| | |||||||
| Konu Kimliği: Konu Sahibi Hâdimul İslam,Açılış Tarihi: Dün (14:27), Konuya Son Cevap : Bugün (00:18). Konuya 4 Mesaj yazıldı |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Değerlendirme |
| | Mesaj No:1 |
| Medineweb Baş Editörü Durumu: Medine No : 14593 Üyelik T.:
15 Kasım 2011 | Okullarda Artan Şiddet: Eğitim Sisteminde Güven Sorunu Okula düşen ateş ve siyaset/Osman Sert Şiddetin, silahın, cinayetin okul sınıflarına kadar girdiği bir yerde başka neye dertleneceğini bilemez hale geliyor insan. İki gün içerisinde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşananlar, Allah muhafaza, tehlikenin her şehirde ve her okulda tekrarlanabileceğini gösterdi. Çocuğu ile en yakından ilgilenen anne-babaların bile evladının sınıfında, alt ya da üst dönemde benzer şekilde sorunlu ve tehlike arz eden başka bir çocuk olup olmadığından emin olması mümkün değil. Üstelik olayların öncesindeki sonrasındaki tartışmalar cinayetlerin istisnai bir örnekle sınırlanamayacak bir sürecin, toplumsal çürümenin sonucunda gerçekleştiğini gösteriyor. PANORAMATR’nin her yıl Eylül’de yaptığı eğitim araştırması her seferinde meselenin ne kadar büyümekte olduğunu ortaya koyuyor. Eylül 2024’te*“çocuğumu güvenle okula emanet ediyorum”*diyenler yüzde 40’ta kalıyordu. Bugün sorsak rakam çok daha düşük olur. Eğitim sisteminin en büyük sorunu olarak birinci sırada 5 üzerinden 4,6 ile okul çevrelerinde uyuşturucuya erişimin olması geliyor. Diğer sorun alanları parti aidiyetine göre değişse de bu konuda herkes aynı görüşte. Özel okula çocuğunu gönderen her üç veliden biri güvenlik, çevresel faktörler, devlet okuluna güvenmemeyi gerekçe gösteriyor. Her üç veliden ise sadece biri devlet okullarına güveniyor. Bu oran AK Partililer arasında bile en fazla üç kişiden ikiye yükseliyor. Son dönemdeki başarılı gazetecilik örneklerinden fayn.press ‘in*“Bu çocuklar gökten düşmedi.”*başlığı çok çarpıcı. İki gün önce yaşananların geleceği çok önceden belliydi. Uzmanlar yıllardır çığlık çığlığa sorunun kökenlerini anlatmaya çalışıyorlar. Kaldı ki okulda öldürülen öğretmenler ne çabuk unutuldu? Sorunlu öğrencilerin okul dışında işledikleri suçlar sadece okul binasında olmadığı için mi eğitim sisteminin sorunu değildi? Meseleyi oğluna atış eğitimi yaptıran şuursuz bir baba, bir okuldaki yöneticileri istediği gibi alıp bir yerlere dağıtabilen, sadece*“yapabildiği, gücü yettiği”*için öğretmenlere, okul yöneticilerine istediğini yapan özgüven patlamasında yüzen idareciler, CHP ile kavga etmeyi eğitim konuşmaktan daha çok seven Millî Eğitim Bakanı ile açıklamak eksik olmanın ötesinde yanıltıcı. Yaşanmış şiddet hikayelerini kamu otoriteleriyle ilişki içinde anlatan kadın programlarıyla ya da dizilerdeki şiddetle uğraşmak yerine muhalif kanalları tedip etmeyi kendine vazife eden RTÜK ile açıklamak da çok zor. Bunların hepsinin toplamını da aşan büyük bir sorunlar yumağı ve tabiri caizse gayya kuyusu önümüzde duruyor. Umutsuzluk, gelecekten beklentinin kalmaması, toplumsal rol modellerin***“ayar verme”**yi erdem sanması, işsizlik, eğitim sisteminde uzun zamana yayılan çürüme, doktor ve öğretmen gibi kamu görevlilerinin hasta, veli gibi bireyler karşısında değersizleştirilmesi, yönetilemeyen adalet sistemi, cezasızlık algısı, örtük-açık aflarla suçluların serbest kalması gibi onlarca sebep alt alta sıralanabilir. Tüm bunlar toplumsal bir içe doğru çöküşe işaret ediyor. Böyle bir ortamda*“Acının siyaseti olmaz”*demek gerçeklerden kaçmanın, sorumluluk üstlenmemenin işe yarayacağı şüpheli bir denemesi. Sivil toplumun neredeyse anlamsız hale geldiği, her olayda konuların üstünün yayın yasakları ile örtülmeye çalışıldığı, demokratik hak olan gösterilerin valilerin inisiyatifindeki iki satır yazıyla yasaklandığı bir dönemde siyasetten başka ne var ki insanların elinde? Üstelik acıların sorumlusunu bulmanın, sorunların kökenlerine inmenin, bir daha aynı acıların yaşanmasının önüne geçecek düzenlemelere ulaşmanın en temel yollarından biri siyaset değil mi? Mesele konuları henüz bir acı yaşanmadan konuşmak, yani acının değil yaklaşan tehlikenin, muhtemel risklerin soğukkanlı değerlendirilmesi ise o da zor. Nitekim muhalefet milletvekilleri riskleri Millî Eğitim Bakanlığı bütçe görüşmelerinde gündeme taşımış. CHP’li Nimet Özdemir*“… on iki yılda 800’den fazla çocuk hayatını kaybetti, sayı değil sizlere emanet edilen çocuklar ve hepsi birer vatan. Okullarda çocuklar, öğretmenler, müdürler dövülüyor, öldürülüyor, gasbediliyor; okulda güvenlik görevlisi dahi yok.” İYİ Partili Şenol Sunat ise*“Okullarımızda güvenlik görevlilerine acilen ihtiyaç var. Liselerde neler yaşandığı basına yansıyor. Veliler artık okula güvenli alan gözüyle bakmıyor, bakamıyor.”*diyerek konuyu açmış. Tekin ise hem Plan Bütçe Komisyonu’nda hem de Genel Kurul’daki konuşmasında sorunu ne kadar önemsediği ya da ne tür önlemler düşündüğüne dair bir ifade kullanmıyor. Kaldı ki çok derin bir sorunun tek bir bakan üzerinden tartışılması da esası ıskalamak anlamına geliyor. Peki normal zamanda yapılan siyaset işe yaramıyorsa, üniversitelerin, uzmanların çığlıkları havada asılı kalıyorsa, anne-babaların isyanları soğuk mahkeme duvarlarında kayboluyorsa,*“Fırat’ın kenarında bir kurt kuzuyu kapsa Allah benden sorar.”*sözü dizi repliklerinden öte gitmiyorsa elde sınıf arkadaşının kurşunlarına hedef olan öğrencilerin taze toprağına sarılmaktan başka ne kalıyor? Bu memlekette acının tevekkülden başka varacağı menzil yok mu?
__________________ ![]() İnsanı BEDENEN ameliyat için BAYILTMAK gerekir. RUHEN ameliyat etmek içinse AYILTMAK... |
|
Konu Sahibi Hâdimul İslam 'in açmış olduğu son Konular Aşağıda Listelenmiştir
| |||||
| Konu | Forum | Son Mesaj Yazan | Cevaplar | Okunma | Son Mesaj Tarihi |
| | Çocuk Ve Gençlik Eğitimi | AsilBey | 4 | 27 | 18 Nisan 2026 14:27 |
| | Gündem/ Manşetler | Hâdimul İslam | 2 | 40 | 16 Nisan 2026 19:45 |
| | İslami Haberler | Hâdimul İslam | 0 | 73 | 31 Mart 2026 20:17 |
| | Gündem/ Manşetler | Hâdimul İslam | 0 | 59 | 31 Mart 2026 12:10 |
| | Gündem/ Manşetler | Hâdimul İslam | 0 | 103 | 27 Mart 2026 20:08 |
| | Mesaj No:2 |
| Medineweb Baş Editörü Durumu: Medine No : 14593 Üyelik T.:
15 Kasım 2011 |
Ucuz siyasi polemiklerden başınızı alıp okulların güvenlik, temizlik ve beslenme gibi gerçek ihtiyaçlarına el atmaya fırsat bulamazsanız olacağı budur. Milli Eğitim, Bakan Yusuf Tekin'e bırakılamayacak kadar hayati sorunlarla boğuşuyor. Okul saldırılarının araştırılması için haftaya Meclis komisyonu kurulacak. Partilerin ortak önerisi. Duruma el koyacaklar. Umarım göstermelik, yasak savıp zevahiri kurtarmakla kalmaz. Camiye, okula partizan siyaset sokmakta beis görülmezken okul saldırıları mı siyasetin dışında tutulacaktı? Devlet gözetimindeki çocukların korunamayan can güvenliğine mi siyaset karıştırılmayacaktı? Zaten siyaset bunu da yapmayacaksa ne yapacak, kapatsın dükkanı. Daraltılacak, kısıtlanacak, yasaklanacak bir alan varsa o da çocukları güce, şiddete yönelten mesajlar ve ortamlardır. Gücün, şiddetin propagandasını serbest salıp o alanı siyasi eleştiriye kapatmak teklif dahi edilemez. Ajitasyona, provokasyona, halkı endişe ve infiale sevk etmeye geçit vermeden oturup sorumlu, sağduyulu, adam akıllı konuşmak zorundayız. Durum vahim ve âcil. Akif Beki
__________________ ![]() İnsanı BEDENEN ameliyat için BAYILTMAK gerekir. RUHEN ameliyat etmek içinse AYILTMAK... |
|
| | Mesaj No:3 |
| Durumu: Medine No : 64214 Üyelik T.:
09 Nisan 2026 |
Bugünlerde yaşananlar elbette çok üzücü. Ciğerlerimiz yandı. İçimiz parçalandı. Haberleri okudukça oralardaki acılı aileler kadar bizlerde üzüldük. Bizlerden bir parça gitmiş gibi yüreğimiz yanarak takip ettik. Burada bana göre farklı olaylar var. Konu çok geniş, suçu sadece milli eğitim bakanına atmak doğru değil. Onun yerinde bende olsam, başkası da olsa, sizler de olsanız aynı olaylar yaşanacaktı. Bunu devlete yıkarak, birilerini suçlayarak maalesef kapatamayız. Bu olay hiç birşekilde siyasi konu durumuna düşürülmemeli. Son aylarda etrafımızda yaşanan savaşlar, ülkemizin israil üzerinde kurduğu baskı, iç gelişmeler ve dahası... Bu ülkede sürekli birileri ortalığı karıştırma peşinde. Bizi içerden meşgul ederek dış dünyayla bağlantımızı zayıflatma operasyonları. Kendi iç işinizle uğraşın, sıra size gelene kadar sessiz sessiz oturun diyorlar. Milli eğitim bakanının yerinde A partisi, B partisi veya başka bir partili bakan da olsa bu suçu bu sefer onların üzerine atacaktık. Şu anki milli eğitim bakanının okullarda ilahi okutması gibi zıt çıkışlarda bulunup bazı söylemlerde bulunması karşısında bunlara karşı olanların, okullarda ilahi okutmanın çağdaşlıkla ilgisi olmadığını savunanların ( ki bunların kökeni belli, bu ülkeyle, bu milletle ilgisi olmayanlar) söylemlerini tekrarlamakla ne bu acıyı hafifletebiliriz, ne de giden canlarımızı geri getirebiliriz. Bu köşe yazarını yazan şahsiyet, madem çok biliyor o zaman Yusuf Tekin'e bırakılamayacak kadarsa yerine adayını da açıklasaydı. Yusuf Tekin gidince yerine kimin geleceğiniz de söyleseydi. Ellerine koz geçmiş düşmanlıklarını saydırıp, insanlarımızı bölmeye çalışan zavallı yaratıklar benim gözümde. Böyle bir zamanda birlik olmayı, el ele tutuşup bize zarar verenlere karşı olmayı söyleyecekleri yerde hemen hükümet düşmanlığı yapıyorlar. Alın size siyaset. Bunu bile siyasi malzeme olarak kullanacak kadar aciz, zavallı ve hazımsız şahsiyetler. Geçen yıllarda Fransa da bir karikatür dergisi basıldıktan sonra, bütün avrupa başbakanları, yetkilileri yollarda kol kola girerek gözdağı verdiler, dayanışma içinde olduklarını belirttiler. Bizde bu neden yok? birşey olduğunda hemen günah keçisi aranıyor? İçimizdeki bizden görünüp, bizden olmayanlaro o kadar iyi biliyoruz ki, yaptıkları şeyleri karşı tarafa suç olarak isnat etmeyi çok iyi yapıyorlar. Mesele Yusuf Tekin'in gitmesi veya kalması değil. Ama bütün suçu bir kişi üzerinden devlete yıkmak ta bir o kadar doğru değil. Burda ailelerin hiç mi suçu yok. Anne baba çocuklarını nasıl eğitiyor soran var mı? Eğitim önce aileden başlar. Verirler çocukların eline teknolojik aletleri ondan sonra ben çocuğuma iyilik yaptım. Bir zamanlar Metin2 oyunu vardı. sonra Mavi balina çıktı, sonra discort çıktı. Aileler telefon başında, pc başında çocuğum ne yapıyor diye ilgileniyor mu? Bu oyunlar çocukları yavaş zehirleyip, yavaş yavaş suça meyilli hale getiriyor. Bence en büyük suç ebeveynlerde. Çocuğun ne yaptığını, ne izlediğini takip edemiyorsa o devletin suçu olamaz. Aileler 2 çocuğa bakamazken milyonlarca çocuğuk için elinden geleni yapanlara suç bulmaya çalışmak, onları desteklemek sadece ve sadece abesle iştigaldir. İnsan iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırmalı. Böyle köşe bucak kalemşörlük yapanlara itibar edilmemeli. Onların söylediklerini tekrarlayarak değil, milletimizle, devletimizle bütünleşip bunları çözmeli, içimizdeki hainleri ayıklayıp, herşeyin daha güzel olması için çalışmalıyız. Bir japona sormuşlar. - Siz 2 tane atom bombası yediniz, ülkeniz yerle bir edildi, yüzbinlerce insan kaybettiniz, nasıl oluyor da dünyanın süper güçlerinden biri olup bu kadar geliştiniz? Sırrı nedir bunun? Japonun cevabı: - Biz, devletimiz bize ne verecek diye düşünmeyiz, biz devletimize ne verebiliriz, devletimiz için milletimiz için ne yapabiliriz diye düşünürüz... Kısa ve net bir cevap.Bazı şeyleri bence çooooooooooooooook güzel tanımlıyor. Anlayana tabiki.... |
|
| | Mesaj No:4 |
| Medineweb Baş Editörü Durumu: Medine No : 14593 Üyelik T.:
15 Kasım 2011 |
Asilbey okula gönderdiğimiz çocuklar geri dönmüyor. Yolda kaza geçirmedi. Kaçmadı, kaçırılmadı. Devlet bana hesap vermek zorunda değil mi? Çocuğumu "zorunlu eğitimle" gönderdiğim okuldan devletin emniyet müdürünün, devletin silahından çıkan kurşunlarla, devletin okulunda işlenen feci bir olaya, hemde siyasi yetkilerini kullanarak öğretmenin sürülmesine sebebiyet vermiş bir devlet memuru için, psikopat çocuğu kaynaştırma için tertemiz çocuklar arasına katan sistemin sorumlularını ,siyasileri bırakında biraz suclayalım. Kimse sorumluluk almasın, kimseyi suçlamayalım aman aman. Bakansa bakanı suçlicam tabi. Devlette ana babadır. Bana açıklama yapmak zorunda. Sorumluluk almak zorunda. Varmı böyle bir açıklama? Yok... Sorumlular zaten sorumluluk almıyor bir de siz çıkıp onların sözcülüğünü yapmayın ne olur? Yazılanlar çok kıymetli. Kaldı ki; yazılar sorumluluğu bakana yıkmak yerine tam tersi ; "bakana yıkılmayacak kadar hayati önem taşıyor" ve "Millî Eğitim Bakanı ile açıklamak eksik olmanın ötesinde yanıltı..." diye kişi odaklı değil gelinen noktayı, nasıl göz göre göre bu duruma gelindiği belirtiliyor.
__________________ ![]() İnsanı BEDENEN ameliyat için BAYILTMAK gerekir. RUHEN ameliyat etmek içinse AYILTMAK... Konu Hâdimul İslam tarafından (Dün Saat 22:23 ) değiştirilmiştir. |
|
| | Mesaj No:5 |
| Durumu: Medine No : 64214 Üyelik T.:
09 Nisan 2026 |
Öncelikle kimsenin sözcülüğünü yapmadığımı belirtmek isterim. Sözlerim anlaşılmamış. Benim için isim önemli değil. Kimin ne bakanı olduğu da önemli değil. Önemli olan bu ülke için taş üstüne taş koyan, bu ülkenin ilerlemesi için zerre kadar faydalı olandır. Başka bir yazıda okuduğumla burdaki cümleyi birleştirmiştim aslında. Bakana yıkılıp yıkılmaması konusunda. Ben yine de en büyük sorumlunun aile olduğunu düşünüyorum. Haberde caninin babasının ifadesi şuydu. - Odasına girdiğimde bilgisayarını kapatırdı. Bilgisarında ne yaptığını görmemizi istemezdi. Biz girince ekranı saklardı..... Bu nasıl babalık ki, merak edipte , oğlum ne yapıyor, bizden gizleyecek kadar bir şeylerden çekiniyor. Neyi görmemeizi istemiyor. Hiç mi merak etmedi. hee, nasıl olsa benim oğlum yapmaz, sadece bu değil genelde herkes aynı, Çok nadirdir çocuğunun neyle uğraştığını takip eden ebeveyn.. Göz göre göre mi buraya geldi. Mesela ne oldu bu noktaya gelinmeden önce? İşin özeti, iş birilerini suçlamakla çözülecekse istediğinizi suçlayın. Birilerini suçlayarak mı rahatlayacağız. Burda herkesin suçu var, eksiği var, dikkatsizliği var.. Sözlerim pek anlaşılmamış Ayrıca, psikopat çocuğu kaynaştırmak için tertemiz çocukların arasına katılma konusunu pek anlamadım. Ya da haberim yok. Varsa da benim eksiğim olsun. Bu cümle bir dizi film konusu olabilir mi acaba? Sadi Payaslı hocanın kelebekleri ve gelinciklerinden esinlenmiş olabilir mi acaba bu cümle ![]() Bir daha böyle faciaların yaşanmaması için hem devlet, hem millet olarak ne yapmalıyız? sorusuna bir cevap bulmak yerine hala birilerini suçlama derdine düşüyorsak hiç bir çözüm bulamadan, her günümüzü böyle geçirmekten başka yol kalmıyor bana göre. İşte bu da geleceğimiz için büyük tehlike. |
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Kişi okuyor. (0 Üye ve 1 Misafir) | |
Benzer Konular | ||||
| Konu Başlıkları | Konuyu Başlatan | Medineweb Ana Kategoriler | Cevaplar | Son Mesajlar |
| Okullarda yılbaşı kutlaması yasaklandı | Sükutu-Ezber | Gündem/ Manşetler | 4 | 21 Aralık 2024 15:30 |
| OKULLARDA “ADABI MUAŞERET” OKUTULMALIDIR ! | Nebevi Sevda | Adap-Edep-Ahlak | 6 | 28 Eylül 2022 08:25 |
| Okullarda Yeni Dönem Tatil Tarihleri ve Eğitim Modeli Değişikliği | Hâdimul İslam | Gündem/ Manşetler | 1 | 18 Mayıs 2019 00:14 |
| artan kekleri nasil degerlendirebiliriz | Allahın kulu_ | Pastalar | 3 | 07 Şubat 2015 00:18 |
| Okullarda Mescid | muuskem | Serbest Kürsü | 0 | 31 Aralık 2012 10:26 |
| .::.Bir Ayet-Kerime .::. | .::.Bir Hadis-i Şerif .::. | .::.Bir Vecize .::. |
|
|