Medineweb Forum/Huzur Adresi

Go Back   Medineweb Forum/Huzur Adresi > ..::.İBADETLER.::. > İbadetler > Oruç-Ramazan

Konu Kimliği: Konu Sahibi MERVE DEMİR,Açılış Tarihi:  11 Nisan 2009 (20:54), Konuya Son Cevap : 20 Mayıs 2018 (13:28). Konuya 4 Mesaj yazıldı

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Değerlendirme
Alt 11 Nisan 2009, 20:54   Mesaj No:1
Medineweb Emekdarı
Avatar Otomotik
Durumu:MERVE DEMİR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Medine No : 5587
Üyelik T.: 05 Aralık 2008
Arkadaşları:14
Cinsiyet:
Memleket:İstanbul
Yaş:32
Mesaj: 2.537
Konular: 2038
Beğenildi:97
Beğendi:0
Takdirleri:62
Takdir Et:
Konu Bu  Üyemize Aittir!
Standart Uzmanlar, oruç tutanlara,iftarda sindirimi çok kolay olan balık tüketmelerini önerdi

Uzmanlar, oruç tutanlara,iftarda sindirimi çok kolay olan balık tüketmelerini önerdi

İftarda balık önerisi



Uzmanlar, oruç tutanlara,iftarda sindirimi çok kolay olan balık tüketmelerini önerdi.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Yetiştiriciliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Cengizler, yaptığı açıklamada, balığın, A ve D vitamini bakımından önemli bir protein kaynağı olduğunu söyledi.
Ramazan süresince rahatlıkla balık tüketilebileceğini belirten Prof. Dr. Cengizler, şöyle devam etti: "Kalp ve damar rahatsızlıkları bulunan kişilere doktorlar tarafından da önerilen balık, ramazan süresince haftada 5 öğün tüketilmeli. Çocuklarda zeka açısından da son derece yararlı olan bu besin kaynağı mutlaka sofralarda yer bulmalı. Sindirimi son derece kolay olan balık tüketimini, özellikle oruç tutan yaşlılar için öneriyoruz. Vücut tüm gün aç kaldığı ve ağır yağlı yiyecekler sindirim sistemini baskı altına aldığı için balık her yaştan insanlarca mutlaka tüketilmeli. Bazı balıklar, bazı mevsimlerde yağlı olduğu için ızgarada, az yağlı olanların fırında, yağsız olan balık türlerinin de genellikle yağda kızartılarak pişirilmeli. Tüketicilerin, balığın yağlı olup olmadığı konusunda mutlaka satıcıdan bilgi almasında yarar var."
Prof. Dr. Cengizler, Türkiye’de, iç sular ve çiftliklerinde yılda ortalama 700 bin ton civarında balık üretimi yapıldığını, vatandaşların deniz ürünlerine çok kolay ve sağlıklı ulaşmasının tüketimi artıran en önemli faktör olduğunu bildirdi.
Balık fiyatlarının 7 ila 30 YTL arasında değiştiğini ifade eden Prof. Dr. Cengizler, "Örneğin levrek kilosu 7, alabalık ise 5 YTL’den alıcı buluyor. Bunları dikkate alarak balık fiyatlarının tavuk etine göre neredeyse başa baş olduğunu söyleyebiliriz" dedi.
Balığın avlanma zamanı, beslenme, yumurtlama ve su sıcaklığı ile tuz oranını dikkate alarak uzmanlar tarafından hazırlanan takvime göre tüketilmesinde yarar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Cengizler, "Bu takvime göre, levrek, çinekop, palamut, sardalya, barbunya, mercan yavrusu ve lüfer bu yıl eylül ayına denk gelen ramazan süresince sofralara lezzet katacak balıklar arasında yer alıyor" diye konuştu.
Prof. Dr. Cengizler, balık takviminin yılın 12 ayına göre hazırlandığını, Karadeniz, Ege, Akdeniz, Marmara ve boğazlarda tutulan deniz ürünlerinin en iyi ve lezzetli, yenilebilecek, lezzetsiz ve yenilmeyecek zamanları konusunda tüketicilerin dikkatinin çekildiğini kaydetti.
BALIK TAKVİMİ
Hazırlanan takvime göre, boğaz ve denizlerde yakalanan mercan yavrusu, yılın 12 ayında da yenilebiliyor.
Levrek, çinekop, traça, sarıağız, akya, orfoz, palamut, tekir, gelincik, sardalya, barbunya, mercan yavrusu, lüfer, çingene palamudu ve ispendek bu ay içinde tüketilebilecek en iyi ve lezzetli balıklar olarak sayılıyor.
Palamut, nisan, mayıs, haziran ve temmuz aylarında, torik, nisan ve eylül arasında, orkinos mart, nisan ve mayıs aylarında önerilmiyor. Çinekop ile sarıkanat temmuz ve ağustos aylarında, hamsi, torik, kofana, uskumru, kalkan yavrusu, iskorpit ve karagöz kasım ayında yenilebilen balıklar listesinde yer alıyor.
Sazan, turna, alabalık ise yine bu ay lezzetli olmamakla birlikte yenilebilecek tatlısu balıkları arasında sıralanıyor.
Alıntı ile Cevapla

Konu Sahibi MERVE DEMİR 'in açmış olduğu son Konular Aşağıda Listelenmiştir
Konu Forum Son Mesaj Yazan Cevaplar Okunma Son Mesaj Tarihi
Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN ülke tv Canlı... Videolar/Slaytlar Abdulmelik 1 2239 22 Ağustos 2013 23:41
İran Emperyalizmi Üyelerimize Ait Makaleler Abdulmelik 6 2282 26 Ocak 2013 21:53
gerekli gereksiz bir şiir.. Üyelerimize Ait Makaleler MERVE DEMİR 0 2050 06 Aralık 2012 09:48
olmamış kayınbiradere mektup :) Komik Paylaşımlar Allahın kulu_ 10 4697 03 Kasım 2012 22:19
İslamın kurtuluşu bilinçlenme ile mümkündür Üyelerimize Ait Makaleler Esadullah 11 3989 02 Ekim 2012 20:16

Alt 30 Temmuz 2011, 23:06   Mesaj No:2
Medineweb Üyesi
Avatar Otomotik
Durumu:muhsin iyi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Medine No : 14028
Üyelik T.: 30 Temmuz 2011
Arkadaşları:5
Cinsiyet:
Mesaj: 143
Konular: 88
Beğenildi:29
Beğendi:0
Takdirleri:10
Takdir Et:
Standart Yazın ve Kışın Kolay ve Rahat Oruç Tutmanın Yolları (Püf Noktaları)

Bir işte insan deneye deneye bazı kolaylıklara ve rahatlıklara ulaşır. Yani iş insanlara başlangıçta zor ve sıkıntılı görünür ama deneyimle insanlar sonra işin kolay ve rahat olmasını sağlayan püf noktalarını görürler ve artık iş onlara zor ve sıkıntılı görünmez. Ayeti celilide buyrulduğu üzere ‘Her zorluktan sonra kolaylık vardır. Evet, her zorluktan sonra kolaylık vardır. (İnşirah suresi, ayet 5-6)’.
Ben âcizane son dört yıldır, aralıksız pazartesi ve perşembe günleri oruçlarını tutmaktayım. Ayrıca üç aylarda bu günleri biraz daha artırmaktayım. Yani üç aylarda elimden geldiğince başka günlerde de oruç tutuyorum. Bunları bu yolda deneyimim olduğuna ve yazımın inandırıcılığına kanıt olması için söylüyorum. Yani okuyucu yazımı okurken bu yazımın altında bir deneyim olduğunu, bunun masa başı yazısı olmadığını bilsin istiyorum. İnternet ortamında nick ismimle yazmama karşın gurur, kibir, riya, gösteriş… gibi insanın imanını, bütün iyi amellerini yok edecek bu dehşetli afatlardan Allah’a sığınırım. Allah bizleri bu afatlardan korusun. Amin.
Oruç biliyorsunuz kameri aylardadır, kameri aylar da şemsi ayların içerisinde dönmektedir. 33 yılda devir tamam olmaktadır. Çocukluğumda yazın oruç vardı. Şimdi kırklı yaşlarda yaz oruçlarını yine gördük.
Bir insan yaz kış belli günlerde de olsa oruca devam edince mevsimlerde bazı püf noktalara dikkat edince orucu çok rahat ve kolay bir şekilde tutabilmektedir.
Biz başlangıçta çok sıkıntılar çektik, ama şimdi o sıkıntılardan elde ettiğimiz deneyimle işin meyvelerini yemeğe başladık. Oruç benim için artık çok rahat ve kolay bir ibadete dönüştü. Sadece Ramazan’da değil bütün yıl boyunca belli günlerde de rahat ve kolay bir şekilde tuttuğumu demin söyledim. İstiyorum ki, ümmeti Muhammed de benim yaşadığım kolaylığı ve rahatlığı görsün onlar da bu ibadete sadece Ramazanda değil bütün yıl boyunca da belli günlerde talip olsunlar, bunu bir hayat biçimi olarak benimsesinler.
İnsanın manevi dünyasında pek çok uyarıcı var. Bunlardan ikisi oruç tutarken insana sıkıntı vermeye başlarlar: Açlık ve susuzluk. Bunlar uyarıcılardır. Eğer bunlar olmasa insanlar çalışmazlardı. Çünkü insan tembel yaratılmıştır. Medeniyetin temeli de bu iki uyarana bağlıdır. Her neyse…
Bu iki uyaranın ikisi birden, aynı anda etkili olmaz. Yani bu beden makinesini yaratan yüce Allah, bu iki uyaranı birlikte, aynı anda hareket ettirmez. Birisi etkin olur. Diğeri varlığı hissedilmeyecek oranda geri kalır. Yazın oruç tutan insanlar susar, kışın da acıkır. Yani yazın oruç tutan kişi kesinlikle acıkmaz. İsterse iki gün ağzına bir lokma koymasın, sadece susar. Deli gibi susar. Susuzluk dışında bir şey düşünmez. Kışın da acıkır. Yemek dışında bir şey düşünmez. İlkbahar ve sonbahar mevsimleri ise sıcaklık durumları ile yaza ve kışa benzemelerine göre değişirler. Yani bu mevsimlerde hava serin olduğunda acıkırız, sıcak olduğunda susarız. Yani yüce Allah, merhametinden açlık ve susuzluk gibi iki belayı aynı anda birarada, birlikte kuluna tattırmaz. Biri baskın olur; diğerinin üzerini örter, varlığını hissettirmez. Yani bebek ya kız doğar, ya erkek onun gibi. Bu yüce Allah’ın biz aciz kullarına büyük bir lütfudür. Bünyemizin kanunudur.
Yazın bir insan oruç tuttuğunda mümkün mertebe yemekle orucunu açmasın. Daha doğrusu yemeği çok az yesin. Sıvı alsın. Kahvaltı ayarında bir iftar en iyisidir. Hele sahurda kesinlikle yemek yemesin. Korkmasın, kesinlikle acıkmayacaktır oruç günü içinde. Sadece susayacaktır. Susuz devler gibi saatlerce su içmek isteyecektir. Onun için sahurda karnı aç olsa da fazla yemek yemesin; karnını çay, su, karpuz, kavun, meyve suyu gibi şeylerle doldursun; çünkü bu yalancı açlıktır, gündüz bu açlığı hissetmeyecek, sadece yavaş yavaş susamaya başlayacaktır. Kışınsa durum tam tersine olacak, kişinin iftarda ve sahurda sıvı şeylere değil, yemeğe ağırlık vermesi gerekecektir. Kışın da kesinlikle susamayacaktır. Kışın susuz yatsa bile, oruç günü boyunca susuzluğu ortadan kalkacak, sadece acıktığını hissedecektir.
Gece imsak vaktine kadar uyumayıp vazifelerinizi yaptıktan sonra uyunması gün içerisindeki zamanın büyük bölümünü uyku ile geçirilmesini sağlayacaktır. Uyku nadasa bırakılmış tarla gibidir. Enerjinizi muhafaza eder, yazın geç susamanızı, kışın da geç acıkmanızı sağlar. Yalnız yazın uyuduğunuz yerin serin olmasına özellikle çok dikkat edin, tabii üşütme riskine girmeden, kapı veya pencereleri açık bırakmayı unutmayın. Yoksa uyku çok su kaybına neden olacak, daha uyanmadan vücut sıvınızın önemli bir kısmını kaybetmenize neden olacaktır. Terlemiş vaziyette uyanıyorsanız, bunu ortadan kaldırmak için hemen acil önlem alın; uyandığınızda odanın serinliğini vücudunuzda mutlaka hissedin.
Tabii çalışanların Ramazanı tatil günlerine denk getirmesi veya bu ayda izin alması en güzelidir. Bu ayı baştan sona ibadete tahsis etmek akıllı kişilerin harcıdır. Çünkü ganimet gökte bu ayda adeta yağmaktadır. Her ibadete verilen sevap birden yedi yüze kadar çıkar. Sair ayları defalarca kez katlar. Bazılarını yüzlerce kez.
Sabah uyandığınızda hemen dışarı çıkmayın. Alış verişi sonraya bırakın. En sona. Eve geldiğinizde iftara on beş dakika, yarım saat gibi bir zaman kalsın. Çünkü orucun en zor zaman dilimidir. Sıkıntılıdır. Sabah uyandığınızda orucun sıkıntılarını pek hissetmezsiniz. Onun için dikkat isteyen işlere yönelebilirsiniz. Kitap okumak gibi. Sonra ibadet, özellikle kaza namazları ve nafile ibadetler yapılabilir. Kuran-ı Kerim okumak ve dinlemek de güzeldir, dinlendirici etkileri vardır. Yavaş yavaş susuzluğu hissetmeye başladığınızda evde durmayın, dışarı çıkın, arkadaşlarınızın yanına gidin, sohbetlere katılın. Dindar olanlarını tercih edin. Yoksa gıybet yapan kişiler orucunuzun sevabını boşa çıkarırlar. Bu, orucun sıkıntılarının önüne geçer. Alış verişi sona bırakın. Alış veriş orucun sıkıntılarını yok eder. Gezmek de öyle. Son yarım saat kaldığında evde bulunun. Evden erken çıkarsanız vücudunuzdaki sıvıyı erken bitirip susamaya erken başlarsınız. Hele bir de bu vaziyette eve erken dönerseniz susuzluktan çatlarsınız, üfleyip püflemeye başlarsınız. Kendinizi boşu boşuna sıkıntıya düşürmüş olursunuz. Ama son on beş dakika veya yarım saatte mutlaka evde bulunun. Çünkü orucu tefekkür etmeniz, son sıkıntıları doya doya yaşamanız çok manidardır. Orucun ruhuna uygundur. Duayı bu zamanda ihmal etmeyelim. Kabul oranı çok yüksektir. Yani açlık ve susuzluk belasıyla kavrulduğumuz bu anda –tabii kerehat vakti olduğu için farz dışında namaz kılınmaz ama- zikirle duayla Allah’a yakın olmaya çalışalım. Yani bu anlar tam çiftçinin mahsulü kaldırıp kazanca dönüştürdüğü anlardır. Malı götürme zamanı yani. Nefis de azgınlaşır. Dikkat edin. Bela arar. Aman ağzınızı bağlayın. Yoksa sermayeyi kediye yüklersiniz. Duaya, zikre daldığınızda nefis söner. Bu zaman diliminde gün boyunca tuttuğunuz orucun, dolayısıyla katlandığınız sıkıntıların rahmeti, sekineti bu sayede üzerinize inmeye başlar.
Bir işte çalışanlar oruç tutarken kendilerini maratoncu gibi düşünmelidir. İşlerinin hızını yavaş yavaş artırmalıdır. Ama hoşlarına giden, yapmaktan zevk aldıkları, yaparken kendilerini kaybettikleri işleri sona bırakmalı; zor ve sıkıntılı, sevmedikleri işleri başa almalıdırlar. Zira oruçta sıkıntı başta değil sona doğrudur.
Orucun bu kolaylığını ve rahatlığını fark eden kişi benim gibi yaz kış belli günlerde de oruç tutmaya başlar.
Allah, Ramazan ayı ve sair oruçları rahat ve kolay bir şekilde tutmayı ve bu yolla rızasına ermeyi nasip eylesin. Fazl u ikramıyla günahlarımızı bağışlasın. Amin. Dualarınızı istirham ediyorum. Selamun aleyküm.
Alıntı ile Cevapla
Alt 30 Temmuz 2011, 23:08   Mesaj No:3
Medineweb Üyesi
Avatar Otomotik
Durumu:muhsin iyi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Medine No : 14028
Üyelik T.: 30 Temmuz 2011
Arkadaşları:5
Cinsiyet:
Mesaj: 143
Konular: 88
Beğenildi:29
Beğendi:0
Takdirleri:10
Takdir Et:
Standart Hastaların ve Yolcuların Kolay ve Rahat Oruç Tutmaları

Orucun sırrı olan bağışlanma, merhamet duygularını Kuran-ı Kerim’de farz edilen ayetleri okurken çıkarabiliriz. Yüce Allah İslam’ın diğer farzları olan namaz kılmak ve zekât vermek için Kuran-ı Kerimde pek çok ayetle emir buyurmuşlardır. Bunların sayısı yüzden fazladır. Yani ilgili emirler pek çok surede defalarca kez tekrar edilir. Ama oruç için böyle değildir. Bunun için Bakara suresinden sadece beş ayet tahsis edilmiştir (183- 187 Ayetler ). Bir de Kuran-ı Kerim’de namaz kılmak ve zekât vermek için bunların hiçbir surette affı olmadığını beyan sadedinde genellikle sert ifade olan emir kipi kullanılmışken, oruç içinse bambaşka bir ifade, merhamet hissi, bir hoşgörü ve bağışlama atmosferi içerisinde beyan buyurmuşlardır. İsterseniz bütün bunları görmek için ilgili ayetleri birlikte okuyalım.
183.’Ey iman edenler, size oruç farz kılındı, sizden öncekilere de farz kılınmıştı. Umulur ki korunursunuz.’ Allah (c.c.) bu ibadetin nefse ağır geleceğini bildiği için ‘sizden öncekilere de farz kılınmıştı’ ibaresi ile havayı yumuşatmakta, tıpkı okula yeni başlayıp da gitmek istemeyen çocuğunu ikna sadedindeki bir babanın, ‘Bak ağabeyin de, ablan da, komşumuzun çocukları da okula gitmişlerdi.’ demesi gibi yüce Allah da bu farziyetin sadece bu ümmete mahsus olmadığını söylerken nefsimizi önceki ümmetlerin durumuyla teselli etmektedir. Bizim bu ibadetin ağırlığı ile üzüntüye düşmemizi önlemek istemektedir. Bu bir çeşit gönül alma, alttan almadır… Evet, bu tesellinin birincisi.
184.’Size farz kılınan oruç sayılı günlerdedir….’ Evet, bu ikinci teselli. Tıpkı askerdeki, hapisteki kişiye yapılan teselli gibi: ‘Sayılı günler tez geçer…’ Ayet devam ediyor. ‘İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan diğer günlerden sayısınca tutar.’ Üçüncü teselli, ama burada teselliden ziyade merhamet, hoşgörü duyguları daha ağır basıyor. Ayet devam ediyor. ‘Ona dayanamayanların fidye vermesi gerekir, bu bir fakir doyumudur. Kim de hayrına fidyeyi artırırsa hakkında daha hayırlıdır. Bununla birlikte oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır, eğer bilmek isterseniz.’ Evet, fidye yolu ile Allah bizleri dördüncü kez teselli etmekte. Bu tesellide de bir hoşgörü ve bağışlama ifadesi kendisini göstermektedir. Ama gizli, manevi, ima yollu bir rica da ayetin son cümlesinde ifade ediliyor. ‘Bununla birlikte oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır, eğer bilmek isterseniz.’ İşte bu yazımız bu ayet temelinde yazıldı. Yani yazımızın asıl konusu bir insan hasta veya yolcu olduğunda oruç tutması ona ne kazandıracaktır? Böyle kişilerin orucu Allah katında nasıl karşılanır? Böyle kişiler ruhsatı bırakıp da oruç yoluna, yani azimete girerlerse Allah indinde bu ne anlama gelir? Ama önce orucu farz kılan bu ayetlerdeki Allah’ın bizleri kaç kere daha nasıl teselli ettiğini bir görelim.
185.’O Ramazan ayı ki, insanları irşat için hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kuran onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya yetişirse onda oruç tutsun.’ Beşinci teselli de bu ayın büyüklüğü ile yapılmıştır. Çünkü bu ay Kuranın bir bütün olarak dünya semasına indirildiği, oradan da peyderpey ilk vahyin peygamberimize ulaştığı aydır. Ramazan bu faziletiyle, yani Kuran’ı taşımasıyla diğer ayların sultanıdır. Kuran ise mahlûk değildir, Allah’ın sözüdür. Ondan daha üstün bir şey olamaz. Çünkü Allah’ın sözü şey değildir. Allah’ın sözü ezeli ve ebedidir. Allah’a aittir. Bir hadisi şerifte Ramazan ayının ümmete tahsis edildiği, Recep ayının Allah’a, Şaban ayının da Rasullulah’a beyan buyrulur. Ramazan ayının ümmete tahsis edilmesi bu ayın biz günahkâr kullar için büyük faziletler ve nimetler içermesindendir. Öyle ki bu ayda gündüzünü oruçla geçirenin, gecesini de teravih namazı ile ihya edenin Allah’ın izni ile günahlarının ağırlıklarından kurtulacağı pek çok hadisi şerifle belirtilmiştir. Bütün bunların temelinde Ramazan ayının Kuran’ı Kerim’i taşımasındaki ağırlığı ve büyüklüğü vardır. Ayete devam edelim: ‘Kim de hasta yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz.’ Evet, bu konu, yani hasta ve yolcuların oruç tutmama konusundaki ruhsatı 184. ayette de geçmişti. Peki, bir ayet sonra bu konu niçin tekrar ele alındı? Çünkü 184. ayette yüce Allah hasta ve yolculara oruç tutmama konusunda ruhsat verdikten sonra bir manevi ricayla, ‘Bununla birlikte oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır, eğer bilmek isterseniz.’ demişti. Yukarıdaki ayette isebu konudaki manevi ricayı hafifletiyor. Daha doğrusu manevi rica sözünü tekrar etmeyerek ümmet-i Muhammedialtıncıkez teselli etmektedir. Çünkü Allahın ricasında, bu manevi veya ima yolu ile de olsa, Allah’ın rızası gizlidir. Müslümanlar da O’nun rızasını aradıklarına göre bu ricayı emir telakki edip hasta olduklarında ve yolculuklarında oruç tutacaklardı. Allah ezeli ve ebedi bilgisi ile bunları bildiği için bu ağır yükü müminlerin sırtından almaktadır. Ama yine de yiğit hasta ve yolcular için yukarıdaki 184. ayet kapı gibi durmaktadır. Dileyen oradan da içeriye girip Allah’ın rızasına kavuşabilir. Allah’ın rızasından da daha büyük bir şey yoktur. Allah’ın ruhsatı ise yiğitler için değil zayıf kulları içindir.
186.’Eğer kullarım sana beni sorarlarsa, muhakkak ki ben çok yakınım. Bana dua edince dua edenin duasına icabet ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki doğru yolu bulabilsinler.’ Evet, bu ayet de yedinci teselliyi içermektedir. Ama bu ayette oruç tutanlara hitap yok, diye okuyucu itiraz edebilir. Doğru yok, görünüşte oruç tutan tutmayan bütün Müslümanlara, hatta ‘kullarım’ hitabı geçtiğine göre bütün insanlara yüce Allah hitap ediyor. Fakat siyak sibak açısından baktığımızda yani bundan önce ve bundan sonra gelen ayetlere baktığımızda konu oruç olduğu gibi konuya muhatap olan kişiler de oruç tutanlardır. Dolayısıyla bu merhamet, bağışlanma, şefkat, icabet müjdelerini içeren ayeti kerimenin oruç tutanları teselli babında olduğu anlaşılacaktır. Bu teselli insanın gözlerini yaşatacak oranda derindir, artık oruç tutmak farz değil, yaşamın temel amacı gibi olmaktadır. Zira Allah’ın bize yakın olması, dualarımızı kabul etmesi en büyük nimetlerdir. Allah bunun için bizden kendisinin davetine koşmamızı ve kendisine hakkıyla inanmamızı istiyor. Bunlar da hâlihazırda, daha doğrusu bu ayetlerde oruçla simgelenmiştir.
187.’Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız (cinsel ilişki) size helal buyruldu. Onlar sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için tövbenizi kabul buyurdu ve sizi af etti. Şimdi onlarla ilişkiye girin. Allah’ın sizler için yazdığını isteyin ve fecrin beyaz ipliği siyah iplikten seçilinceye kadar yiyin için. Sonra da ertesi geceye kadar oruç tutun. (…)’Bu ayetin oruç tutanlar için tesellisini sahabeler en iyi bilirler. Çünkü bu ayet inmeden önce oruç önceki ayetlerle farz kılındığında akşam yemekten sonra yatanlar için artık oruç başlamış bulunuyordu. O kişi geceleyin uyandığında bir şeyler yemiyor içmiyor, cinsel ilişkiye de giremiyordu. Çünkü oruçlu oluyordu. Yani sahur yapamıyordu. Çünkü önceki ümmetler orucu böyle tutuyorlardı. Ama Muhammed ümmetine Allah merhamet ederek onları bu ayetle sekizinci kez teselli etmiştir.
Sonuç olarak sanki oruç biz ümmetine emir buyrulmamış da rica edilmiş gibi… Burada benim bu sözüme bazıları hemen itiraz edebilir: ‘Nasıl olur canım, oruç farz değil mi?’ Biz orucun farziyetini inkâr etmiyoruz. Oruç farz bir ibadet, hatta bir emir. Ama yüce Allah bu emri verirken namaz kılma ve zekât verme ibadetlerini yapmamız için söylediği ifadeden farklı bir ‘üslup’ kullanmıştır, bu üslup adeta bir rica özelliği taşımaktadır. Biz buna dikkati çekmek istedik. ‘Demek ki emri rica yerine koyup farzın ağırlığını manevi olarak tahrip mi ediyorsunuz?’ Elbette öyle bir niyetim yok. Allah’ın ricası da sonuçta bir emirdir. Yerine getirilmediği zaman sorumluğunu taşırız. Fakat şöyle bir düşünürsek ricanın emirden daha güçlü bir motivasyona sahip olduğuna da kanaat getirebiliriz. Namaz kılmada ve zekât vermede nefsin bahanesi olamaz. İnsan yatalak derecede hasta olsa bile duruma göre oturarak, uzanarak bazı rükünleri ima yoluyla da namazını ikame edebilir. Zaten zekât zenginlerin ellerinin kiridir, o kadar ağır bir ibadet değildir. Ama oruçta öyle değil, çünkü oruç bedeni bir ibadettir. Bedenin de sağlıklı olmasını şart koşar. Daha doğrusu bazı hastalıklar açlığı, susuzluğu kolay kolay kaldıramaz. Hele bir de hasta ilaç alıyorsa durum daha da kritik olabilir. Ama fedakârlık… Hastalığı veren Allah orucu farz kılarken kulunun bunu kaldıramayacağını elbette biliyordu. Ama o sağlığından fedakârlık yaparak orucu tercih ederse, onun ricasını emir telakki edip öne atılırsa, ruhsatları kullanmazsa… İşte böyle birisi affedilmeyi hak eder, büyük ikramlara da nail olur Allahın izniyle… Çünkü Allah’ın bu ricasının içerisinde bir anne ve babanınki gibi merhamet hissi, bir hoşgörü vardı ve bunlar o kişi için artık rahmete, kurtuluşa ve ebedi nimetlere, en önemlisi de O’nun rızasına dönüşecektir. Çünkü hastalıkta karşılaşılan sıkıntılar görece bir durum arz ettiği gibi böyle bir durumda olup da oruç tutanların katlandıkları fedakârlıkların derecesini de ancak yüce Allah bilir. Hastanın yanında, bugün ulaşılan teknolojik seviyenin verdiği konforla yolculuk yapan seferinin durumunu mevzubahis bile etmek istemiyorum.
Oruçta samimi bir sevgi ve aşk dili vardır. Bunu hasta ve yolcu kullanırsa Allah indindeki durumu nedir?
Oruç tutan kişi hal diliyle şöyle demektedir: ‘Allah’ım ben Sen’i soğuk sudan, lezzetli yemeklerden, eşimle cima etmekten daha çok seviyorum.’ Oruç tutan hasta ise, ‘Ben Sen’i bunların yanında hayatımdan daha çok seviyorum.’ demektedir. Oruç tutan hasta hal diliyle şöyle devam eder: ‘Doktorlar, eş dost, evlat ayal oruç tutma diyorlar, ama ben Sen’in oruç tutma konusundaki ricanı affedilmeme ve daha da önemlisi rızan için bir vesile olarak görmüşüm, affet beni Allah’ım, zaten bu hastalık da başıma geçmiş günahlarımın affı için gelmiş bir sabır kapısı, daha doğrusu rahmet kapısıdır, oruçla bunu ben daha muhkem yapmak istiyorum….’ Size soruyorum, bir insana anasından babasından daha merhametli olan Allah, hal diliyle böyle diyen bir hasta kuluna nasıl muamele edecektir?
Oruç yüce Allah’a aşkı ve sevgiyi ifade etmede öyle kuvvetli bir hal dilidir ki, buna kendi hayatımdan bir örnekle değinmek istiyorum. Hem annemi hem babamı altı yedi yıl önce peşi sıra kaybettim. Babamı pek düşünmüyorum, ama annem her zaman hep aklıma geliyor. Gelen sahne de hep şu: Aslında bu sahne bütün çocukluğum boyunca annemle hemen her gün oynadığımız bir oyundu. Oyunun en acıklı sahnesi şöyle geçerdi: Rahmetli, canı çekmiş olacak, dolaptaki son elmayı, portakalı, havucu vs. alıp yavaş yavaş soymaya başlardı. Çok yavaş ve itina ile soyardı. Her şeyi soyardı. Şeftaliyi de soyardı. Ben önce uzaktan şöyle bir seyrederdim. Soyma işlemi biter bitmez koşarak yanına gelip soyduğu şeyi hemen elinden alırdım. Ama o, ‘Dur,’ derdi. Dilimlerdi. Dilim dilim bana verirdi. Oyunun en acımasız yeri bir dilim de olsa anneme bir şey yedirmememdi. Gerçekten o hiç bu oyunu kaybetmedi. Ben her dilimi sonuna kadar yerdim. Doysam bile inadına sonunu getirirdim. Kendisi için kestiği şeyden ona hiçbir şey nasip olmazdı. İşte ben ömrümce bu aşkın ve sevginin ötesinde başka bir aşk ve sevgi görmedim. Göreceğimi de sanmıyorum. Bu yüzden annemi hemen her gün hatırlıyorum ve ona olan şükran duygularımı manevi hediyelerle ödemeye çalışıyorum. Ama bu borç günden güne artıyor ve ben altından kalkamıyorum. İşte ben bu sahnelerin etkisiyle orucu çok iyi anlıyorum. Nasıl annem canı çektiği halde bir dilim meyveyi kendi nefsinden esirgeyip bana yedirerek fedakârlık yaptıysa oruçlu kişi de annem gibi nefsini gün boyunca canı çektiği şeylerden esirgemektedir. Ben aciz bir kul olarak annemin bu fedakârlığı karşısında eridim ve ezildim. Ona karşı büyük bir aşk ve sevdaya düştüm. Yıllardır sevabını onun ruhuna yolladığım manevi hediyelerle ödemeye çalışıyorum. Son iki yıl da haftada bir gün oruç tutup onun ruhuna hediye etmeye başladım. Peki kullarına karşı haya sahibi, vefakar, lütufkar, merhametli olan yüce Allah kendisi için oruç tutan kullarına karşı nasıl bir duygu taşımaktadır? Benim anneme taşıdığım duyguların fevkinde, hem de sonsuz fevkinde değil midir? Hele bir de bu oruç tutan kullar arasında hasta ve yolcu olanlar varsa, bu fedakârlıklarıyla bunların Allah indindeki durumlarını tasavvur etmek elbette çok zordur.
Ahrette oruç tutan hasta ve yolculara imreneceğimiz apaçık ortadır. Onun için fazla söze hacet yok. Allah’ın hasta ve yolcular için büyük rızasının gizli olduğu ayeti tekrar okuyup onun üzerinde biraz daha düşünelim ve mümkünse kararımızı oruç tutma lehinde kullanalım:
184.’Size farz kılınan oruç sayılı günlerdedir….İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan diğer günlerden sayısınca tutar. Ona dayanamayanların fidye vermesi gerekir, bu bir fakir doyumudur. Kim de hayrına fidyeyi artırırsa hakkında daha hayırlıdır. Bununla birlikte oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır, eğer bilmek isterseniz.’
Alıntı ile Cevapla
Alt 04 Ağustos 2011, 09:42   Mesaj No:4
Medineweb Emekdarı
Esma_Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu: Esma_Nur isimli Üye şuanda  online konumundadır
Medine No : 4458
Üyelik T.: 19 Ekim 2008
Arkadaşları:0
Cinsiyet:kadın
Memleket:sivas/istanbul/
Mesaj: 4.430
Konular: 532
Beğenildi:3080
Beğendi:4424
Takdirleri:14419
Takdir Et:
Standart Cevap: Uzmanlar, oruç tutanlara,iftarda sindirimi çok kolay olan balık tüketmelerini

Oruç tutanlara özel tavsiyeler

Keyfimiz olunca, zayıflama derdiyle nasıl da aç kalıyoruz 24 saat! Hatta kaç 24 saat... Eğlenceli saatler geçiriyorsak şayet nasıl da hayıflanmadan gece yarılarına kadar uykusuz bırakıyoruz kendimizi!

Dünya kupası maçlarınızı izlemek için saat kurup gecenin bir yarısı uyanan çok kişi biliyorum ben. Şimdi ise, bu sıcakta sahura kalkamıyorum diyen...

Keyfimiz ve kahyası için olmazımız yokken, oruca ne bahaneler uydurduk tutmamak için. Halbuki ben bunun haberini daha geçen haftadan yazmış ve kimler hangi hallerde oruç tutmaktan muaftır diye bilirkişiden almıştım talkımı.

İşinize gelirse demiyorum ama işinizi kolaylaştıracak şeyler yazacağımı belirtmek istiyorum. Oruç tutanlara özel tavsiyelerim var. Bizzat kendi üzerimde denediğim ve muvaffak olduğum minik ama büyük netice veren öneriler bunlar.

İftar ve sahur arası soluk yüzler taşımamak adına, çok sinirliyim şu dememek için... Ya da türlü türlü mutsuz, huzursuz olduğunuza dair bahaneleri ortadan kaldırmak için buyurun bir de şunları deneyin.

HER SAAT BAŞI BİR BARDAK SU...

Öncelikle iftar ve sahur arasında muhakkak en az 8 bardak su içmeniz gerekli olduğunu unutmayınız. Bu birinci kural... Bu sıcaklarda vücudumuzun susuz kalmaması için önlemlerimizi, iftar ve sahurlarımızda alacağız. Sakın ama sakın, bir bardak su ile iftarınızı açıp sonrasında sahurda bir bardak suyla geçiştirmeyiniz bünyenizi. Ara ara zamanlara yayarak birer bardak su içmeyi unutmayınız.

İftarla sahur arasındaki 8 saate yakın zaman dilimde, her saat başı bir bardak su içseniz, inanın gün içi yüzünüzde o solgunluk olmayacaktır. Dudaklarınız kurusa dahi, beyninizde algı eksikliğiniz en minimumda olacaktır.

HURMA

İftar ve sahurlarımızda olmazsa olmazımız hurma olacak. Sahurlarınızda tatlı yemek yerine muhakkak en az 3 adet hurma tüketiniz. İftarlarınızı hurma ile açma alışkanlığınız yok ise, o zaman tatlı niyetine yemekten en az yarım saat sonra çayınızın yanında afiyetle yiyebilir hatta çayınıza şeker dahi katmayabilirsiniz. Katkı maddesi

içeren her tatlı gıda sizi daha erken acıktıracaktır. Öncesinde yoğun bir tokluk hissi verse dahi, inanın bir tabak baklavadan çok daha evladır 3 adet hurma. Ben sahurlarımda, kan şekerimi de düzenlemek amaçlı 5 hurmaya kadar tüketiyorum. Hazmı da saatlere yayıldığından, oruçlu günlerimde en büyük destekçim oluyor bu mübarek meyve.

ÇORBA

Çorbasız bir iftar ve sahurumuz olmasın. Çorba olsun da nasıl olursa olsun. İki saatten daha fazla midemizde tokluk hissi yapacağından, hemen diğer yemeklere saldırmamızı engellemek için yavaş yavaş içmeyi tavsiye ediyorum. Sistemimiz, beynimize yemeği ağzımıza attıktan 15 dakika sonra doyuyorum sinyalleri yaymaya başlıyor. Bu demektir ki,

yavaş yersek hem çok yemiş olmayız hem de bu sıcaklarda fenalık geçirmeyiz. Hem de kararında ve tadında yemek yemiş oluruz.

ASİTSİZ İÇECEKLER İÇİNİZ...

Bu sıcaklarda şerbetleri öneriyorum sizlere... Bal katılmış şerbetleri tüketelim iftar ve sahurlarımızda...

HİBİSKUS ŞERBETİ

250 gram hibiskus

1 litre su

3 yemek kaşığı bal

Yarım limon

Bir rulo tarçın

Alnız size hararetinizden kurtulmanız için bir şerbet tarifi...

Kayısı hoşafından tutun da şeftalisine kadar... Şeker yerine bal katsak bu güzel içeceğimize inanın çok daha sağlıklı olacaktır.

SAHURDA ETTEN UZAK DURUNUZ

Et sizi çabuk susatacaktır ve midenizde ayrı bir yük yapacaktır. Gün içinde, bağırsaklarınızda aşırı hareket veya kabızlık yapma riski de çoktur.

GAZI KAÇMIŞ MADEN SULARI

Gün içi kaybedeceğiniz minareleri geri kazanmak için iyi bir öneridir. Sahurlarınızda deneyebilirsiniz.

Ayrıca kahvaltılık gıdalarla sahur yapmak çok daha öneriliyor bilirkişiler tarafından.

Kaldı ki, Afrika'daki, Somali'deki candaşlarımızı düşünecek olursak, az yemek ama yeterli yemek kafi gelecektir hem iftarlarımızda hem sahurlarımızda... Maksat ramazan adabını içimize işleyebilmek. Ve o adabı her aya yayabilmek.

İsrafsız bir ramazan diliyorum... Çünkü ben onlar açken inanın uyuyamayanlardanım.

Bizleri o açlıktan ölümle burun buruna gelen insanlarımızın durumuna düşmekten, onları da bu düştükleri durumdan kurtar Allah'ım...

Allah'ım biz insanoğlunu affet ne olur...

Serdem Coşkun - Haber 7



faydalı olacağını umuyorum okuyunca sizinle paylaşmadan edemedim
__________________
Birbirimize Fikirlerimiz uyuşmasa bile İNSAN olduğumuz için SAYGI duymamız lazım...

Ne MUTLU MÜSLÜMANIM DİYENE....
Alıntı ile Cevapla
Alt 20 Mayıs 2018, 13:28   Mesaj No:5
Medineweb Emekdarı
nurşen35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Durumu:nurşen35 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Medine No : 38944
Üyelik T.: 09 Şubat 2014
Arkadaşları:61
Cinsiyet:Bayan
Mesaj: 9.525
Konular: 1144
Beğenildi:4364
Beğendi:3686
Takdirleri:11335
Takdir Et:
Standart

öncelikle şunu belirtmeliyim ki; zayıflama amacıyla oruç tutmak doğru değildir. Zaten kilo alırsınız, en iyisi baştan böyle bir işe girişmeyin. "ben sahurda yatayım, iftarda uyanırım ancak zaten" diye bir düşünceyle oruç tutmak daha da iğrençtir. siz de böyle bir işe girişmeyin.

-normalde günün her saati bir şeyler yiyen bir insansanız günde iki öğün yiyip 12 saat aç kalmaya dayanmak kolay iş değildir. mideniz kötü olabilir, dikkatli olmak, doğru beslenmek gerekir.

-akşamdan yiyip de yatmayın. bu midenizi kötü yapacak temel faktördür.

-ancak, 12 saat aç kalacağım diyerek sahurda aşırı yememelisiniz. ağır yemeklerden kaçınmalı,
__________________
O (cc)’NA SIĞINMAK AYRICALIKTIR
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Kişi okuyor. (0 Üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:

Benzer Konular
Konu Başlıkları Konuyu Başlatan

Medineweb Ana Kategoriler

Cevaplar Son Mesajlar
"Dost bulmak kolay, önemli olan o dostu kaybetmemek" melis Kıssalar-Hikayeler-Nasihatler 16 07Haziran 2021 21:21
Size Göre Kolay ve Zor Olan/Medineweb FECR Forum Etkinlileri 44 10 Nisan 2021 23:43
Yazın ve Kışın Kolay ve Rahat Oruç Tutmanın Yolları (Püf Noktaları)/Muhsin İyi muhsin iyi Üyelerimize Ait Makaleler 1 13 Temmuz 2014 19:16
Oruç Tutmaya Engel Olan Haller Medineweb İslam İbadet Esasları(DHBT) 0 24 Mayıs 2014 15:02
Balık yumurtası helal midir? Balık havyarı yenilmesi dinen caiz midir? KuM TaNeSi Soru Cevap Arşivi 0 09 Nisan 2009 00:49

Bir Ayet Bir Hadis Bir Söz | www.kaabalive.net Bir Ayet Bir Hadis Bir Söz | www.medineweb.net Yeni Sayfa 1
.::.Bir Ayet-Kerime .::. .::.Bir Hadis-i Şerif .::. .::.Bir Vecize .::.
     

Medineweb Sosyal Medya Gruplarımız:  Medineweb   Medineweb   Medineweb   Medineweb   www.alemdarhost.com sunucularını Kullanıyoruz.



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291