| | |||||||
| Konu Kimliği: Konu Sahibi Hâdimul İslam,Açılış Tarihi: 12 Mayıs 2026 (18:36), Konuya Son Cevap : Bugün (01:56). Konuya 4 Mesaj yazıldı |
4Kez Beğenildi ![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Değerlendirme |
| | Mesaj No:1 |
| Medineweb Baş Editörü Durumu: Medine No : 14593 Üyelik T.:
15 Kasım 2011 | Kadına Şiddet İçin Dijital Anıt Sayaç Bir rakam gibi görünse de her biri ayrı bir hayat, ayrı bir hikâye… Eksilen; bir hayat, bir anne, bir evlat, bir insan… 😢Kur’an, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir topluma karşı durmuş; ezilenin, hor görülenin ve mazlum kadının yanında yer almıştır. Bugün hâlâ kadınların şiddetle anıldığı bir dünyada, vicdanımızı kaybetmemek gerekiyor. Şiddetin normalleşmediği bir toplum olmak duasıyla… Anıt Sayaç [Linkler Ziyaretçilere Kapalıdır.Giriş Yap Veya Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________ ![]() İnsanı BEDENEN ameliyat için BAYILTMAK gerekir. RUHEN ameliyat etmek içinse AYILTMAK... |
|
Konu Sahibi Hâdimul İslam 'in açmış olduğu son Konular Aşağıda Listelenmiştir
| |||||
| Konu | Forum | Son Mesaj Yazan | Cevaplar | Okunma | Son Mesaj Tarihi |
| | Tefsir Çalışmaları | Hâdimul İslam | 0 | 20 | 14 Mayıs 2026 19:23 |
| | Tefsir Çalışmaları | Hâdimul İslam | 0 | 19 | 14 Mayıs 2026 19:20 |
| | Tefsir Çalışmaları | Hâdimul İslam | 0 | 18 | 14 Mayıs 2026 19:18 |
| | Tefsir Çalışmaları | Hâdimul İslam | 0 | 21 | 14 Mayıs 2026 19:12 |
| | Tefsir Çalışmaları | Hâdimul İslam | 0 | 45 | 12 Mayıs 2026 21:23 |
| | Mesaj No:2 |
| Medineweb Site Yöneticisi Durumu: Medine No : 1 Üyelik T.:
14Haziran 2007 |
“Ve len tecide li sünnetillahi tebdîlâ...” hakikati gösteriyor ki Allah’ın koyduğu ölçülerde tutarsızlık ve değişim yoktur. Tutarsızlık, insanın kendisindedir. Dün diri diri toprağa gömülen kadın ile bugün cehaletin başka biçimleriyle yok edilen kadın arasında, hakikatte yalnızca zaman farkı vardır. Biri cahiliye döneminin karanlığında öldürülüyordu, diğeri modern çağın süslenmiş cehaleti içinde tüketiliyor. Fakat netice değişmiyor: yine kadın kaybediliyor, yine insanlık yara alıyor. Vahiyden uzak yetişmiş bir annenin yetiştirdiği neslin, sonunda kendi elleriyle insanı tüketen bir yapıya dönüşmesi tesadüf değildir. Çünkü mesele sadece eğitim değil, terbiyenin kaynağıdır. Kalite; makamla, güçle, kalabalıklarla değil, insan yetiştirme biçimiyle ölçülür. Bir toplumun seviyesi; kadının, erkeğin, çocuğun, komşunun, kısacası insanın nasıl inşa edildiğinde ortaya çıkar. Sonuç karşısında şaşırmamak gerekir; çünkü netice, ekilen tohumun tabii ürünüdür. Oysa ilahi mesaj son derece açıktır. İnsan önce Rabbini bilecek, sonra görevini, yerini, sorumluluğunu ve haddini anlayacaktır. Fakat bu bilgi yalnızca zihinsel bir bilgi olmayacaktır. “İkra” emriyle okuyacak ama “Bismi Rabbik” şuuruyla okuyacaktır. Öğrenecek ama “Rabbi kellezî halak” hakikatini unutmadan öğrenecektir. Vahyin dışına taşan bilgi, insanı olgunlaştırmak yerine çoğu zaman azgınlaştırır. Firavun’un sarayındaki Asiye ile Lut’un hanımı istisna olarak önümüzde durmaktadır. Demek ki ortam kadar insanın yönelişi de belirleyicidir. Ancak genel kaide değişmez: Vahiyden uzaklaşan toplumda insanın içindeki karanlık büyür. Hiçbir gerekçe bir insanın canına kıymayı meşru gösteremez. Allah korkusu taşıyan bir kalpten zulüm çıkmaz. Fakat vahiyden mahrum, Allah’sız bir zihin; kilidi açılmış bir kafesteki aslan gibidir. Nefis serbest kaldığında vahşet, korku, cinayet ve merhametsizlik sıradanlaşır. Bugün insanlığın yaşadığı en büyük krizlerden biri de budur: Bilginin artması ama hikmetin azalması, kalabalıkların büyümesi ama insanın küçülmesi… Vahiyden kopmuş bir toplum, aslında görünmeyen bir cinayetler zincirinin içinde yaşamaktadır. Çünkü adaletin, hukukun, ahlakın ve insan ölçüsünün kaynağı beşer olunca; ortaya çıkan netice de eksik, kırılgan ve değişken olacaktır. Beşerin koyduğu sistem, yine beşerin zaaflarını taşır. Bu yüzden nice ceza, nice mahkeme, nice kanun insanı ıslah etmek yerine daha da öfkelendirmiş, daha da katılaştırmıştır. Hapisten çıkan birçok insanın daha azgın, daha kırgın ve daha karanlık hale gelmesi, yalnızca bireysel bir problem değil; insanı sadece korkuyla terbiye etmeye çalışan sistemlerin de iflasıdır. Oysa ilahi ölçüde ceza yalnızca korkutmak için değil, toplumu korumak ve suçu doğmadan engellemek içindir. İnsan, yaptığı eylemin yalnız dünyada değil ahirette de hesabını vereceğini bildiğinde, vicdan başka türlü çalışır. Kıssasın varlığını bilen katil, elinin nereye uzandığını düşünür. Hırsızlık karşısında ilahi hududu bilen kişi, nefsinin arzusuna daha kolay teslim olamaz. Çünkü vahiy, insanı sadece dışarıdan değil içeriden de denetler. Toplumun temeli adalettir. Adalet çökerse, bina ayakta görünse bile içten çürümeye başlar. Gerçek adaleti bilen bir hâkim, makamını hevâsına alet edemez. “Cennet annelerin ayakları altındadır” hakikatini özümsemiş bir insan, annesine el kaldırmayı bırakın, gönlünü kırmaktan bile korkar. Babaya “öf” demeyi yasaklayan bir dinin mensubu olan kişi, anne babaya hoyrat davranmanın yalnız ahlaki değil, imani bir yara olduğunu bilir. Kur’an’ın ortaya koyduğu sünnetullah değişmez: “Siz kendinizi değiştirmedikçe Allah sizin durumunuzu değiştirmez.” İlahi ölçüde hata yoktur, yanılma yoktur. Bozulma, insanın vahiyden uzaklaşmasıyla başlar. Çağımız ise insanı adeta öğüten büyük bir değirmen gibi çalışıyor. Bilgi hiç olmadığı kadar arttı. Teknoloji, üniversiteler, akademik unvanlar zirveye çıktı. Fakat aynı çağda Allahsız bilgi de hiç olmadığı kadar büyüdü. Hikmetten kopmuş ilim, insanı olgunlaştırmak yerine kibirle doldurabiliyor. Ebu Cehil de Mekke’nin sıradan biri değildi. Akıllıydı, etkiliydi, toplumun önde gelenlerindendi. Fakat vahiyden mahrum akıl, sahibini hakikate değil, karanlığa taşıdı. Bu yüzden “cehaletin babası” olarak anıldı. Bugün de diploma sahibi olmak, profesör olmak, makam sahibi olmak insanı hakikate ulaştırmaya yetmiyor. Vahiy ile yoğrulmayan bilgi, modern çağın Ebu Cehillerini üretmeye devam ediyor. Çünkü mesele yalnızca bilmek değil; hakkı tanımak, nefsi terbiye etmek ve bilgiyi Rabbi adına taşıyabilmektir.
__________________ ![]() Büyükler fikirleri,Ortalar olayları,Küçükler kişileri tartışır. |
|
| | Mesaj No:3 |
| Medineweb Baş Editörü Durumu: Medine No : 14593 Üyelik T.:
15 Kasım 2011 |
“İkra” emriyle okuyacak ama “Bismi Rabbik” şuuruyla okuyacaktır. Öğrenecek ama “Rabbi kellezî halak” hakikatini unutmadan öğrenecektir. Vahyin dışına taşan bilgi, insanı olgunlaştırmak yerine çoğu zaman azgınlaştırır. Hocam "darabe"yi kadını dövmek olarak anlayan, dövünce evliliği kurtaracağını düşünebilen, kafa göz dalmayacak ama işte misvakla, ot sapıyla sembolik olacaksa komik olur şöyle; tekmeyle, gözünü morartmayacak kadar heleki öldürecek kadar dövmeyen de "Allah'ın adıyla' diyerek okuyup, "Senin rızan için " deyip kocaya erkeğine itaat bekliyor. Kimse karısını döverken bu ayeti şahit göstermiyor elbette. Lakin itaati bekliyor ![]() Nisâ suresi kadının çok güçlü olduğunu düşündüğünüz fakat sayaçlar oluşturacak düzeyde mazlum ve zayıf olduğu, bir parça kıyafetle sokaklarda etini sergileyen kadın kölelerin çoğaldığı tam da bu zamanın suresidir. Kadın güçlü, kadın diplomalı, kadın iş sahasında, kadın tır şoförü, kadın sporda, dövüşte kadın feminist olsa da farketmiyor. Kadınlarımıza zayıf olduğunu, erkekle her alanda pazu yarıştırmaması gerektğini kabul edecek bir bilinç, erkeklere de hakikatten beslenen bir onur... Kadına ikinci bir banka kartı,maaş bordrosu gözüyle bakmaktan yada rakibi gibi görmekten vazgeçmeleri lazım. Her dediğine (münker manada) rıza göstermek ne kadar yanlışsa yol sarpa sardığında dayak, şiddet kat kat yanlış. Hele ki o kadının eve, adama dönmesini beklemek elini suya doğru uzatıp susuzluğunun gitmesini beklemek kadar boş ve ahmakça. Birbirleri için sukunet bulsunlar aralarında meveddet oluşsun denilen eşler merhametten kopmuş, birbiriyle kanlı bıçaklı. Boşanmayı da bilmiyorlar. Evliliği sürdürmeyi de. Ders almıyorlar da. Sağlıklı şekilde boşananlari görünce maşallah oluyoruz.. Sonrası Müge anlı ve digital sayaçlara konu olmuş ölen kadınlar, ruh sağlığı bozuk erkekler.( Toplumun içine serseri mayın gibi bırakılmış yüksek tahribatlı çocuklar.( Allah'ın ipine sımsıkı sarılalım dicem.Herkes bildiği Allah'ın ipine, bildiği kadar tutunuyor. Ya Allah'ı bilmeyenler...Nereye tutunacak? Tanımadığı Allah'a ve tanımadığı dinine iman eden, fakat, tanışmak istemediği vahye kör sağır olanların hastalığına Rabbim tez şifa versin.
__________________ ![]() İnsanı BEDENEN ameliyat için BAYILTMAK gerekir. RUHEN ameliyat etmek içinse AYILTMAK... |
|
| | Mesaj No:4 |
| Medineweb Site Yöneticisi Durumu: Medine No : 1 Üyelik T.:
14Haziran 2007 |
“Bir yerde anımsıyorum, okumuştum, kime ait hatırlamıyorum… Diyordu ki Âlim, : ‘İslam’ın şartı beştir. Yetkim olsaydı altıncısını haddini bilmek derdim.’ Had, şeriattaki anlamıyla cezalandırmak kısmında değilim… Had, hudud yani sınırdır.bunun kadını erkeği yoktur herkes için geçerlidir. Kur’an bunu Hududullah olarak öğretiyor. Durması gereken yerde durmalı. Yetkisi olmayan yerde yetkiyi kullanmaya çalışmak terör üretir. Haddini bilmemekte ısrar edenler vahysiz ise ona sınır yok zaten; kan, kin, terör, kaos… tabiri caizse mikroptan beslenen bir ruh hali… Vahiy eksenli haddini aşanlar ise kitabına uydurmak için uğraşır, kitaba uymak için değil… Nisa 34-35-36 ayetlerini sadistçe ya da Allah’a din öğretircesine ukalaca yorumlar, ayetlere kırk takla attırır, lastikleştirir, adeta işkencemsi şekilde ayetleri kılıktan kılığa sürüklerler… Bu hasta iki ruh hali için ‘Feeyne tezhebûn’ (Bu gidiş nereye? Bir dur, haddini bil!) sınırı yoktur… ‘Kul etuallimûnellâhe bidînikum’ (Siz Allah’a din mi öğretiyorsunuz, hadsizler!) şamarına rağmen ‘sümmün bükmün umyun’ (kör, sağır, dilsiz) ve ‘ittekullah’tan korkusuz… Yani iki uç yaklaşım da problemli: Ayeti tamamen inkâr edercesine zorlayıcı yorumlarla metni yok saymak, Ya da ayeti erkek öfkesinin meşruiyet zemini haline getirmek. Nisa 34-35-36’da açık, net, sabit ahkâm ayetlerine rağmen… O ayetlerin hedefi ‘naşize’, yani kocasına isyan eden, söz dinlemez, haddini bilmez, kadınlıktan çıkıp erkekimsi tavırlar sergileyen Müslüman kadınlar iken; hadsizler bunu tüm kadınlara uygulanacak evrensel kurallara çevirmek için kırk takla attırırlar ayete… Ayetler üç ana unsur üzerine yoğunlaşıyor: Kadın naşize ise vahyin çözümü birincisi nasihat: ‘feizûhunne’… Hududullah’a davet, ‘ittekullah’… Olmadı ikinci aşama: ‘vehcurûhunne’… Yatağınızı ayırın, sırtınızı dönün; dolaylı olarak Nisa 3 ile tazir tavrında olun. Bu da olmadı; erkek fatma ilk ikisini ezdi geçti, haddini bilmedi, ‘sadakallahu azim’ demedi… Sonuncu aşama gelir: ‘vedribûhunne’… Öldürün değil; haddinizi bilin… Darb edin, dövün, korkutun… Zalimleşmeyin. Amaç tazirdir, korkutmaktır, hadde davettir. Dahası erkek fatma olmadığını kavratmaktır… Kavradıklarında ayetin sonu erkeğe hitaptır: Adam ol sen de, aleyhinde davranma, affet, hoş gör, yapıcı ol, yıkıcı olma, zalimleşme, haydut olma… Kur’an’ın kendi bütünlüğünde: erkeğe “kavvam” olma sorumluluğu verilirken, aynı zamanda öfkesine sınır, gücüne sınır, zulmüne sınır, intikam arzusuna sınır da konuyor. bizim “had” kavramını sürekli “sınır bilinci” üzerinden okumamız bu yüzden tutarlı bir eksen oluşturuyor. Çünkü mesele sadece kadının sınırı değil; erkeğin de “Ben güçlüyüm, öyleyse istediğimi yaparım” vehmine kapılmamasıdır. Ayet bu kadar net ve açıkken karşı tarafa şirin gözükmek için müzebzebinlikleri tutar; ukalalıkta sınır tanımayan takeli, şalvarlı, tesbihli mendeburlar, cüppeliler, Bektaşiler, gezizekâlılar medyada devreye girer; ayete işkence edip yorumlarlar… ‘Yok canım, vedribûhunne darp değil, okşamaktır…’ Veylun! ayetin mesajını amacını bildikleri halde ‘sümmün bükmün’… Ayetin nuşuzu olan kadınlara dair kısmını evrensel kurallara çevirmek,tüm kadınlara uygulamak bunu ayetle teyit etmek… Şeytan bu kadar zararlı değil ya… Sözün özü muhterem hocam, birinci mesajımda anlatmaya çalıştığım; İslam hiçbir canlıya zararı kabul etmez, zulüm sayar… Hiçbir kocaya, babaya, amcaya, erkeğe kadın öldürme yetkisi vermez. Bir insanı öldürmeyi kainatı öldürmüş gibi sayarım der; cezasını da ebedi cehennem olarak bildirir… İslam’ın hedefi olmamış, olma ihtimallerini caydırıcılık ile önlemek; herkese haddini bilmesini ve Hududullah’ı benimsetmektir… Hz. Lut’a ve Hz. Nuh’a naşize olan kadınlara hadleri bildirildiği gibi… Hz. Asiye’ye zalim olan Firavun’a haddini bildirdiği gibi… Vahiy herkese Hududullah çizmiştir: erkeğe, kadına, arıya, karıncaya, güneşe, aya… Eşek arısının bal yapmaya özenmesi hadsizliktir… Erkeğin kas yapısını kadına zulmederek, öldürerek kullanması hadsizlik ve zalimliktir… Erkeğine ‘kavvamun’ olmaya çalışan erkek fatma, ölümü hak etmez ama ‘vedribûhunne’ ihtimali taziri Hududullah’tır..)‘Samanla, otla dövün’ edebiyatını ayet kaldırmıyor üstadım… ‘Vedribûhunne’yi Hz. Ömer farklı uygular, Hz. Osman farklı uygular, Hz. gariban hiç uygulamaz; saygı duyarız.” Burada önemli olan nokta şu: Klasik alimlerin önemli bir kısmı bile bunu “dövme serbestisi” gibi sınırsız bir yetki olarak anlamamıştır. Tam tersine: Yüze vurmayı yasaklamışlar, Yaralama ve eziyeti haram saymışlar, Aşağılama ve zulmü reddetmişler, Bunun bir “terbiye” değil son derece sınırlı ve caydırıcı bir sembolik müdahale olduğunu söylemişlerdir. Hz.Muhammad’ın sav eşlerini dövdüğüne dair sahih bir örnek yoktur. Aksine, ‘Sizin en hayırlınız eşlerine en iyi davranandır’ rivayetleri İslam ahlakının merkezinde durur. Ve şu ayetler de kadınları caydırıcılık korkutmak nuşuz özentisinden uzaklaştırmak için oldukça manidardır: Tahrim 5’in peygamber eşlerine mesajı: ‘Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona sizden daha hayırlı eşler verebilir…’ Ahzab 28-29’un peygamber eşlerine mesajı ise şöyledir: ‘Ey Peygamber! Eşlerine söyle: Eğer dünya hayatını ve süsünü istiyorsanız… gelin sizi güzellikle salayım…’ Bu ve benzeri ayetler, peygamber eşlerine hitaben; fakat tüm ümmet kadınlarını içine alan nuşuza karşı bir çeşit caydırma ve tazir dili ve hududullah olarak okunabilir. Çünkü vahiy, aileyi dağıtan taşkınlığı normalleştirmez; aksine sınır çizer, uyarır, frenler ve tarafları Hududullah’a davet eder. Üstadım, seninle bu konuyu geçmişte de masaya yatırmıştık. Ve ben bir yerde pes etmiştim. Tarih tekerrürden ibaret olmasın diye burada haddimi biliyorum ve sustum.)
__________________ ![]() Büyükler fikirleri,Ortalar olayları,Küçükler kişileri tartışır. Konu Medine-web tarafından (Bugün Saat 02:56 ) değiştirilmiştir. |
|
| | Mesaj No:5 | |
| Medineweb Site Yöneticisi Durumu: Medine No : 1 Üyelik T.:
14Haziran 2007 | Alıntı:
Ayrıca 35. ayette hakem mekanizmasının devreye girmesi de önemli: Aile içindeki kriz tamamen özel ve sınırsız erkek otoritesine bırakılmıyor. Bir sosyal denge mekanizması kuruluyor. Bu da aslında Kur’an’ın meseleyi salt “itaat” değil “fesadı önleme,dengeyı,huzuru ve hududullah kurallarını ” üzerinden ele aldığını gösteriyor. “Kur’an’ın kendi bütünlüğü içinde bakıldığında ana eksen; huzur, adalet, merhamet, ölçü, zulmü engelleme ve aileyi fesattan korumadır. Ve Nisa 34-35-36’nın ana mesajı, nuşuzundan korktuğunuz kadınların nuşuzunu önlemektir. Bizim ‘herkese Hududullah çizilmiştir’ düşüncemiz bu açıdan bir vurgu taşıyor. Çünkü Kur’an gerçekten sadece kadına değil, erkeğe de sınır koyar. Erkek için de zulüm, kibir, taşkınlık ve güç istismarı haramdır. Nitekim ayetin sonunda gelen ‘Eğer size itaat ederlerse onların aleyhine yol aramayın’ uyarısı da erkeğin sınırını haddini çizer. Bu yüzden mesele sadece kadının haddini bilmesi değil, erkeğin de gücünün sınırını, haddini bilmesidir. Yuvayı kurtarmak için birinci ve ikinci basamaklar yani nasihat ve uzaklaşma çözüm olabilir. Ama ‘vedribûhunne’ye geçildiğinde sanırım o yuva ölmüştür; çaresizlikten can çekişiyordur. Oteldir, hapishanedir; içi kof, boş, eziyetten ibarettir. Hayat arkadaşına tokat atıp ertesi gün bağrına basan erkeğe çüşşş denilir.
__________________ ![]() Büyükler fikirleri,Ortalar olayları,Küçükler kişileri tartışır. Konu Medine-web tarafından (Bugün Saat 03:00 ) değiştirilmiştir. | |
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Kişi okuyor. (0 Üye ve 1 Misafir) | |
Benzer Konular | ||||
| Konu Başlıkları | Konuyu Başlatan | Medineweb Ana Kategoriler | Cevaplar | Son Mesajlar |
| Dijital Vicdan | Hâdimul İslam | Bilgi Dağarcığı | 1 | 04 Ocak 2026 19:22 |
| Kadına Şiddet Sorununa Nebevi Bakış | Hâdimul İslam | İslamda Kadın ve Erkek | 0 | 08 Aralık 2021 10:06 |
| Dijital Müslümanlık | FECR | Serbest Kürsü | 1 | 09 Kasım 2014 13:42 |
| Dijital kuşak işbaşında-1 | EyMeN&TaLhA | Makale ve Köşe Yazıları | 1 | 18Haziran 2013 10:28 |
| Kadına Gerçek Bîr Kimlik Ve Kişilik Kazandırmak İçin | enderhafızım | İslamda Kadın ve Erkek | 0 | 12 Temmuz 2012 00:54 |
| .::.Bir Ayet-Kerime .::. | .::.Bir Hadis-i Şerif .::. | .::.Bir Vecize .::. |
|
|