014 | MÜSLÜMANA YAKIŞAN UYKU ADABI. Günümüzün ortalama üçte biri uyku ile geçmektedir. Gafletle geçmemesi için uykuyu da değerlendirmek gerekir. Müminin her hareketi şuurlu olmalıdır. Gafletle yatıp gafletle kalkmamalıdır! Rastgele yatağa girip uyumak doğru değildir. 1- Yatağa abdestli girmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:(Abdestli yatanın ruhu Arşa yükselir ve gördüğü rüyalar doğru olur. Abdestsiz yatanın ruhu yükselmez, gördüğü rüyalar, karışık olur, doğru çıkmaz.) [İ. Gazali](Abdestli yatan, gece ibadet eden ve gündüz oruç tutan kimse gibi sevap kazanır.) [Hakim] 2- Misvaklanıp sağ yanı üzere kıbleye karşı yatmak sünnettir. Uyku, ibadetleri kuvvetle ve sağlam yapmak niyetiyle olursa ibadet olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Âlimlerin uykusu ibadettir.) [İ. Gazali] 3- Borçları ve önemli işleri olan kimse, vasiyetini yazmadan yatmamalıdır! Çünkü sabaha çıkacağını kimse bilemez. Eğer vasiyetsiz ölürse, Kıyamete kadar konuşamaz. Ölüler kendini ziyaret eder, onunla konuşmaya çalışırlar, fakat o cevap veremez. O zaman (Bu miskin vasiyetsiz ölmüş) derler. Vasiyet olarak, varsa kul borçlarını, namaz ve oruç kazaları gibi Hak borçlarını yazmalı, ölümünden sonra ne yapılmasını istiyorsa bildirmelidir! 4- Günahlarına tevbe edip uyumalıdır! Herkese iyilik yapacağına, uyandığı zaman kimseye fenalık etmeyeceğine niyet ederek yatmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Hiç kimseye zulüm ve kin hissi duymadan yatanın günahları affolur.) [İ. Ebiddünya] 5- Yatarken, gece ibadete kalkmaya niyet etmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Gece ibadet etmek niyetiyle yatan, fakat uyku galebe çalıp sabaha kadar uyanamayan, niyeti sebebiyle gece ibadet etmiş gibi sevaba kavuşur. Uykusu da kendisine Allahü teâlânın ihsan ettiği bir sadaka olur.) [İbni Mace] 6- İyice uyku gelmeden yatmamalıdır! Kıymetli ömrü uyku ile geçirmemelidir! İhtiyaç kadar uyumalıdır! 7- Yatarken Âyet-el-kürsi, üç İhlas ve bir Fatiha, iki Kuleuzüyü okumalıdır! Salevat-ı şerife getirmelidir! "Amenerresulüyü yatsıdan sonra okumayı âdet edinmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:(Gece Bekara suresinin son iki âyetini okuyana, bu iki ayet, her şey için kâfidir.)[Müslim] 8- Uykunun bir nevi ölüm, uyanmanın da dirilmek olduğunu düşünmelidir! Hazret-i Lokman, oğluna (Oğlum, ölümden şüphen varsa, uyuma! Uyumak mecburiyetinde kaldığın gibi, ölmeye de mahkumsun. Eğer dirilmekten şüphe ediyorsan, uykudan uyanma! Uykudan uyandığın gibi öldükten sonra da dirileceksin) buyurmuştur. 9- Yatarken yarınki hayırlı işleri yapabilmek için istirahat etmeye, sabah namazına kalkmaya ve ertesi gün hayırlı işler yapmaya niyet etmeli! Böyle niyet edenin uykusu ibadet olur. Gece uyanınca dua etmeyi âdet haline getirmeli! hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Uykudan uyanınca, "Allahümmağfirli" derse, duası kabul olur.) [İ. Ebiddünya] 10- Henüz sabah namazının vakti girmeden, yani seherde kalkmaya çalışmalıdır. Seher vakti kalkmak berekettir. Hele sabah namazının vakti girdikten sonra, güneş doğana kadar uyumak rızk yönünden de zararlıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Sabah uykusu, rızka manidir.) [Beyheki]İbni Abbas hazretleri, sabah vakti oğlunu uyur görünce buyurdu ki: (Oğlum, rızıkların dağıtıldığı saatte uyunur mu? Bu saatte uyumak, tembellik alametidir, unutkanlığa sebep olur.) [Şir’a] Yatarken Hadis-i şerifte buyuruldu ki:(Yatarken Fatiha ve İhlası okuyan, ölüm hariç, her şerden emin olur.) [Bezzar](Yatarken Kâfirun suresini okuyan şirkten beri olur.) [Tirmizi](Yatarken Mülk [Tebareke] suresini okumadan yatma! Çünkü ölürsen kabirde sana yoldaş olur.) [Ey Oğul İlmihâli]Tok karnına uyumakMümkün mertebe yemeği yatarken yememelidir! Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:(Tok karnına uyumak, kalbi katılaştırır.)[Taberani]Yenilen yemekleri namaz kılarak veya helal kazanç yollarında eritmeye çalışmalıdır!Yüzükoyun uyumakPeygamber efendimiz, yüzükoyun yatan birine, (Kalk, bu yatış, Cehennem ehlinin yatışıdır) buyurdu. Yüzükoyun ve örtüsüz yatan birine de, (Bu, Allahü teâlânın hiç sevmediği bir yatış şekli) buyurdu.
__________________ HAKKA İNAN,SA'YE SARIL ,HİKMETE RAM OL! |
|
| | Mesaj No:15 |
| Durumu: Medine No : 45760 Üyelik T.:
27 Ekim 2014 |
Erkek; -Çok iyisiniz hoşsunuz fakat beğenmedim ben sizi.. Kadın; -Kur’an’ı Kerim okur musunuz ? Erkek; -Tabi ki. Kadın; -Peki okuduğunuz her AYET’e Amenna ve Saddakna diyor musunuz ? Erkek;-Elbette. Kadın; -O vakit neden cevabınız NEFS kokuyor? Erkek; -Ne demek istiyorsunuz ? Kadın; -”Ben beğenmedim” diyorsunuz. -Oysa ki Enfal Suresi 63. Ayet’te buyruluyor ki ; -”Kalpleri birbirine ısındıran ancak Allah’tır.” Erkek; -Evet yani ? Kadın; -Yanisi şu ;Nefsinize pay biçmeyin, sizlik bir durum yok, -RAHMAN kalplerimizi birbirine ısındırmadı, hepsi bu…
__________________ HAKKA İNAN,SA'YE SARIL ,HİKMETE RAM OL! |
|
| | Mesaj No:16 |
| Durumu: Medine No : 45760 Üyelik T.:
27 Ekim 2014 | Zinadan sakınınız. Zira onda 4 özellik vardır: -Yüzün güzelliğini (nurunu) giderir. -Rızkı keser. -Allah'ı gazaplandırır. -Cehennem ateşinde kalmayı gerektirir.'' (Taberani)
__________________ HAKKA İNAN,SA'YE SARIL ,HİKMETE RAM OL! |
|
| | Mesaj No:17 |
| Durumu: Medine No : 45760 Üyelik T.:
27 Ekim 2014 | Hazreti Âsiye, Musa Aleyhisselâm'ın hayatının sebebidir. Hazreti Musa'ya en büyük hizmetlerde bulunan ve nihayet imân eden yüksek iradeli bir kadındır. Musa aleyhisselâmın doğumu sırasında Allahü Teâlâ tarafından annesine çocuğu endişe etmeden emzirmesi, şayet çocuğu hakkında bir fenalık hissederse onu bir sandık içerisinde Nil nehrine bırakıp mahzun ve mükedder olmaması ve çocuğu kendisine iade edilip büyüdüğünde peygamberlik rütbesi verileceği vahyedilmişti. Vahy mucibince Nil'e bırakılan ve yeni doğan bu çocuğu barındıran sandık Firavun'un sarayı sahilinden akıp giderken görülerek saraya alınmış ve Âsiye tarafından Firavun'a: — Bu yavrucak bana ve sana bir göz aydını olur, bunun hayâtına kıymayınız! Belki bize bir faydası dokunur, yahut evlâd ediniriz, demişti de Firavun ve etbâı bu yavrucuğun ileride fazilet nâmına kendileriyle karşılaşacağını ve nasıl kahramanlıklar göstereceğini idrâk edemiyorlardı. Bu şekilde Hazreti Musa'nın hayatını kurtaran Âsiye, ileride Musa aleyhisselâma iman ve mucizelerini tasdik etmiş olmakla Hazreti Musa gibi o da Firavun ile karşılaşmış ve bu suretle Hazreti Musa'nın hayatı ve dini uğrunda kendi hayatını feda etmiştir. Âsiye, Firavun'un çok acı işkenceleri altında can vermişti. Rivayet edildiğine göre, Hazreti Âsiye — Ey Rabbim! Cennetinde, civarında bana ev yap da beni Firavun'dan ve onun kötülüklerinden kurtar!. Mealindeki duasını bu işkencelere mâruz kaldığı sırada okumuş ve derhal kabul olunup Cennet'teki makamı kendisine gösterilmekle güle güle hayatı terk etmiştir. Bu şekilde Âsiye, kadınlık âleminde en yüksek fazilet doruklarına erişen iki kadından birisi oluyor. Diğeri ise, elini, eteğini sıkı tutmak, namusunu ve iffetini muhafaza etmek hususunda kale kadar metin bir ruha, bir irâdeye sahip olan Hazreti Meryem'dir..
__________________ HAKKA İNAN,SA'YE SARIL ,HİKMETE RAM OL! |
|
| | Mesaj No:18 |
| Durumu: Medine No : 45760 Üyelik T.:
27 Ekim 2014 | İbni Abbas radıyallahü anh anlatıyor: Peygamber aleyhisselâm zamanında güneş tutulmuştu. Allah'ın Resulü namaz kılıp uzun uzun kıyamda kaldı. Bundan sonra Peygamberimiz şöyle buyurdu: — Muhakkak güneş ile ay Allah'ın âyetlerinden birer âyettir. Hiç bir kimsenin ölümü ve yaşaması için tutulmazlar; şu halde tutulduklarını görünce Allah'ı zikrediniz. İnsanlar dediler ki: — Ey Allah'ın Resulü, durduğun yerde bir şey almaya uzanmış olduğunu, sonra da irkilip geri çekildiğini gördük. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm: — Katî olarak Cenneti gördüm de, bir salkım üzüm yakaladım. Koparmaya muvaffak olsaydım, dünya durduğu sürece ondan yiyebilecektiniz. Bana Cehennemde gösterildi. Şu anda gördüğüm manzaradan daha kötü hiç bir manzara görmedim. Cehennemdekilerin çoğunu da kadınlardan gördüm, buyurdu. — Ey Allah'ın Resulü, ne sebeble onların çoğu kadınlardandır? diye sordular da, Peygamber aleyhisselâm: — Küfürleri sebebiyle, cevabında bulundu. — Allah'a mı küfrediyorlar? diye yine sordular. Peygamber aleyhisselâm: — Kocalarına ve kendilerine yapılan nimete küfrediyorlar; onlardan birine dünyayı versen, yahud ömrü boyunca iyilikte bulunsan, yine senden hoşlarına gitmeyen bir şey görünce, senden hiç bir zaman hayır görmedim, derler, buyurdu.
__________________ HAKKA İNAN,SA'YE SARIL ,HİKMETE RAM OL! |
|
| | Mesaj No:19 |
| Durumu: Medine No : 45760 Üyelik T.:
27 Ekim 2014 | İlkokuldan Beri Bize Yanlış Öğrettikleri 5 Bilimsel Gerçek 1)Öğretmenlerimiz görmek, duymak, tatmak, koklamak, hissetmek diye öğretti, yazılılarda sözlülerde cevapları böyle istedi… Peki duyuların hası olan hareket kabiliyetimizi ölçme, hareketi hissetme ve denge hadisesi? Kulak içi sıvılarının ivme ölçer gibi çalışarak dengemizi bulmamızı sağlamasını kim neden boşluyor! Toplumun denge ayarlarıyla oynamayın! Vestibüler sistemimize gereken değeri ve önemi verelim. 2)Fizik bölümlerini göreve davet ediyoruz “adeta ters mıknatıslanma yapan” şeyler nedir Şimdi örtmen sorsa çivi mi mıknatısla tepkimeye girer domates mi dese ne cevap vereceğiz? Bize sadece demir, çelik gibi ferromanyetik maddeler öğretilmiş gerisi niçun atlanmış? Millet çeri domatesle uzay deneyi yapıyor. Domatesin içindeki suyun içindeki maddelerle diamanyetik hadiselere akıyor ve hareket elde ediyor… Biz neden sadece “domatesin çekirdeği sap sarı” diye türkü çığırıyoruz? Futbolcuların sürekli girip çıktığı MR denen teknolojinin olayı işte budur çocuklar diyerek anlatsak, ya da Lost dizisindeki Faraday karakterinin esas olayı bu desek ya. Batıda da durum aynı; ama onlar en azından mevzuyu sıkı lise eğitimiyle kapatıyorlar. 3)Ressamları, optikçileri, boya ustalarını komple göreve davet ediyoruz “ana renkler hangileri” Diğer renklerin karışımıyla elde edilemeyen renkler ana renklerdi değil mi? Ayrıca diğer tüm ara renkler bu ana renklerin karışımıyla elde edilebiliyordu… E ama kırmızı ve mavi bu iki koşulda da patates oluyor. Kırmızı dediğini sarı ve mor (eflatunun tonu) karıştırarak elde edebiliyorsun. Morun bir türü ve camgöbeği karışımıyla ise mavi elde edilebiliyor. Bununla birlikte işe kırmızı, mavi ve sarıyla başladığımızda bir sürü tona ulaşamıyoruz. Renk teorisyenleri tarafından 19. yüzyılın sonunda bu konu çoktan açıklığa kavuşturulsa da bir şekilde okul müfredatlarına girmemiş. Renkli printerlar da en çok bulunan kartuşlar da bu yüzden an, magenta ve yellow olan süper renklerdir (camgöbeği, mor, sarı.)4)Vedat Milör’ü ve kulak – burun Dilimizin tat alma bölümlerinin birbirinden ayrı takıldıklarını ve bu bölümleri ayrı ayrı ezberlediğimiz zamanları hatırlıyor musunuz? Hepsi kolpaynış. Dilin arkası acımsı tatları, arka orta kenarları ekşiyi, orta ön kenarları tuzluyu ve ucu tatlıyı algılıyordu hani? Unutunuz bunları. Bu dil haritası ilk defa anlı şanlı Harvard Üniversitesi’nden Edwin Boring adlı soyadıyla müstesna sıkıcı abinin, Almanya’da 1901 yılında yapılmış bir çalışmayı yanlış yorumlamasıyla ortaya atılmış. Edwin Boring’in hatasına rağmen de ortaya atıldığı günden bu yana okul kitaplarında yerini almış ve çıkmamış. 1974 yılında dil haritası tamamen hatalı kabul edilse de üzerinden geçen 40 yıla rağmen bugün hâlâ kimi bioloji kitaplarında ve testlerde kendine yer bulabiliyor. Bilim dedik, batıdan gelir dedik, mösyölerin yaptığına bak. Monşers noolcak!– boğazcıları göreve davet ediyoruz “tat almanın gerçeklerini açıklayın”
__________________ HAKKA İNAN,SA'YE SARIL ,HİKMETE RAM OL! |
|
| | Mesaj No:20 |
| Durumu: Medine No : 45760 Üyelik T.:
27 Ekim 2014 | hep yanlış ogrendigimizi sonradan farkediyoruzhani biri demiş ya bildigim tek şey hiçbir sey bilmedigim cok dogru aslında...
__________________ HAKKA İNAN,SA'YE SARIL ,HİKMETE RAM OL! |
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Kişi okuyor. (0 Üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Konuyu değerlendir | |
| .::.Bir Ayet-Kerime .::. | .::.Bir Hadis-i Şerif .::. | .::.Bir Vecize .::. |
|
|