| | |||||||
| Konu Kimliği: Konu Sahibi Hâdimul İslam,Açılış Tarihi: Bugün (00:57), Konuya Son Cevap : Bugün (00:57). Konuya 0 Mesaj yazıldı |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Değerlendirme |
| | Mesaj No:1 |
| Medineweb Baş Editörü Durumu: Medine No : 14593 Üyelik T.:
15 Kasım 2011 | Tebbet Suresi Kavram Haritası Tebbet Suresi Kavram Haritası [Linkler Ziyaretçilere Kapalıdır.Giriş Yap Veya Üye Olmak için TIKLAYIN...] Ateşin Babası ve Küfre Adanmış Bir Ömür Surenin Tarihî Arka Planı Tebbet Suresi, vahyin ilk yıllarında nazil olan kısa fakat son derece çarpıcı surelerden biridir. Sure, görünürde Hz. Peygamber'in amcası olan Ebu Leheb'i ve eşi Ümmü Cemil'i konu edinir. Ancak Kur'an'ın anlatımı yalnızca iki kişiyi hedef almaz; hakikatin karşısında duran bir zihniyeti bütün çağlara tanıtır. Allah Resulü insanları Allah'a çağırmaya başladığında ilk tepki gösterenlerden biri Ebu Leheb olmuştu.Allah Resulü "kalk uyar" emrinden sonra Mekkelilere şöyle sesleniyor: "Şu dağın ardında size zarar verecek ordular var desem bana inanır mısınız? "Evet, sen sözüne güvenilir bir adamsın. Bizi uyardığın bir konuda seni destekleriz." diyorlar. Efendimiz, Allah'la anlamlı bir hayatı sunarak la ilahe illallahı sunduğunda ilk Ebu Leheb ayağa kalkarak "tepben lek" şeklinde hakaret ediyor, homurdanarak kalabalığı dağıtıyor. Ve bundan sonrasında bu hakaretler eyleme dönüşerek karı- koca, malıyla, kazancıyla, var gücüyle, bütün enerjileriyle Efendimize ve inananlara saldırıyorlar. İnsanlar Hz. Muhammed'e güveniyor, onun doğruluğunu kabul ediyorlardı. Fakat aynı Muhammed Allah'ın elçisi olduğunu söylediğinde çıkarlar, statüler ve alışkanlıklar devreye girdi. Ebu Leheb Kimdir? Kur'an onun gerçek ismini değil, künyesini kullanır: "Ebu Leheb" Yani "Alevin Babası". Ebu Leheb döneminin 9'lu çetesinden biriydi. Azılı provokatör, kibirli, zengin, inançsız, zalim, pazarlıkçı, makyavelistti. Efendimize "Müslüman olursan bana ne var?" diyor. Efendimiz "herkese ne varsa sana da o var" cevabını veriyor. "Beni herkesle eşit tutan din olmaz olsun" diyor. Pazarlık yapabileceği bir din arıyor. Kazancına karışmayan, haram helal ayırmayan, suya sabuna dokunmayan, soyluların haklarını savunan ve soylunun arkasında duran bir din...Bu anlamda Abdullah oğlu Muhammed'le hiçbir sorunları yok Muhammed Resulullah'la sorunları var. Korkusundan Bedir savaşına bile katilmayan, yerine parasıyla adam tutup gönderen bir korkak. Bu isim sadece bir şahsı değil, bir karakteri anlatır. Kibirli Servetiyle övünen Ayrıcalıklarını korumak isteyen Hakikate karşı mücadeleyi görev edinmiş İnsanları manipüle eden İman edenlere baskı uygulayan bir zihniyet... Bu yüzden Ebu Leheb öldü ama Ebu Leheblik ölmedi. Bugün de insanların umutlarını söndüren, fitne üreten, hakikatin önünü kesmeye çalışan her anlayış aynı çizginin devamıdır. Leheb Suresi, Ebu Leheb'in özelinde ve eşi üzerinden bize sosyolojik hayat dersi veren surelerden biri. Ebu Leheb ve karısı Ümmü Cemil bize nasıl pencereler açacak bakalım. Birincisi Ebu Leheblerin olduğu yerde Ebu Bekir'ler, Ömer'lerin hep var olacağını, hep yaşadığını ve yaşayacağını, bizim ise hangi tarafta yer almamız gerektiğini anlatan bir ders. Bakalım Rabbimiz bize ne söyleyecek? "Ebu Leheb'in elleri kurusun, kurudu da. Kuruyacak zaten. Yazıklar olsun, lanet olsun. Herkes buna şahit olacak" anlamındaki birinci ayet. Ebu Leheb nezdinde sanki bir beddua gibi yok olması, ellerinin işlevsiz kalması için bir ilenti gibi anlarız. Kur'an'ın edebi yönlerinden biridir bu. Muciz olan edebi yönünü anlayammazsak çuvallarız. "Tebbet" Ne Demektir? Çoğu zaman ayeti: "Ebu Leheb'in elleri kurusun" şeklinde okuyoruz. Fakat burada sadece bir beddua yoktur. "Tebbe" kelimesi; hüsran, çıkmaz, umutsuzluk, sonu kayıp olan bir yol anlamlarını da taşır. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın başarısızlığa mahkûm olmak... Surede anlatılan budur. Ebu Leheb bütün gücünü kullandı. Malını kullandı.İtibarını kullandı.Çevresini kullandı.Ailesini kullandı. Ama İslam'ın önüne geçemedi. İşte onun "ellerinin kuruması" budur. Mal, Servet ve Güç Kurtarır mı? Kur'an çok net cevap veriyor: "Malı da kazandıkları da ona fayda vermedi." Ebu Leheb bir misyon edinmiş Allahlı ve anlamlı bir hayata savaş açmış, elindeki bütün imkanları bunun için seferber ediyor. Mekke'nin en zenginlerinden, ağzı iyi laf yapan, sosyolojik olarak insanları etkileyebilen yapısı var. Sure bize ve o günün Müslümanlarına şu mesajı iletiyor: Rabbimiz kendisi yok olsun demek yerine elleri kurusun, yok olsun diyor. "Serveti, malı mülkü yok olsun. Belki insan olduğunu hatırlar, doğru yolu bulur. Güç aldığı unsurlar kurusun. Belki yolu bulur." Ebu Leheb öldü gitti. Öyle bir ölüm ki evinden, şehrinden çöle tecrit edildi. Öyle kokuyordu ki; ne oğulları ne karısı yanına gidebildi. Sopa ucuyla bir kuyuya itilerek defnedildi. Malı serveti eliyle kazandıkları hiçbiri fayda etmedi. Ebu Leheb öldü fakat Leheblik ölmedi. Ebu Lehebler imanı yok etmek için, ortalığı ateşe vermek için, küfür yangını çıkarmaya, fitne ateşi çıkarmaya hevesli, varıyla yoğuyla kendini adamış insanlar hala varlar. Onlar kıtalar dolaşıyor. O zaman bize düşen nedir? Burasını konuşacağız. Ebu Leheb'in güvendiği her şey vardı:Servet, Şöhret, Soy, Çocuklar, Nüfuz Ama hiçbirisi onu kurtaramadı. Çünkü insanın değeri sahip olduklarıyla değil, sahip olduklarını ne için kullandığıyla ölçülür. Bazı hayatlar öldükten sonra da devam ettiğine göre, hayattayken kendimize bir hayat hedefi koyacağız. Ölümle ömür arasında bir defa sahnelenen, yedeği olmayan, başkasının bizim yerimize oynayabilme hakkı olmayan bir hayat. O zaman hayatın bir yol, bizim de bir yolcu olduğumuzu unutmayacağız. Hedefimiz olacak. Hayat gayesi, hedefi, hareket noktası ve hikmeti, niçini belirlenmiş bir yoldur. Rastgele bir yaşamın adı değildir. Bu amaç ve hedefle yaşadıktan sonra, öldükten sonra da bu dünyada yaşamazken de yaptıklarımız yaşamaya devam edecek. Allah bizi Ebu Leheb gibi bir hayat tattırmasın. Unutturmuyor Rabbimiz. Unutulmayanlardan Ebu Leheb. Ama nasıl bir hayatla, kaybedilmiş bir hayatla unutulmayanlardan. Rabbim kazananlardan olarak hatırlanmak nasip etsin. Ebu Leheb üzerinden;hayat yolculuğunda neyi arıyorsak, ne için emek veriyorsak,ne hedefliyorsak o bizim değerimizi belirliyor. Ebu Leheb gibi imana engel olan hakikatin karşısında mı, yoksa hakikatin temsilcisi miyiz buna karar vericez.? Kur'an bize, Kur'an'ın öğrettiği sistemle kazanmayı öğütlüyor. Kazandığınızın nereden geldiğini bilin, karunlaşmayın, mülkiyetin, servetin mahkumu olmayın, hayatın anlamını, amacını, hedefini unutup kendi eliyle kazandıklarının mahkumu olmayın mesaji. Onun kazandıkları ona hayır getirmedi. Efendimiz aleyhisselam şöyle buyuruyor, " altına, gümüşe, lükse kul olan, hayatını bunun için tüketen, bunun için yaşayanlar kahrolsun". Nasıl bir kahrolma? İşte Ebu Leheb'in hayatı. O yüzden Allah kazandıklarımızın, alın teri döktüklerimizin mahrumiyetini vermesin, ecriyle mükafatını versin. Ümmü Cemil ve Adanmışlık Dersi Sure bize bu karı koca üzerinden adanmışlığın örneğini gösteriyor.Ebu Lehebden sonra ikinci karakter Ümmü Cemil... Bize hayatın en önemli dersini veriyor. Karı koca adanmış bir hayatın dersi hem de. Karşımızda nasıl bir kadın var? Şimdi ona bakacağız. Evet, Rabbimiz "vemraatühü"(karısı), odun hamalı karısıyla birlikte girecek, cehenneme diyor. Boynunda sağlam bükülmez bir ip dolanmış şekilde. Odun taşıyıcısı hammâletel hatap. Kur'an onu "odun taşıyıcısı" olarak tanımlar. Bu ifade hem gerçek hem mecazi anlam taşır. Çünkü Ümmü Cemil: dedikodu taşıyan, insanlar arasını bozan, Fitne yayan, düşmanlığı organize eden bir karakter olarak tanıtılır. Ebu Leheb'in karısı, Süfyan'ın kız kardeşi, zengin bir aile kızı. Eşi de zengin ve itibarlı. Mekke'nin ileri gelenlerinden. Bu lüksü ve konforu, ayrıcalığı çok seviyor. Efendimizin davetine bu denli karşı çıkmasının sebebi, kocası gibi bu mesajın hayatlarına haksız kazançlarına müdahale edecek olması. Herkesten üstün gördükleri soyu ve malları zayıflarla eşitlemesi karı kocayı aynı dava etrafında kenetliyor. Peki bu denli zengin bir kadın neden odun hamallığı yapmış ki? Hablün min mesed, yarın onun boynunda bükülmüş bir ip olacak diyerek bitiriyor sure. O kadar İslam düşmanı ki; boynunda ata yadigarı bugün elmas veya pırlanta diyeceğimiz türden gerdanlığı satıp, Efendimize ve İslam'a düşmanlık yolunda harcıyor. Parası olmadığından değil, böylesi süslü ve gösterişli, değerli bir eşyayı davasına hizmet için ispatlıyor adeta. Düşmanlık yolunda kullanıyor. Daha da fenası, bunca zenginliğe rağmen dağdan odun topluyor, taşıyor, taşıttırıyor, sermayeye dönüştürüyor. Hem fiziken hem bedenen çalışıyor var gücüyle.. Fakat burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır. Ümmü Cemil inanılmaz derecede adanmış bir kadındır. Yanlış bir davaya adanmıştır ama adanmıştır. Bu yüzden sure bize şu soruyu sordurur: Ümmü Cemil yanlış bir dava uğruna servetini, zamanını, emeğini ortaya koyabiliyorsa, biz hak bildiğimiz şey için ne kadar fedakârlık yapabiliyoruz? Suredeki Karı-Koca Tablosu Kur'an bize farklı aile modelleri gösterir: Nuh ve karısı= iyi koca kötü eş Lut ve eşi =İyi koca kötü eş Firavun ve Asiye =Kötü koca iyi eş İbrahim ve eşi = İyi koca iyi eş Ebu Leheb ve Ümmü Cemil =Kötü koca kötü eş Bu surede Karı koca üzerinden Rabbimiz bize neyi anlatıyor? Ebu Leheb ile Ümmü Cemil kötülükte birleşmiş bir çifttir. Aynı hedefe, aynı ideale, aynı mücadeleye yönelmişlerdir. Fakat hedefleri hakikat değildir. Bu yüzden Kur'an bize sadece aile olmayı değil, hangi amaç etrafında aile olduğumuzu da sorgulatır. Karşımızda nasıl bir kadın var? Davası var, adanmışlığı var, gözü kara. Şimdi bir düşünelim. Misyon olarak taşıdığımız şu dinimizin, davamızın derdi için hangimiz odun kesecek, taşıyacak, satacak sermaye yapacak güçteyiz? Bunun için kaçımız yola düşerdik, kaçımız devam eder, kaçımız dönerdik? Kadın ömrünün sonuna kadar odun taşıyor. Peygamber davasının karşısında kendi misyonunu taşımak için, safını belli etmek yetmez, yolunda ölmek için. Daha ilginci Ümmü Cemil boynundaki gerdanlığı satıp Peygamber ve İslam'a düşmanlık yolunda paraya harcayıp sermaye ortaya koyarak ilk defa bir kadın hareketi başlatıyor. Davayı destekleyenlerle tabiri caizse, sosyal medya ağı kuruyor, gazetecilik yapıyor, yalan haber, iftira yayıyor, ayaklı gazetecilik yapıyor, dezenformasyonun her türlüsünü yapıyor. Bir hayatın başlangıcıyla finalinin aslında nasıl bütünleştiğini görüyoruz. Yarın hepsi bunların hepsi boynuna dolanmış ip olacak. Davası için dağdan odun getirecek, satacak kadar dava bilincinde olması çok enteresan. hHamaletel hatap ifadesini Araplar, söz taşıyan, dedikodu yapan, odun taşıyan anlamında kullanırlarmış. Ümmü Cemil de inanılmaz fitne çıkaran, dedikoducu, tesad bir kadınmış. Birçok ailenin yıkılmasına, dost ve kardeşlerin bitmesine sebebiyet vermiş. Ahirette de odun taşıyıcı olacak. Kur'an odun kavramını çok karşımıza çıkarır. Kütük der, küfrü inatla devam ettiren zihniyetlere kütük der. Bir ağaç kurumuşsa odundur, köklerini kaybetmiş, yeşilliğini kaybetmiş, can suyu çekilmişse, hayat mevcidini tamamen kaybetmişse odundur. Ümmü Cemil de bu odun işte. Bugün de sistemli zihniyet aynı şekilde çalışıyor. Eğer vahiy pınarından beslenmeyen bir hayatın parçasıysanız kurursunuz ve odunlaşırsınız. Ya odun taşırsınız ya da odun olup taşınan olursunuz. Mesele vahyin pınarından beslenme özelliğini kaybetmemekte. Bugüne Bakan Mesajı Bugün ne yapacağız? Bazen küfrün alevi çok yükseliyor, çocuklarımıza kadar ulaşıyor. Çocuklarımızın imanını, istikbalini, duygularını, zihinlerini yıkacak hale geliyor. Bizim de alev almamız gerekiyor. Başkasına tutuşturmak istediğimiz bizde alev almış olmalı yani. İslam'ın temsilcisi olmak, vahyin şahitlerinden olmak diye bir derdimiz var mı? Varsa derdimizi ne kadar besliyoruz? Ebu Leheb'in alevi aileleri ve çocuklarımıza kadar uzanmışken onların alevi varsa bizim tutuşturmak istediğimiz alevimiz ne kadar? Bu heyecanla yapıp tutuşturabiliyor muyuz? Ne kadar ayakta ve ne kadar hayattayız? Fikrimizi, zikrimizi, derdimizi, bilincimizi ne kadar bir araya getirdik? Allah bizi bu vahiy şahit kıldı. Biz bu kitabın şahitleriyiz. Bu kitaba tanıştık, okuyoruz, dinliyoruz. Peki vahiy şahidi olmak bunlardan mı ibaret? Vahiy şahidi kimdir? Allah bize vahiy şahidi olmak diye bir nimet ve kocaman sorumluluk vermiş. Vahiy şahidi, hakkın yayılması, yükselmesi için kendini ortaya koyan insandır. Aynen Ümmü Cemil'in yaptığı gibi. Gerektiğinde bedeniyle, aklıyla, kalbiyle, malıyla, varlığıyla, tüm benliğiyle orada hazır olması demek. Allah bize bu anlamda elimizden geleni yaptığından emin olacak bir bilinci ve farkındalığı nasip etsin. Leheplerin yangını bizim suyumuzdan güçlü olmasın. Elimizden geleni yapmış olmanın eminliğini yaşayalım inşallah. Bu nesil nereye gidiyor diyerek yangınların dumanından ve ateşinden rahatsız olan bizler, kendimize yeni bir bilinç edinmeliyiz İslam ahlak ilkesi edinmeliyiz. Leheb Suresi geçmişte yaşamış iki insanın hikâyesi değildir. Her çağın Ebu Lehebleri vardır. Her çağın Ümmü Cemilleri vardır. Fakat aynı şekilde her çağın: Hatice'leri, Ebubekir'leri, Ömer'leri, Fatıma'ları da vardır. Ümmü Cemil ve Ebu Lehep küfre odun taşırken karşılarında Efendimiz ve eşi Hz Hatice iman ailesine rahmet taşıyor, küfür ateşinin üstüne su döküyorlardı. Eşinin yanında, davasına hizmetkar, malıyla, canıyla, fizikten,bedenen, maddi manevi tam destek İslam eri bir kadın. Siyer kaynaklarımız İslam'ın kadınlarına nasıl bir medeniyet kurulduğunu bize çok defa anlatır. İlk tacir, ilk tüccar hayatın içine müdahil olan, küfrün karşısında hakikatin destekçisi Hz Hatice... Biz hangi taraftayız? Yangını büyütenlerden mi? Yoksa yangını söndürenlerden mi? Hakikatin önünü kesenlerden mi? Yoksa ona şahitlik edenlerden mi? Leheb Suresi bize bir insanın hayatını neye adarsa sonunda onunla anılacağını hatırlatır. Ebu Leheb unutulmadı. Ama kaybedenlerden biri olarak unutulmadı. Rabbimiz bizi hakikate adanmış, geride hayır bırakan ve güzellikle hatırlanan kullarından eylesin.
__________________ ![]() İnsanı BEDENEN ameliyat için BAYILTMAK gerekir. RUHEN ameliyat etmek içinse AYILTMAK... Konu Hâdimul İslam tarafından (Bugün Saat 01:10 ) değiştirilmiştir. |
|
Konu Sahibi Hâdimul İslam 'in açmış olduğu son Konular Aşağıda Listelenmiştir
| |||||
| Konu | Forum | Son Mesaj Yazan | Cevaplar | Okunma | Son Mesaj Tarihi |
| | Tefsir Çalışmaları | Hâdimul İslam | 0 | 9 | 03Haziran 2026 00:57 |
| | Gündem/ Manşetler | Hâdimul İslam | 0 | 31 | 02Haziran 2026 13:43 |
| | Diğer Tarifler/ Bilgiler | su damlası | 4 | 57 | 01Haziran 2026 16:55 |
| | Hacc-Umre-Kurban | Hâdimul İslam | 1 | 65 | 29 Mayıs 2026 12:54 |
| | Gündem/ Manşetler | Hâdimul İslam | 0 | 67 | 21 Mayıs 2026 23:40 |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Kişi okuyor. (0 Üye ve 1 Misafir) | |
Benzer Konular | ||||
| Konu Başlıkları | Konuyu Başlatan | Medineweb Ana Kategoriler | Cevaplar | Son Mesajlar |
| Nasr Suresi Kavram Haritası | Hâdimul İslam | Tefsir Çalışmaları | 0 | 21 Mayıs 2026 18:13 |
| Kevser Suresi Kavram Haritası | Hâdimul İslam | Tefsir Çalışmaları | 5 | 16 Mayıs 2026 03:35 |
| Fil Suresi Kavram Haritası | Hâdimul İslam | Tefsir Çalışmaları | 0 | 14 Mayıs 2026 19:18 |
| Fatiha Suresi Kavram Haritası | Hâdimul İslam | Tefsir Çalışmaları | 0 | 14 Mayıs 2026 19:12 |
| Kâfirun Suresi Kavram Haritası | Hâdimul İslam | Tefsir Çalışmaları | 0 | 12 Mayıs 2026 21:23 |
| .::.Bir Ayet-Kerime .::. | .::.Bir Hadis-i Şerif .::. | .::.Bir Vecize .::. |
|
|